Spotify üzerinden yayınlanan RadyONKO Podcast Serisi alanında uzman hekimlerin katılımıyla kanserle ilgili güncel, bilimsel ve güvenilir bilgileri toplumla buluşturacak. Kanserle Dans Derneği hekimlerle gerçekleştirdiği podcast serisi ile kanserin önlenmesi, erken teşhis, tedavi süreçleri ve hasta psikolojisi gibi başlıklarla topluma güvenilir ve bilimsel içerik sunmayı hedefliyor. Yayınlanan içeriklerde yalnızca hastalık değil, hastalıkla birlikte tüm bileşenleri de kapsayan içerikler yer alacak. Uzman hekimlerden, araştırmacılara, hastalardan hasta yakınlara kadar farklı alanlarda isimler deneyimlerini paylaşacak. Spotify üzerinden yayınlanan RadyONKO Podcast Serisi ‘Kanserle Dans Edenlerin Sesi’ olacak.
Kanserle Dans Derneği hekimlerle gerçekleştirdiği podcast serisi ile kanserin önlenmesi, erken teşhis, tedavi süreçleri ve hasta psikolojisi gibi başlıklarla topluma güvenilir ve bilimsel içerik sunmayı hedefliyor. Dernek bu kapsamda Uzman Psikolog Sibel Cesur Akyunak moderatörlüğünde; Akciğer Kanseri tanı ve tedavi yöntemleri konusunda, Türk Akciğer Kanseri Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayten Kayı Cangır, İmmünoterapi konusunda, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu, Miyelodisplastik Sendrom (MDS) hastalığı ile ilgili olarak Prof. Dr. Mehmet Ali Özcan, sindirim sistemi kanserleri konusunda Prof. Dr. İsmail Ertürk, cilt kanseri (Melanom) konusunda Prof. Dr. Sadettin Kılıçkap, Ürogenital Sistem Kanserleri konusunda Prof. Dr. Yüksel Ürün, Medikal Onkolojideki gelişmeler konusunda Prof. Dr. Umut Demirci ile podcast projesi gerçekleştirdi. Ayrıca projede, teşhis anı ve tedavi sonrası hastaların yaşanmışlıklarına da yer verildi. Podcast serisi, yalnızca hastaların değil, hasta yakınlarının ve sağlıklı bireylerin de kolay erişim sağlayabilmeleri amacıyla Spotify üzerinden açılan kanal aracılığıyla dinleyicilerle buluşacak. Dernek tarafından ilerleyen dönemlerde, farklı kanser türlerine odaklanan yeni bölümlerin eklenmesiyle içerik kapsamının genişletilmesi planlanıyor.
Ulusal Kanser Haftası kapsamında Ankara’da düzenlenen toplantıya Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu, İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanları, Prof. Dr. Umut Demirci, Prof. Dr. Yüksel Ürün ve Prof. Dr. İsmail Ertürk ile Uzman Psikolog Sibel Cesur Akyunak ve Kanserle Dans Derneği Başkanı Sevil Gürkan katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Kanserle Dans Derneği Başkanı Sevil Gürkan, kanserin dünya genelinde milyonlarca insanı etkilediğini hatırlatarak hastalığın doğru bilgiyle kontrol altına alınabileceğini belirtti. Gürkan, dernek olarak en büyük sorumluluklarının toplumu bilimsel temelli, güvenilir ve anlaşılır bilgilerle buluşturmak olduğunu vurguladı.
Derneğin dijital platformlardaki etkinliğini bir adım öteye taşıdıklarını müjdeleyen Gürkan, uzman hekimlerle birlikte hayata geçirdikleri RadyONKO podcast projesinin heyecanını paylaştı. Gürkan, ses yoluyla da hasta ve hasta yakınlarının yanında olacaklarını belirterek projenin hedefini şu sözlerle özetledi: "YouTube, Instagram, Facebook ve LinkedIn’den sonra artık sesimizle de yanınızda olmak için Spotify’dayız. Her bölümde kanserin farklı türlerini ele alarak, toplumun en çok ihtiyaç duyduğu güvenilir bilgiyi geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyoruz. Kanserle mücadelede ‘dijital ses’ olarak da hastalarımızın yanındayız." Gürkan, konuşmasının sonunda projenin gerçekleşmesinde koşulsuz destek sağlayan Bristol Myers Squibb (BMS) firmasına ve gönüllü katkı sunan uzman hekimlere minnettar olduklarını ifade etti.
Toplantıda uzman hekimlerle yapılan podcastten paylaşımlar aktarıldı. Uzman hekimler, kanserle ilgili yapay zekanın tıptaki yeri ve immünoterapinin yararlarıyla ilgili en güncel verileri ve bilgileri paylaştı.
