Musiki Muallim Mektebi, Cumhuriyeti’n ilanından sonra müzik öğretmeni yetiştirmek amacıyla, 1924 yılında yola çıkmıştı. 1936 yılına gelindiğinde Ankara Devlet Konservatuarı’na dönüşen mektepten, bugün tanıdığımız pek çok ünlü ismin yolu geçti. Geçen yıl yitirdiğimiz keman virtüözü Suna Kan, Zuhal Olcay, Fazıl Say, Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Sumru Yavrucuk ve daha niceleri… Konservatuarın 1982 yılında Hacettepe Üniversitesi’ne bağlanmasıyla bina bir süre atıl durumda kalsa da 1985 yılına gelindiğinde Mamak Belediyesi’ne devredilerek, yolculuğunu sürdürmeye devam etti.

Bugün Mamak Kültür Merkezi olarak yaşayan tarihi binada, geçtiğimiz yıl aralık ayında Ankara’nın ilk müzik müzesi oluşturuldu. 100 yıl önce müzik öğretmeni yetiştirmek için yola çıkan bina, Cumhuriyet’in 100. Yılında dünyanın farklı yerlerinden müzik enstrümanlarına ev sahipliği yapan bir müze halini aldı.

 

“ENSTRÜMANLAR 3 AY BOYUNCA RESTORE EDİLDİ”

Müze Sorumlusu Beyza Pazarcı, binada çeşitli kurslar, sanat etkinlikleri, konserler ve gösteriler düzenlendiğini kaydederek, müzenin oluşum sürecini ise şu şekilde anlattı: “Eskiden sanatın kalbi olan bir yerde şu an bizim devam etmemiz çok güzel. Müzede güncel parçaların yanı sıra tarihi enstrümanlar da var. Bir sanatseverin kültür merkezine çeşitli enstrümanları bağışlamasının ardından geçen yaz bu binanın zemin katına bir restorasyon atölyesi kurduk. Onarılması gereken parçalar vardı. Orada bir sanatçı 3 ay boyunca hepsini tek tek restore etti. Sonra, küratör hocamız Oğuz Elbaş’ın danışmanlığıyla müzemizi oluşturduk.”

‘TARİHİ PİYONA DA BU MÜZEDE’

Aralık ayında ziyarete açılan Musiki Muallim Mektebi Müzik Müzesi, dört bölümden oluşuyor. Girişte bulunan koridor kısmında resim giydirme bölümü, müzik kitaplığı kısmı, Türkiye, Anadolu ve Türk dünyası enstrümanlarından oluşan birinci oda ile evrensel - karma enstrümanlardan oluşan ikinci oda. Oldukça zengin bir koleksiyona ev sahipliği yapan müzede dikkat çeken enstrümanlardan biri tarihi 1836 yılına uzanan ve kitaplık bölümünde sergilenen piyano. Ziyaretimize eşlik eden Müze Sorumlusu Pazarcı, çağdaş enstrümanın yanı sıra tarihi 1800’lü yıllara uzanan vurmalı, telli, telli-tuşlu, yaylı, nefesli pek çok enstrümanın da burada bulunduğunu ifade ediyor.

Başkentin doğal serinleme noktası: Alicin Deresi Başkentin doğal serinleme noktası: Alicin Deresi

SUMRU YAVRUCUK’U AĞLATAN BİNA

Beyza Pazarcı, tiyatro ve sinema sanatçısı Sumru Yavrucuk’un da bu binada eğitim gördüğünü anlatarak, birkaç ay önce ziyarete geldiğinde yaşadığı duygu dolu anları “Ziyarete geldiğinde okulun bahçesini gezerken gözyaşlarına hakim olamadı. O dönem okul müdürünün konuşma yaptığı yeri göstererek ağladı" şeklinde aktardı. 

Muhabir: Merve Us Acıoğlu