• Öncelikle kendinizden bahseder misiniz?
Ben, 1965 Erzurum doğumluyum. Dışişleri Bakanlığı'ndan emekli oldum. Burada 20 yıl protokol fotoğrafçılığı yaptım. Halen AFSAD ve Türkiye Foto Muhabirleri Derneği'nin üyesiyim. İlk kişisel sergimi Mart 1998'de Ankara'da 'Dokunuşlar' adıyla açtım. Aynı sergim 14'üncü İFSAK İstanbul Fotoğraf Günleri kapsamında 3 Kasım'da İstanbul'da açıldı. Gazi Üniversitesi'nin bazı Fakültelerinde (Resim ÖğretmenliğiGrafik Öğretmenliği- Dişçilik Fakültesi ve Radyo Televizyon ve Gazetecilik Bölümü) değişik dönemlerinde Temel Fotoğraf dersleri verdim.
• Peki fotoğrafa başlama serüveniniz nasıl oldu?
Fotoğrafla ilk tanışmam çok eskiye dayanır aslında. Babam, özel günlerde bir fotoğrafçı ayarlar ve bizlerin fotoğraflarını çektirirdi. Sonra iki yılda bir biz ailecek stüdyoya gider ve fotoğraf çektirirdik. 13 yaşıma girdiğimde babam bana Lubitel marka bir makine aldı. Gittiğim her yere götürmeye ve fotoğraflar çekmeye başladım. Çektiklerimi mahallede bir fotoğrafçı abimize götürüyordum, o filmi makineden çıkarıp yenisini takıp makineyi bana geri veriyordu. Sonrasında işler ilerledi. Ben kompakt bir makineye geçtim. Arkadaş gruplarının gönüllü fotoğrafçılığını yapıyordum. En sonunda 1990 yılında AFSAD'ın Temel Eğitim seminerlerine başladım. Halen de AFSAD'da devam ediyorum. Fotoğraf benim için hep bir tutku oldu, bir yaşam biçimi ve bu hale gelince de zaten başka türlü yaşayamıyorsunuz.
FOTOĞRAF ÇOK PRATİK İSTER
• Bir amatör fotoğrafçı, 'Astronomi Fotoğrafçılığı, Belgesel Fotoğrafçılığı, Foto Muhabirliği, Gezi ve Sokak Fotoğrafçılığı, Hava Fotoğrafçılığı, Hayvan ve Vahşi Yaşam Fotoğrafçılığı, Konser Fotoğrafçılığı, Makro Fotoğrafçılık' gibi türlerin hangisiyle başlamalı sizce?
Bir amatör (ki biz de geçtik o yollardan) öncelikle çokça pratik yapmalı ve teknik sorunlarını aşmayı öğrenmeli. Sonrasındaki ilk hedef de bol fotoğraf izlemek olmalı. İzlenilen fotoğrafları aslında ben hep okunan şiirlere benzetirim. Herkesin sevdiği bir şair vardır mesela. Fotoğrafta da öyle olur, olmalıdır. Beğendiğiniz fotoğrafçının tarzında çalışmaya başlarsınız. Onun gibi çekmek, onu taklit etmek ilk başlarda sorun değildir. Zaman ilerledikçe bu işi ciddiye alan amatörler kendi tarzları için uğraşmaya başlarlar. Kendi yollarında kendi kanatlarıyla uçarlar. Gidecekleri bir yol seçmişlerdir artık ve o yol o kişiyi mutlu edecek tek yol olur çoğunlukla.
• Fotoğrafa gönül vermiş biri olarak, fotoğrafın sizin için anlamı ve önemini anlatır mısınız?
Benim fotoğrafa bakışımı AFSAD değiştirdi. 32 yıldır içindeyim ve bir çok farklı tarza sahip arkadaşlarım, eğitmenlerim, öğrencilerim oldu. Binlerce insanın hayatına dokundum fotoğraf sayesinde. Bazıları gurur duyacağım nitelikte işlerle halen fotoğraf çekiyorlar. Bazıları da benim gibi başka yaşamlara dokunmayı tercih edip eğitmenliği seçti. Hepsinin varlığı beni mutlu ediyor. Onların başarılarıyla mutlu oluyorum. Henüz çıkmadı ama öğrencilerimden biri dönüp bir yardım ya da destek istese işi gücü bırakıp koşarak gideceğimi de biliyorum.
