Ankara Kalesi’nde Emin Antik Sanat Merkezi’nde “…Oluş” adlı 14’ücü kişisel sergisini Ankara sanat severlerin ilgisine sunuyor. www.baskentgazete.com.tr’ye çalışmalarını anlatan sanatçı Kıyar, son kişisel sergimde varılmış bir yer, tamamlanmış ve durağan bir kök salma eylemi olan aidiyeti araf bir kavram olarak tanımladığını dile getiriyor.
Sergide birkaç seriden oluşan 30 civarında seçkinin yer aldığı çalışmalarda, resimlerin pek çoğu, tuval üzerine karışık teknikle çalışılmış. Çalışmalar arasında pigment baskı dijital çalışmalar var. Duralit üzerine asamblaj çalışmalara da özel yer verilmiş.
Daha çok aidiyet duygusunu biraz ön plana çıkaran sanatçı, aidiyet duygusunu ‘araf’ bir kavram olarak niteliyor. Köklenme üzerine de eleştiri var çalışmalarında. Bu kapsamda kadın figürlerinin de yer aldığı, metaforik olarak ağacın da yer aldığı çalışmalarda değişim, dönüşüm imgelemesi yapıyor.
Sanatçı tuval üzerine karışık teknik çalışmalarını da sergide sanat severlerin ilgisine sunuyor. Bu çalışmalarda akrilik, airbruch mürekkebi, boya olmayan ama renk verebilen tarama uçları ile çalıştığına anlatıyor. Sanatçı ‘Oluş’ adlı çalışmalarını tuval üzerine karışık teknik, figüratif soyut olarak nitelendiriliyor.
Çalışmalarında vermek istediği mesajı, “Aidiyet duygusunu aslında bir yere bağlanmak olarak, yaşamımızı kurduğumuz yer, her şeyi oturttum dediğiniz bir yerde aidiyet duygusu yaşarsınız ya; aidiyet duygusu bana göre ‘arafta’ kalan bir durum. Bitkilere ya da ağaçlara baktığımızda onlar köklenmekte ancak hem yayılmaktalar, hem büyümekteler. Durağan bir şeyi ifade etmiyor aidiyet dediğimiz şey. Köklenerek devam etmeyi içinde barındırıyor. Ağaçlar köklenmenin ve ilerlemenin doğada gözlemleyebildiğimiz hali” sözleriyle anlatıyor.
Sergideki çalışmalarında, aidiyeti bir varış noktası olarak değil, sürekli devam eden bir dönüşüm, bir iç içe geçme ve akış süreci olarak ele aldığını anlatan sanatçı Kıyar, “Sanat sabit bir mekâna ya da değişmez bir kimliğe hapsolmayı reddeden, kendi köklerini kendi bedeninde ve adımlarında taşıyan kavramsal bir çatıdır. Köklenmek bir durma hali değil, toprağı yararak ilerleyen, bitmeyen bir yolda olma halidir” diyor.
Çalışmasındaki durağan kadın figürleri ve yalnız doğa tasviri olmayan amorfik ağaç formlarının, yukarı/dışarı uzanmanın, tekinsiz aidiyet arayışının birer temsili olduğunu ifade eden sanatçı, “Köklerin yalnızca aşağıya, toprağın derinliğine inmekle yetinmeyip aynı zamanda bitki/ağacın varoluşunun da derin ve yatay bir seyir izlemesi gibi bedenlerden çıkan ve bedeni saran dallar hem dünyaya tutunma çabasını hem de ondan özgürleşerek yeni bir forma evrilme arzusunu çağrıştırır. Bu durum, insan ve doğanın birbirini basitçe taklit etmesi değil, yeni bir oluşa, başka bir gerçekliğe dönüşme halidir. Dolayısıyla sürekli yeni yollar, katmanlar inşa etmesi, bedenin sınırlarını silikleştirip, dokular ve ağaçların/bitkilerin içinde doğanın uzantısına kök salması bu “…Oluş”un pratiğidir” sözleriyle anlatıyor.
PLATON’UN ‘ŞEY’LERİ İLHAM KAYNAĞI
Çalışmalarında, Platon’un ‘şey’lerin varlığa gelme fikrinin yeni bir form yaratması, Deleuze’ün iki farklı şeyin birbirini taklit etme yerine, birbiriyle bütünleşerek yeni bir gerçeklik, yeni bir ritim yaratmasını tasvir ettiğini anlatan sanatçı Kıyar, “Derrida’nın yolun bittiği düşünülen ama aslında zihni ve varlığı yeni bir yola zorlayan aşılmaz eşiğin, felsefi açmazların kök ararken yolda kaybolma ve o kayboluşun içindeki dinamizmi gibi ‘Oluş’ izleyeni, aidiyetin nerede başlayıp, köklerin nereye ait olduğunu sormaya değil, tam şu an neye dönüşmekte olduklarıyla ilgili bir diyaloğa davet eder” diyor.
Emin Antik Sanat Merkezi’ndeki sergi Mayıs ayının ilk haftasına kadar devam edecek.
NESLİHAN KIYAR KİMDİR?
2003’de Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Resim-İş Öğretmenliği’nden mezun oldu. 2003-2004 yılları arasında İdea Sanat Galerisi’nde yönetici olarak çalıştı. 2005’de Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’ne Araştırma Görevlisi, 2007’de aynı fakültenin Resim Bölümü’ne Öğretim Görevlisi olarak atandı. 2007’de Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Güzel Sanatlar Eğitimi Ana Bilim Dalı, Resim Öğretmenliği Bilim Dalı’nda Yüksek Lisansını, 2010’da doktorasını tamamladı. 2010’da Yrd. Doç. Dr., 2014’de Doçent, 2019 yılında Profesör unvanı aldı. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi, Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nde görev yapmakta, sanatsal çalışmalarını sürdürmektedir.
Alanında 6 ödülü bulunan Kıyar, 14 kişisel sergi gerçekleştirmiş, ulusal/uluslararası pek çok yarışmalı ve karma sergiye dahil olmuştur. Genel olarak görülen amorfik katmanların içinde kurguladığı, tombul anatanrıça metaforuna sabitlenmiş, bilinmezlik ve olasılık arasındaki gri alandaki bilinçaltı izlerini ortadan kaldırmak istercesine doğaçlama hareket eden kadın imgeleri ile izleyene trajedinin yükünü azaltan bir özgürlük alanı sunmayı hedeflerken; sezgisel, içsel ihtiyaçlara göre oluşturulan mekansal kurgular ise, ‘mağara uzamı’ göndermesine bağlanarak ‘ilkel us’a bir ithaf olarak sunulmaktadır.