İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Kültür-Sanat

İmkansız aşk "Aida" operası Congresium'da

Genel

Büyükşehir'den 219 çifte toplu nikah töreni...

Genel

“Her çocuğun oyun hakkı vardır”

Sağlık

Vücuttaki fazla yağı, bağışıklık sistemi yakacak

Genel

Gezici kütüphane, Mamak'ta okur severlerle buluştu

Genel

Dünya genelinde 32 milyon kız çocuğu ilkokula gidemiyor

Magazin

Yılın komedi filmi 'Baba Parası' geliyor

Kültür-Sanat

Albert Eckstein'in Anadolu İzlenimleri ÇSM'de

Genel

Gezici kütüphane Mamak'a geliyor

Spor

Akyurt'ta Amatör Spor Haftası kutlandı

Genel

 97'nci yılında Atatürk için buluşma

Genel

Düşünce Atölyesi öğrencilerini bekliyor

Ekonomi

Ekonomi Haberleri

“Bütçe onların meydanlar bizimdir!”

Tolga ALCA 20.08.2019 10:01

Türkiye Kamu-Sen ve Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, Hükümetin memur zammı teklifine tepki gösterdi. Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, “Bütçe onların, meydanlar bizimdir” dedi.

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önünde kamu emekçilerine ve emeklilerine 2020’de yüzde 4+4, 2021’de ise yüzde 3+3 ve enflasyon farkı teklif edilmesini protesto etti. Kahveci, “Hepinizin bildiği gibi 3 milyon memur, 2 milyon emekli, aileleriyle birlikte 20 milyon vatandaşımızı doğrudan ilgilendiren, nüfusumuzun 4’te 1’inin iki yıllık geleceğini şekillendirecek toplu sözleşme görüşmeleri büyük bir hayal kırıklığına doğru gitmektedir. Geçtiğimiz yıl gerçekleşen resmi enflasyon yüzde 20,3 oldu. TÜİK’in açıklamasına göre yalnızca kiraya son bir yıl içinde gelen zam 100 lira. Ailenin aylık gıda harcamasına gelen zam ortalama 197 lira. Doğalgaza bir yıl içinde gelen zam yüzde 18,6. Elektriğe yüzde 34,8 zam yapılmış. Mutfak yangın yerine dönmüş, memurun, emeklinin bütçesi tarumar olmuş. Hem resmi rakamlar hem de yaptığımız hesaplar, memur ve emeklinin alım gücünün düştüğünü gösteriyor” dedi.

“ENFLASYON HEDEFİNİN DE ALTINDA TEKLİF ETTİLER”

Kahveci, yapmış olduğu açıklamayı şu başlıklar altında topladı: “Hayat pahalılığının bütün zorluklarını hep birlikte yaşıyorken memura ve emekliye reva görülen zam, revize edilmiş hali ile 2020’nin tamamı için yüzde 8,2; 2021’in tamamı için yüzde 6,1… Teklifler böyleyken şu anda yıllık enflasyon, yaz ayları olmasına rağmen yüzde 16,65. Çarşının, pazarın durumunu görüyoruz; sadece kira ve gıda son bir yılda 297 lira zamlanmışken, bize son olarak teklif edilen yüzde 4; önümüzdeki yılın ilk 6 ayında ortalama maaşa 160, en düşük maaşa 120 lira artış demek. Bu ne anlama geliyor arkadaşlar? Hükümet, enflasyon hedefinin bile altında zam teklif ederek resmen bizleri sefalete sürüklüyor. Biz buçuklu toplu sözleşmeleri çok gördük, memurun masada yarım puana nasıl terk edildiğine hep beraber şahit olduk. Birilerini bilmeyiz ama bu teklif bu bütçeyi kurtarmaz; yüzde 4’ler filan bize uymaz! Biz, bütün taleplerimizin haklı gerekçelerini açıklıyor, resmi verilerle destekliyoruz. Kamu işveren tarafından da yüzde 4+4 zammın gerekçesini bekliyoruz. Hedefiniz nedir, amacınız nedir? Enflasyon hedefinin yüzde 9,8 olduğu yerde memura yüzde 4+4 zam teklif etmenizdeki gerekçeniz nedir? Biz, toplu sözleşmenin başından beri hep ‘Hedef enflasyona endeksli maaş zammından vazgeçin’ dedik. Ama bu konuda bile bizi yanlış anladılar. Biz ‘Enflasyonun üzerinde zam yapın, refah artışı sağlayın’ dedik. Onlar, enflasyon hedefinin de altında teklif ettiler. Biz refah istedik; onlar sefalet önerdi. Biz, ekonomik kurtuluş istedik; onlar, ‘Esarete devam’ dedi. Bu teklif, 20 milyon vatandaşımızı adeta ateşe atmak anlamı taşıyor. Bu teklif, bizlere başınızın çaresine bakın demek oluyor. Buradan bir kere daha ilan ediyorum: Toplu sözleşme görüşmeleri normal seyrinde ilerlemiyor! Pazarlıkların başından beri ısrarla bir müzakere sürecine geçilmesi gerektiğini ifade ettim. Ne yetkili konfederasyon ne de işveren tarafı konuları müzakere etmeye yanaşmıyor. Sözleşmelilere kadro, vergi dilimleri, 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetliler, bütün ek ödemelerin emekliliğe sayılması, memurlara da bayram ikramiyesi verilmesi, liyakati yerle bir eden, adaletsizliğin kaynağı mülakatın kaldırılması gibi bütçeye getireceği ekonomik yükü sınırlı olan ya da hiçbir mali yük teşkil etmeyen konular masadan kaçırılıyor. Maliyeti dahi olmayan konularda yıllardır çözüm bekleyen milyonlarca memur ve emeklinin beklentilerini boşa çıkarmak vicdani değildir. Neden yetkili konfederasyon hiç olmazsa bu konularla ilgili müzakereden 20 gün boyunca imtina etmiştir? Biz toplu sözleşmenin başından beri bütün meselelerin masaya getirilip müzakere edilmesi için mücadele ediyoruz.