“YAPAY ZEKÂ DOKTORLARIN YANINDA YERİNDE DEĞİL!”
İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Umut Demirci, konuşmasında kanser tedavisindeki teknolojik devrimi ve immünoterapideki kritik dengeleri değerlendirdi. Demirci, yapay zekânın tek başına bir mucize olmadığını, ancak doğru klinik araştırmalarla birleştiğinde hayat kurtaran bir "yol arkadaşı" olduğunu vurguladı.
Tıpta hiçbir yöntemin yalnızca teknolojiye dayalı olarak sisteme dâhil edilemeyeceğini belirten Prof. Dr. Demirci, yapay zekânın onkolojideki rolünü şu sözlerle tanımladı: "Yapay zekâ; radyoloji ve patolojide tanıyı destekleyebilir, devasa tümör verilerini analiz edebilir ve tedavi seçeneklerini kolaylaştırabilir. Ancak unutulmamalıdır ki; bir yöntemin standart tedavi olması için klinik çalışmalarla doğrulanması şarttır. Yapay zekâ doktorların yerine değil, en güçlü yardımcıları olarak yanlarındadır."
Prof. Dr. Demirci’ye göre kanserle savaşta başarının anahtarı; teknolojik hızı, akademik titizlik ve hasta odaklı bir zaman yönetimiyle birleştirmekten geçiyor. Kanser araştırmalarının sadece laboratuvarlarda kalmaması, hızla hastaya ulaşması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Umut Demirci, sistemdeki aksaklıklara dikkat çekti: "Klinik araştırmalar daha hızlı ve verimli ilerlemeli, ilaç onay süreçleri gecikmemelidir. İlaç endüstrisinin yatırımları çok kıymetli; ancak akademinin rolü artırılmalı ve yenilikçi yaklaşımlar bağımsız araştırmalarla güçlendirilmelidir."
“MELANOMDA İMMÜNOTERAPİ BAŞARISI YÜZDE 50'LERE ULAŞTI”
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu ise immünoterapinin Türkiye’de binlerce hasta için yeni bir umut kapısı araladığını aktardı. Prof. Dr. İmamoğlu, bağışıklık sistemini kanserle savaşacak şekilde eğiten bu yöntemin, klasik tedavilerin ötesine geçtiğini ve artık pek çok kanser türünde "standart" haline geldiğini vurguladı. İmamoğlu, immünoterapinin kemoterapi ve radyoterapiden ayrılan en temel özelliğinin etki mekanizması olduğunu belirterek "Klasik yöntemler doğrudan hücreyi hedef alırken, immünoterapi vücudun kendi savunma mekanizmasını harekete geçiriyor. Bu yaklaşım, özellikle seçilmiş hasta gruplarında hastalığın uzun süre kontrol altında tutulmasını, hatta bazı durumlarda kalıcı yanıtlar alınmasını sağlıyor." dedi.
Prof. Dr. İmamoğlu, immünoterapinin mucizevi etkilerine rağmen her hastada aynı sonucu vermeyeceğinin altını çizdi. Tedavide başarının tümörün biyolojisine ve hastanın genel durumuna bağlı olduğunu hatırlatarak bağışıklık sisteminin aşırı uyarılması sonucu oluşabilecek yan etkiler (tiroid, akciğer ve bağırsak tutulumları gibi) nedeniyle sürecin mutlaka deneyimli onkoloji merkezlerinde takip edilmesi gerektiğini belirtti. İstatistiklerin hastalar için moral verici olduğuna değinen Prof. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu "Metastatik melanomda 5 yıllık sağkalım oranlarının yüzde 20'lerin altındayken, immünoterapi ile yüzde 50 seviyelere çıktığını açıkladı. Akciğer kanserinde de benzer bir ivmenin söz konusu olduğuna değinen İmamoğlu 'Bu veriler, kanserin artık 'yönetilebilir kronik bir hastalık' olma yolunda ilerlediğinin kanıtıdır" şeklinde konuştu. Kişiselleştirilmiş kanser aşıları ve CAR-T hücre tedavileriyle birleşen yeni nesil yaklaşımların önümüzdeki yıllarda kanser tedavisinde çok daha radikal başarıların kapısını aralayacağını açıkladı.
“HASTAYA ÖZEL BİR YOL HARİTASI ÇİZİYORUZ”
Prof. Dr. Yüksel Ürün ise ürogenital sistem kanserleri (prostat, mesane, böbrek ve testis kanserlerinin) Türkiye’de ve dünyada halk sağlığını tehdit etmeye devam ettiğini dile getirdi. Bu kanser türlerinin artık "çaresiz" olmadığını, doğru strateji ve erken teşhisle kontrol altına alınabildiğini vurguladı. Kanser tedavisinde artık "herkese tek tip tedavi" döneminin kapandığını ifade eden Prof. Dr. Ürün, immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerin çığır açtığını belirtti. Ürün, "Artık hastanın sadece tümörüne değil; genetik profiline, tümör biyolojisine ve yaşam koşullarına özel bir yol haritası çiziyoruz. Bireyselleştirilmiş tıp sayesinde çok daha başarılı sonuçlar elde ediyoruz," dedi.
