Anadolu Ajansının (AA) "Küçük yaş, büyük suç" başlıklı dosya haberinin bu bölümünde, Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Saydam'ın suç örgütlerinin çocukları ne şekilde suça sürüklediklerine ilişkin görüşlerine ve bunun önlenmesine yönelik çözüm önerilerine yer verildi.
Doç. Dr. Saydam, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "yeni nesil suç örgütleri"nin çocukları suçta kullandıklarını ve onlar üzerinden ciddi suç geliri elde ettiklerini hatırlattı.
Ceza kanununda çocukların 0-12, 12-15 ve 15-18 yaş grupları olarak üçe ayrıldığını aktaran Saydam, 0-12 yaş grubunun ceza sorumluluğunun olmadığını, 12-15 yaş grubundaki çocukların fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılanmadığına bakıldığını, 15-18 yaş grubunda en ağır suçu işleyen çocuğun da 18 yıl ceza aldığını kaydetti.
Saydam, özel infaz usulleri ve düzenlemeleriyle cezalarda indirim uygulandığını, bunun da toplumda "cezasızlık" algısı oluşturduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
"Cezasızlık algısının mutlaka kaldırılması lazım. Bu algının kaldırılması, suç örgütlerinin çocukları kullanmasının önüne geçecek çünkü suç örgütleri de aslında 'cezasızlık' algısıyla propaganda yapıyor. 'Siz gelip şu suçu işleyin artık bizim bireyimizsiniz, örgütün önemli mensubu olarak dokunulmazsınız. Bütün mali imkanlara sahip, geçim sıkıntısı olmayan, çalışmanıza gerek kalmayan örgüt üyesisiniz. Size cenneti yaşatacağız. Herhangi bir cezayla da karşılaşmayacaksınız. Olur da yakalanırsanız maksimum 2 yılda aramızdasınız'. O nedenle çocukları kandırmak daha kolay. Ceza kanunumuz çocuklara verilecek cezalar bağlamında daha az ceza öngördüğünden onların kısa sürede tekrar topluma karıştıklarını ve kolaylıkla yeni suçlar işleyebildiklerini görüyoruz."
Örgüt elebaşlarının sosyal medya ve oyun platformları üzerinden çocuklara ulaşabildiğine dikkati çeken Saydam, bu mecraların denetim altına alınması gerektiğini belirtti.
Saydam, "15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini önemli ve olumlu gelişme olarak gördüğünü ama yeterli bulmadığı" görüşünü paylaşarak, özellikle çocukların buralardan suç ve suç örgütleriyle karşılaşmasını engelleyecek aktif tedbirlerin alınması gerektiğini, yapay zeka gibi programlar aracılığıyla örgüt propagandası yapan hesapların tespit edilerek erişiminin engellenmesi gerektiğini anlattı.
Ailelere de sorumluluklar düştüğünü belirten Saydam, "Özellikle ailelerin çocukların sosyal medyada oyun platformu kullanmaları noktasında denetim sağlamaları gerekiyor. Yani 'Bu çocuk oyun oynuyor' dememek lazım çünkü online oyunlar örgüt haberleşmesi, örgüte eleman kazandırılması ve çocukların kandırılması için kullanılan platform haline geliyor." ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Saydam, yeni nesil suç örgütlerinin ulusal yapıdan uluslararası yapılara dönüştüğünü söyleyerek, "Çocukları suçta kullanan suç örgütü liderlerinin birçok ülkede olduğunu görüyoruz. Bir kısmı tutuklu, bir kısmı kaçak, bir kısmı aranmasına rağmen istedikleri şekilde örgütü Türkiye'den yönetebiliyorlar. Dışardan Türkiye içerisinde bu suçları işletebiliyorlar." diye konuştu.
"Suç dünyası 'pembe' ve 'albenili' gösterilerek çocuklara suç işlettiriliyor"
Saydam, çocukların örgütlere ait evlere, lüks mekanlara davet edildiğini anlatarak, "Suç dünyasının 'pembe' ve 'albenili' gösterilmesi, daha sonra da bu çocuklara örgüt adına suç işlettirilmesi de söz konusu." dedi.
Örgütlerin sosyal medyanın yanı sıra çocuklarla çeşitli ortamlarda fiziki olarak da temas kurabildiğine işaret eden Saydam, çocukların uyuşturucu ticareti, öldürme, darp, gasp gibi çeşitli suçlara sürüklendiğini kaydetti.
Saydam, suç örgütlerinin dijital teknolojiden faydalandığına dikkati çekerek, "Bu teknolojik gelişmeleri kullanan yeni suç örgütlerine karşı özellikle kolluğun yani devlet mekanizmasının elindeki imkanları daha aktif kullanması, yeni yöntemler geliştirmesi ve bu şekilde suça engel olması gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.