Şiirlerinde iç sesiyle konuşan ve ayrılığı kalıcı bir ruh hali olarak ele alan Şair-Yazar Zeki Kaymakçı, edebiyat dünyasında “Şiirbaz” mahlasıyla tanınıyor. Kaymakçı, şiiri estetik bir uğraşın ötesinde, insanın hayatla ve vicdanıyla kurduğu samimi bir bağ olarak tanımlıyor.
ŞİİRBAZ KİMLİĞİ VE İÇ SES
Zeki Kaymakçı, “Şiirbaz” mahlasıyla şiirlerinde iç sesini merkeze alan bir anlatı kuruyor. Ona göre bu iç ses, yalnızca kişisel bir fısıltı değil; insan olmanın ortak vicdanından süzülen ve dizelere yön veren görünmez bir yol arkadaşı. Kaymakçı bu yaklaşımını, “Şiir benim için susarak söylenen bir hakikattir; içimde konuşan ses aslında yalnız bana değil, insan olmanın yükünü taşıyan herkese aittir” sözleriyle ifade etti.
NOSTALJİ, AYRILIK VE ZAMAN
Kaymakçı’nın şiirlerinde Yeşilçam göndermeleri, eski şarkılar ve geçmiş imgeleri nostaljik bir kaçıştan çok bugünü anlamlandırmanın bir yolu olarak yer alıyor. Ayrılık ise onun şiirlerinde bir son değil, “insanın içinde yer değiştiren ama hiçbir zaman tamamen kaybolmayan bir duygu” olarak ele alınıyor; şaire göre bu hal, yazarken de yaşarken de aynı ağırlığıyla varlığını sürdürüyor.
ŞİİR VE HAYAT ARASINDAKİ ORTAKLIK
Şair Kaymakçı, şiirlerinin okura tanıdık gelmesini bilinçli bir tercih değil, paylaşılan hayat deneyimlerinin doğal sonucu olarak değerlendiriyor. “Ben şiiri yazarken kimseyi temsil etmiyorum ama herkesle birlikte hissediyorum” diyen Kaymakçı’ya göre, aynı sokaklardan geçmiş, benzer duyguları yaşamış insanların ortak hissiyatı dizelere kendiliğinden sızıyor ve bu da şiirlerinde güçlü bir bağ ile sahici bir yakınlık duygusu yaratıyor.
Devamı için tıklayınız.