Ürogenital kanserlerin prostat gibi çok sık görülen türlerden, üretra ve böbrek üstü bezi tümörleri gibi daha nadir görülen türlere kadar geniş bir yelpazeyi kapsadığını belirten Prof. Dr. Ürün, şu kritik uyarıları paylaştı:
• Prostat Kanseri: "50 yaş üstü her erkek, belirti beklemeksizin PSA testi ve uzman kontrolünü rutin hale getirmelidir."
• Mesane Kanseri: "İdrarda görülen kan, ağrısız olsa bile vücudun verdiği en net imdat çağrısıdır."
• Böbrek Kanseri: "Genellikle sessiz ilerler, tesadüfen yakalanma oranı yüksektir. Düzenli check-up bu noktada hayatidir."
• Testis Kanseri: "Özellikle genç erkekleri hedef alır ancak erken evrede iyileşme oranı en yüksek kanserlerin başında gelir."
Toplumda kanser taramalarına karşı oluşan çekinceye de değinen Prof. Dr. Yüksel Ürün, sözlerini şöyle tamamladı: "Kanserle mücadelede en güçlü silahımız korku değil, farkındalıktır. Risk grubundaysanız kontrollerinizi aksatmayın. Unutmayın, tedavi sürecinde asla yalnız değilsiniz."
“SİNSİ SEYİR, GEÇ TANI GETİRİYOR”
Sindirim sistemi kanserleri, özellikle de mide ve kolorektal (kalın bağırsak) kanserler, modern dünyanın en önemli sağlık sorunları arasında. İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmail Ertürk, basın toplantısında yaptığı konuşmada bu hastalıkların en büyük riskinin başlangıç aşamasında belirti vermemesi olduğunu vurguladı. Hastalığın doğasına dikkat çeken Prof. Dr. Ertürk, sindirim sistemi kanserlerinin genellikle sinsi bir yol izlediğini ve bu nedenle vakaların çoğunun ileri evrede teşhis edilebildiğini belirtti. Ancak bu durumun kader olmadığını ifade eden Ertürk, "Düzenli tarama programları, sağlıklı beslenme ve risk faktörlerinden kaçınma ile bu kanserlerin büyük bir kısmı önlenebilir veya erken evrede yakalanarak tamamen tedavi edilebilir" dedi.
45 Yaş Sonrasına Kritik Uyarı
Ertürk, özellikle risk grubundaki bireylerin vücutlarından gelen sinyallere karşı uyanık olması gerektiğini hatırlatarak, hayati önem taşıyan belirtileri şöyle sıraladı:
- Açıklanamayan hızlı kilo kaybı,
- Kansızlık (Anemi),
- Yutma güçlüğü,
- Bağırsak alışkanlıklarında (dışkılama düzeninde) yaşanan değişimler.
Ertürk, özellikle 45 yaş üzerindeki tüm bireylerin şikayeti olsun ya da olmasın mutlaka tarama programlarına katılması gerektiğinin altını çizdi.
Konuşmasında son yıllarda onkoloji alanında devrim niteliğinde adımlar atıldığını belirten Ertürk, "Metastatik evrede dahi immünoterapi ve hedefe yönelik (akıllı) tedaviler sayesinde, hastalarımızın yaşam süresi ve kalitesinde anlamlı artışlar sağlıyoruz" ifadelerini kullandı.
Tıptaki tüm teknolojik gelişmelere rağmen en etkili yöntemin halen "erken teşhis" olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İsmail Ertürk, toplumsal farkındalığın artmasının ve bireylerin belirti fark ettikleri anda gecikmeden sağlık kuruluşlarına başvurmalarının kritik önemde olduğunu vurgulayarak sözlerini noktaladı.
Uzman Psikolog Sibel Cesur Akyunak ise kanserin yalnızca bedeni değil; korkuları, umutları ve insanın hayata tutunma gücünü de sınadığını belirterek tanı anından itibaren yaşanan belirsizlik, kaygı ve yalnızlık duygusu kadar; dayanıklılık, anlam arayışı ve bağ kurma ihtiyacının da bu sürecin parçası olduğunu ifade etti. Psikolog Akyunak psikolojik desteğin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve iyileşme yolculuğunda kişiye ‘yalnız’ olmadığını söylemenin önemine vurgu yaptı.