İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Kültür-Sanat

İmkansız aşk "Aida" operası Congresium'da

Genel

Büyükşehir'den 219 çifte toplu nikah töreni...

Genel

“Her çocuğun oyun hakkı vardır”

Sağlık

Vücuttaki fazla yağı, bağışıklık sistemi yakacak

Genel

Gezici kütüphane, Mamak'ta okur severlerle buluştu

Genel

Dünya genelinde 32 milyon kız çocuğu ilkokula gidemiyor

Magazin

Yılın komedi filmi 'Baba Parası' geliyor

Kültür-Sanat

Albert Eckstein'in Anadolu İzlenimleri ÇSM'de

Genel

Gezici kütüphane Mamak'a geliyor

Spor

Akyurt'ta Amatör Spor Haftası kutlandı

Genel

 97'nci yılında Atatürk için buluşma

Genel

Düşünce Atölyesi öğrencilerini bekliyor

Asayiş

Asayiş Haberleri

Şule Çet davasında zanlılara tahliye yok

Makbule AKGÜL AKKUŞ 11.07.2019 11:53
Şule Çet davasında zanlılara tahliye yok

Gazi Üniversite öğrencisi Şule Çet'in ölümüyle ilgili Çağatay Aksu ve Berk Akand’ın “cinayet”, "nitelikli cinsel saldırı” ve “hürriyeti tahdit” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 39'ar yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davanın 3’üncü duruşması Ankara’da Ankara 31’inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Yoğun katılımın olduğu ve zaman zaman tartışmaların yaşandığı duruşmada, Sanık Çağatay Aksu'nun annesini küçükken kaybeden Şule Çet ile ilgili “Şule’nin annesi ile ilgili Twitter paylaşımları vardı. Annesinin yanına gitmek istemiş olabilir mi” sözleri büyük tepki çekti. Duruşma, 16 Ekim tarihine ertelendi.

Ankara’da 29 Mayıs 2018 yılında bir iş merkezinin 20’nci katından şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Şule Çet (23) davasının 3’üncü duruşması Ankara 31’inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya Şule Çet'in babası İsmail Çet, milletvekilleri, sivil toplum örgütleri ve kadın örgütleri katıldı. Yoğun katılımdan dolayı duruşmaya yaklaşık bir saat geç başlanırken, izleyicilerin bir kısmı mahkeme salonuna alınmadı. Saat 10:00’da başlaması gereken duruşma, yoğunluk sebebiyle 10:45’de başladı. Mahkemeye Mersin Üniversitesi Adli Tıp uzmanlarının hazırladığı rapor sunuldu. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Hakan Kar otopsi, olay yeri, ölü muayene belgelerini inceleyerek hazırlanan rapora ilişkin tespitlerini mahkeme heyetine sundu. Kar, “Olay yerinde kanıt biyolojik lekeler tespit ettim. Bunun için bir inceleme yapılmasını öneriyorum. Ayrıca Şule'nin boyun kemiğindeki kırık biçimi daha çok elle boğmada görülen bir kırıktır” dedi. Kar, tırnak altı sert doku geçişinin olduğunu ve bunun sert boğuşma ile olabileceğini söyledi.

“TOKALAŞMA İLE TIRNAK ALTINA DNA GEÇMEZ”

Berk Akand’ın avukatı Paşa Büyükkayaer’in , “Şule Çet’in tırnak altında müvekkilin doku örnekleri çıkıyor, ancak müvekkilimde hiçbir kızarıklık dahi yok. Bu olabilir mi?” şeklinde sorusu üzerine Prof. Dr. Hakan Kar, “Tırnak altı dokusu için yaralanma, kızarma, deride iz kalmasına gerek yoktur” yanıtını verdi. Kar, Şule’nin vajinasında DNA tespit edildiğini, boyundaki kırığın boğma vakalarında yüzde 92 oranında görüldüğünü, tokalaşma ile tırnak altına DNA geçmeyeceğini belirtti. Kar, diğer raporlardan farklı olarak düşme ile yaşanamayacak cinsel saldırı bulgularının tespit edildiğini açıkladı. Kar, “Maktulün anal bölgesinde erkek prostat sıvısı ve tükürük ile vajinal bölgede de kime ait olduğunu tespit edemediğim bir DNA tespit ettim. Cinsel ve genital bölgelerdeki lezyonların düşme ile mümkün olmadığını söylemek isterim. Vajinada erkek DNA’sı tespit ettim. Anal bölgede tespit edilen prostat sıvısı yeni bir ilişki göstergesidir.”

 “2 PARMAKTA BERK AKAND’IN DNA’SINA RASTLANDI”

Şule Çet’in avukatı Avukat Onur Tatar, “Şule Çet’in 9 parmağında erkek DNA’sına, 7 parmağında birden fazla DNA, 2 parmakta ise Berk’in DNA’sına rastlanmıştır” dedi.

