Klasik tezhip kuralları içerisinde özgün tasarımlar üreten Emine Süssoy, geleneksel motifleri farklı kompozisyonlarla eserlerine yansıtıyor. Cumhuriyet’in 100. yılı için ay yıldız ve sekiz köşeli Türk yıldızını kullanarak özel bir çalışma hazırlayan Süssoy, yaklaşık 25 yıldır sürdürdüğü tezhip sanatını “sabır sanatı” olarak tanımlıyor.
EMEKLİLİKTEN SONRA TEZHİP İKİNCİ MESLEĞİ OLDU
Çalışma hayatını bilgisayar programcısı ve sistem analisti olarak sürdüren Emine Süssoy, emekli olduktan sonra Kültür Bakanlığı bünyesindeki geleneksel sanatlar kurslarında tezhiple tanıştı. Hobi olarak başladığı sanatın zamanla ikinci mesleğine dönüştüğünü belirten Süssoy, şöyle konuştu: “Ben 2001-2002’de emekli olduktan sonra başladım. Kültür Bakanlığı bünyesinde geleneksel sanatlar kursları vardı, orada başladım. Sonra yine orada minyatür eğitimi de aldım. Hobi olsun, bana bir oyalanma olsun diye başladım ama hobi olacak bir sanat değilmiş. Çok sevmek gerekiyor. Derken artık bu benim için ikinci bir meslek, ikinci bir çalışma hayatı oldu. İşte 25 senedir de bu işi yapıyorum.”
İLK ATÖLYESİNİ SANAT SOKAĞI’NDA AÇTI
Yaklaşık 12-13 yıldır Ulucanlar Cezaevi Müzesi Sanat Sokağı’ndaki atölyesinde çalışmalarını sürdüren Süssoy, daha önce Kültür Bakanlığı bünyesinde yaklaşık 10 yıl ders verdiğini belirtti. İlk atölyesini de Sanat Sokağı’nda açtığını ifade eden Süssoy, tezhibin yüzyıllardır sürdürülen klasik Türk süsleme sanatlarından biri olduğunu vurgulayarak “İlk atölyemi bu sokakta açtım. Ondan önce Kültür Bakanlığı’nda devam ettim, yaklaşık 10 yıl kadar orada ders verdim. Tezhip sanatı kitap süsleme sanatlarından, klasik Türk süsleme sanatı diye geçiyor. Tezhip sanatı özelinde 8. yüzyıldan süslenmiş bir Kur’an-ı Kerim var elimizde. Yani 12-13 asırdır yaptığımızı bildiğimiz bir sanat bu. Bu süre içerisinde bir saray sanatı olarak geçiyor. Çünkü ana malzemesi altındır ve kitap süsleme sanatıdır. Matbaaya kadar kitap çok kıymetli bir şeydi.” ifadelerini kullandı.
ESMA-İ HÜSNA’YI HAYAT AĞACI FORMUNDA YORUMLADI
Eserlerinde geleneksel motifleri özgün tasarımlarla bir araya getiren Süssoy, Esma-i Hüsna’nın yer aldığı çalışmasını hayat ağacı formunda tasarladığını belirterek şunları aktardı: “Esma-i Hüsna’yı hayat ağacı formuna getirdim. Bizim hem tezhip sanatımızda, minyatürde hem de Türk kültüründe hayat ağacının ayrı bir önemi vardır. Hayatı temsil eder. Ben de orada Allah’ın isimlerini hayat ağacı formunda kullandım, gövdesini de biraz yola benzettim. Yazıları hattatlardan alıyoruz.”
TEZHİP, FARKLI YAZI VE METİNLERLE BULUŞUYOR
Süssoy, tezhip sanatının hilye-i şeriflerden şiir ve edebî metinlere kadar farklı eserlerde kullanıldığını vurgulayarak, “İçindeki incecik olan yerlere klasik tezhip diyoruz. O da hilye-i şerif. Bu standart bize ait bir formdur. Yukarıda Besmele, dört halifenin ismi, ortada Peygamberimizin tarifi, nasıl olduğuna dair bilgiler, altında da duası var. Yandaki de hilye-i şerif, ortasında Muhammed yazıyor. Müsenna diyoruz o yazıya, aynalı yazı. Bu da Mesnevi’den bir şiirin bir beyti. Yani dua, ayet olabilir; şiir ve edebiyat kitapları da çok süslenmiş. Bunun amacı kıymetli olan kitaba daha da kıymet katmak. Özellikle Osmanlı döneminde saray evrakları da çok süslenmiş, devletin gücünü gösteriyor. Onlar şimdi farklı ülkelerin müzelerinde tarihî eser olarak duruyor.” ifadelerini kullandı.