• Fotoğraf için Henri Cartier-Bresson'un 'Karar Anı' dediği 'Doğru zamanda doğru yerde olmak' diye bir kavram vardır, bu genellikle ne zaman kullanılır?
Evet doğru zamanda doğru yerde olmak 'karar anı'dır. Bunun adını da Henri Cartier-Bresson koymuştur. Bu an, eğer bir olayı takip ediyorsanız o olayın doruk noktasında, duygusal patlamayı en çok hissedeceğiniz andadır. Bunun için kendinizi eğitebilirsiniz, ama asıl başarılı olanlar içgüdüsel olarak bu anın geldiğini fark edip makinesine sarılarak o anı kaçırmayanlardır diyebilirim.
• Fotoğrafçı olmak isteyenlere ne önerirsiniz?
Fotoğraf bir gönül işidir. Bu işe gönlünüzü koyarsınız başarılı olursunuz. Japonların İkigai dedikleri bir kavram var ve bu kavrama göre bir işte usta olmak için on bin saat çalışmak gerektiğini söylerler. Eğer bu zamanı ayırırsanız, teknik olarak mükemmel fotoğraflar çekebilirsiniz. Ama fotoğraf sadece mükemmel teknikle bitmez. Ona duyguyu katmak, o fotoğrafa kendini tarzınızı yerleştirmek zorundasınızdır. Tüm bu zorlu yollarda ilerlemek isteyenler için her zaman destek vermeye dernek olarak da bireysel olarak da hazırız.
ANKARA'DA FOTOĞRAFIN MERKEZİNDE OLAN BİR DERNEKTİR
• Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği'ne (AFSAD) gelecek olursak, dernek ne zaman ve nasıl kuruldu?
Derneğimiz 1977 yılında fotoğrafa meraklı ve o dönem çoğu öğrenci olan 9 kişinin girişimiyle kuruldu. Kuruluşuyla birlikte Ankara'da boşluğu hissedilen sanat ortamına taze bir soluk getirdi. Fotoğraf sanatının toplumsal işlevini yerine getirme ilkesiyle kurumsallaşan AFSAD, farklı konularda belgesel ve sanatsal projeler yapmakta ve eğitimler vermektedir. Bazı projeler devlet kurumları, diğer sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşların desteğiyle ve işbirliğiyle yürütülmektedir. Çeşitli konularda farkındalık yaratmada, ülkemizi tanıtmada yurt içi ve dışında birçok önemli sergi, gösteri ve projeye imza atmıştır. AFSAD, fotoğrafı araç ederek, farklı kültürlerin buluşturulması amacıyla birçok ülkeyle karşılıklı işbirliği yapmıştır. 1991 yılında 'Kamu Yararına Çalışan Dernek' statüsünü alan AFSAD, Türkiye'de amatör fotoğraf alanında, bu statüye sahip tek fotoğraf derneği olan bir sivil toplum örgütüdür ve 45 yıldır Ankara'da fotoğrafın merkezinde olan tek fotoğraf derneğidir. Bu birikimi düzgün kullanmak da bizim asli görevimizdir.
• Derneğin amacı nedir?
Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği (AFSAD) fotoğrafın yaygınlaştırılması, fotoğraf severler arasında dayanışma ve işbirliğinin sağlanması, fotoğrafta felsefe, estetik ve teknik sorunların tartışılacağı platformların oluşturulması amaçlarıyla kurulmuştur. Bunları da bir kaç farklı yoldan icra etmektedir. Örneğin Fotoğrafın yaygınlaştırılması için Çocuk Fotoğrafçılar Atölyesi kurduk ve bu güne kadar yaklaşık 90 çocuğa ücretsiz fotoğraf eğitimi verdik. Aynı şekilde yetişkinler için düzenlediğimiz Mobil Fotoğrafçılık eğitimleri de devam ediyor. Bu eğitimlere Cep telefonu ya da Kompakt fotoğraf makinesi olan ve bunları verimli kullanamadığını düşünen herkes katılabiliyor. Şimdiden katılmak isteyenler için hatırlatalım, bu eğitimler her ayın ilk hafta sonu yapılmaktadır.
• Derneğin önümüzdeki günlerde aylarda planları nelerdir?
Niyetimiz, seminerlerimiz aracılığı ile daha çok insanı fotoğrafla buluşturmak ve bu eğitimlerden geçen herkesin en azından 'Bakmakla - Görmek arasındaki farkı' öğrenmelerini sağlamak. Asıl hedefimiz bu.