“BU TEKLİFİ YOK SAYIYORUZ”

20 gündür, masayı verimli kullanmayıp pazarlıkları heba edenlerin, iki günde ne yapabilecekleri soru işaretidir. Süreç henüz sonlanmamışken, bir şansımız daha varken sözleşmeliler, vergi dilimleri, yardımcı hizmetliler, ek gösterge, bayram ikramiyesi gibi az önce ifade ettiğim konularda adım atılması yönündeki ısrarımızı bir kere daha yineliyorum. Gelin bir memur paketi hazırlayalım ve bu saydığım konuları 1 Ekim’de TBMM gündemine getirerek memurların yaralarını saralım. Bizim üretimden gelen gücümüz var. Bizim birlikteliğimizden gelen gücümüz var. Kamu görevlileri ve emeklilerle adeta alay edenlere verilecek güçlü bir cevabımız elbette vardır. Milyonlarca dar ve sabit gelirliyi enflasyona ezdirecek bu yaklaşımı kabul etmiyor, bu teklifi yok sayıyoruz. Kamu işveren tarafından tez zamanda mali ve diğer taleplerimizi içeren yeni bir teklif paketi sunmasını istiyoruz.”

“KÖLELİK KOŞULLARI DAYATILDI!”

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Balık ise “Konfederasyona ve AKP iktidarına sesleniyoruz” diyerek şunları paylaştı: “Ekonomik krize, enflasyona, büyüme rakamlarına ve gerçekçi ülke koşullarına göre belirlenmediği ortadadır. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; kamu emekçilerine ve emeklilerine 2020’de yüzde 4+4, 2021’de ise yüzde 3+3 ve enflasyon farkı teklif edilmesini şiddetle reddediyoruz. Yaşam şartlarının ağırlaştığı, işsizlik ve pahalılık koşullarının mutfakları kavurduğu ülkemizde, doğal gaza, elektriğe, benzine, gıda maddelerine, ulaşıma vs. fahiş oranlarda zam yapılırken, Türk Lirası Dolar ve Euro karşısında erirken, yurttaşların alım gücü günden güne azalırken AKP hükümeti, kamu emekçilerine reva gördüğü bu zam oranlarıyla alay etmektir. Daha da kötüsü kamu emekçilerinin payına ekonomik olarak fazladan günlük yine 1 simit ve 1 çay parası hesabı layık görüldü. Türk-İş ve Memur-Sen’in tavırları emekçilerden yana olmadı. Konfederasyonlar kendi tekliflerinin bile arkasında duramamış, kamu emekçilerini ve işçilerini bir kez daha satmıştır. Grev hakkı olmadan oturulan sözde ‘Toplu İş Sözleşmesi’ masası bu yıl orta oyunundan da öteye geçip, tam bir sirk çadırına dönüşmüştür. Konfederasyon masadaki kirli pazarlığı örtmeye kapalı kapılar ardından yapılmak istenen satışı gizlemenin telaşına dahi düşmemiştir. Adına ‘toplu iş sözleşme görüşmeleri’ denilen, hükümet ve konfederasyon arasında yapılacak olan ‘danışıklı görüşmelerden’ kamu emekçileri adına herhangi bir kazanım çıkmasını zaten beklemiyorduk. Zira ortada ne gerçek bir toplu iş sözleşmesi görüşmesi ne de toplu pazarlık masası bulunmaktadır. Her şey bir orta oyunundan ibaretti ve öylede sonuçlandı.

“BU ÖNERİNİN TARTIŞILACAK BİR YANI YOKTUR”

O masada kamu çalışanlarını temsil edecek olan konfederasyonun, göbekten bağımlı olduğu hükümete karşı, en ufak bir direnç gösteremeyeceğini tüm kamu emekçileri önceki Sözde Toplu Sözleşme süreçlerinden iyi bilmektedir. Türkiye, zor bir ekonomik kriz döneminden geçiyor. Enflasyon yükseliyor, paramız değer kaybediyor, vatandaşın satın alma gücü eriyor, ekmeği her geçen gün küçülüyor. Ülkedeki tüm çalışanların kemer sıkma politikasına kurban gittiği, işçinin ve kamu emekçisinin yaşam şartlarının zorlaştığı koşullar yaşanmaktadır. Siyasal iktidarın bu ekonomik koşullarda kamu emekçilerine utanılacak bir zam verme teklifi ve cesareti konfederasyonun sessizliğinden ve göbek bağından kaynaklanmaktadır. Hükümetin hiçbir zaman gerçekleşmeyen enflasyon hedefinin bile altında kalan bu önerinin tartışılacak bir yanı yoktur.”