BİLGİSİNİ YENİ KUŞAKLARA AKTARIYOR
Farklı dillerde ve yazı türlerinde hazırlanan metinlere uygun tezhip tasarımları yaptıklarını belirten Süssoy, sanatın gelecek kuşaklara doğru şekilde aktarılmasının önemine değinerek şunları söyledi: “Yazılar Arapça, Farsça, Osmanlıca olabilir eski yazıyla veya Küfi yazıyla olabilir. Türkçe karakterle de yazıyorlar. Elinize gelen yazıya yakışan bir şeyi bulmanız lazım. Biz de onu yapıyoruz. Benim iki öğrencim burada atölye açtı, devam ettiriyorlar çok şükür. Biz keşke gençken öğrenebilseymişiz ya da okulunda okusaymışız ama biz okurken böyle okullar yoktu. Bildiğinizi aktarıyorsunuz, gerisini onlar geliştiriyorlar.”
AY YILDIZI TEZHİP SANATIYLA YORUMLADI
Cumhuriyet’in 100. yılı için hazırladığı çalışmada ay yıldızı ve sekiz köşeli Türk yıldızını tezhip sanatıyla yorumladığını belirten Süssoy, “Cumhuriyet’in 100. yılı için yapmıştım. Aslında ay yıldız var orada. Ortadaki sekiz köşeli Türk yıldızı, bizim ata yıldızımız. Sekiz köşe, iki kare kaymış şekilde. Her köşesinin de bir manası vardır; vatanseverlik, merhamet, cesaret gibi. Diğerleri de ay, ay yıldız gibi tasarlamıştım. Bakın, yazı yok orada. Klasik tezhipte motiflerimiz var, onların çizim kuralları var. O kuralları öğrenip yeni motifler de üreteceksiniz. Motiflerin kompozisyon kuralları var. Bu karmaşanın içinde müthiş bir düzen vardır. O kompozisyon kurallarını kullanarak artık aklınıza ne geliyorsa onu yapacaksınız.” diye konuştu.
“TEZHİP BİR SABIR SANATI”
Tezhip çalışmalarının uzun ve yoğun emek gerektirdiğine dikkati çeken Süssoy, bu sanatın ancak severek ve sabırla sürdürülebileceğini belirterek, “Tezhip için sabır sanatı, aşk sanatı derler. Bu bir kere çok uzun sürer, bunu bileceksiniz. Ben sabahtan beri şu yaprakları sürüyorum. Bütün gün çalışacaksınız ve ortada bir tane yaprak olacak. Bunu kabul etmeniz lazım. Bunu da ancak çok severseniz yapabilirsiniz. Yola âşık olmak, çalışmayı sevmek gerekiyor. Çünkü bittiği zaman bir şey olmuyor, bir tane daha başlıyorsunuz. Sanat ne için yapılır? Güzel olsun diye yapılır.” dedi.
“BİR SANATLA UĞRAŞIN”
Sanatın günlük yaşamdan uzaklaşmak ve çalışma hayatı sonrasındaki boşluğu doldurmak açısından önemli olduğunu belirten Süssoy, herkese ilgi duyduğu bir sanat dalını denemelerini tavsiye ederek sözlerini şu şekilde noktaladı: “Çalışan insanlar için de mutlaka bir sanatla uğraşmak lazım gerçekten. Tezhip olması şart değil. Sizi rahatlatacak, aklınızı günlük yaşamdan uzaklaştıracak bir şey lazım. Denemek gerekir. ‘Yapabilir miyim, yapamaz mıyım?’ diye denersiniz. Yapamayabilirsiniz, o zaman yapabileceğiniz başka bir şeyi öğrenirsiniz. Özellikle çalışma hayatı bitince emeklilik çok korkunç bir şey. İnsanlar bir boşluğa düşüyor, bunu görüyoruz. O yüzden tavsiye ediyorum; bir sanatla uğraşın. Hangisi olursa olsun.”