“ŞULE’NİN YÜKSEKLİK KORKUSU VARDI”

Şule Çet'in üniversiteden arkadaşı da tanık olarak dinlendi. Şule Çet’in arkadaşı şöyle konuştu: “Şule dört senedir okuldan arkadaşım. Çağatay'ın yanında işe girmişti. İçeride parası vardı. Onu almaya gitmişti. Şule'nin yükseklik korkusu var. Hiçbir yerde camın yanında bile duramaz. Psikolojik durumunda hiçbir sıkıntı yoktu. Zaten başına ne gelirse gelsin her şeye olumlu bakardı. Olaydan üç dört ay önce Çağatay'ın kendisine bir şeyler hissettiğini düşündüğünü söylemişti.” Sanık Çağatay Aksu ifade veren Çet’in arkadaşına, “Kaba tarif etmek istemiyorum. Tanıklar nasıl getiriliyor? Şule’nin Twitter paylaşımları vardı annesiyle ilgili. Annesinin yanına gitmek istemiş olabilir mi” diye sordu. Tanık, “Buna benzer şeyleri ben de paylaştım ama intihar etmedim. İnsanlar bunları paylaşınca intihar etmiş olmuyor. Bunun ruhsal sağlığıyla ilgili alakası yok” dedi.

“ÇAĞATAY AKSU’NUN DOLANDIRICILIK VE UYUŞTURUCUDAN DOSYASI VAR”

Müdahil vekillerinden Onur Tatar, “Karşı taraf avukatı, Şule’nin ders notlarından dolayı moralinin bozuk olduğunu söyledi. Biz Şule’nin transkriptini istedik. Şule Çet yaşasaydı mezun olacaktı. Biz de Çağatay Aksu’nun sicil kaydına baktık. Dolandırıcılık ve uyuşturucudan kaynaklı dosyası var. Uyuşturucu nedeniyle tedavisi var” dedi.

YASA DIŞI BİR İŞ!

“Dosyaya bir delil daha geldi” diyen Tatar, soruşturmanın ilk savcısının sanık avukatları Levent Erkmen ve Paşa Büyükkayaer hakkında suç duyurusunda bulunduğunu söyledi. Tatar şöyle devam etti: “Yazılı ifadede savcı, ‘Levent ve Paşa bana geldiler ve bir ses kaydından bahsettiler, Umur Yıldırım’la ilgili. Dinlemezseniz bunu internette paylaşacağım dediler’ yazmış. Bu ses kaydı internet üzerinden paylaşıldı. Böyle bir yasa dışı iş tertip ettiler.”

“KAZAĞI SONRADAN GİYDİRMEYE ÇALIŞMIŞLAR”

Olay yeri fotoğraflarını mahkeme salonunda gösteren avukat Ferhat Gebeş, “Hiçbir cinayet kusursuz değildir. Bunun sizin anlatımlarınızla alakası yok” dedi. Gebeş olay yeri bulgularına göre hazırlanan rapordan şunları söyledi: “Sanık avukatı Levent Erkmen delillerin polis tarafından karartıldığını iddia etmişti. Keşif esnasında olay yerinde inceleme yapan polise bunu söylediğimizde, olay yerini olduğu gibi muhafaza ettiğini belirtti. Sanıklara soruyorum, delilleri kim kararttı, ikiniz birlikte mi kararttınız? Şule’nin düşmesinin imkanı yok en kuvvetli ihtimal atıldığı. Çağatay 4.5 metreyi kat ederek düşmesine saniyeler kala Şule’yi tutmaya çalıştığını iddia etse de odadaki eşyaların konumu buna uygun değil. Şule’nin sol ayakkabısının önceden atıldığı açıktır. Sağ ayakkabısı da ya sonradan atıldı ya da düşme esnasında çıktı. Olay yeri görüntüsünde görüyoruz ki Şule’nin kazağı uzun fakat düşme görüntüsünde kazağı katlanmış halde. Atılmadan önce kazağı giydirilmeye çalışılmış…”

“DOĞAÜSTÜ GÜÇLERİM VAR HERHALDE”

 Sanık Çağatay Aksu, “Yine bir senaryo yine bir çizim. 14 ay geçmiş. Ofis çok kısa sürede boşaltıldı. Oraya kimin gidip gitmediğini takip etmişler. ‘4.5 metreyi ne ara koştun’ diyorlar. ‘Şule’yi gördüm ve ayak bileğinden tuttum’ dedim. Perde mevzu var. Nereden önceki kayıtla perdeyi görmüşler. Ayakkabıyı attığımızı iddia ediyorlar. Doğa üstü güçlerim var herhalde. Birine dokunmadan tecavüz etme, birine dokunmadan aşağıya atma… ” diye konuştu. Diğer tutuklu sanık Berk Akand ise, “Diyecek sözüm yok” dedi.

“DELİLLER KARARTILMAYA ÇALIŞILIYOR”

Avukat Umur Yıldırım, sanık Berk Akand’ın mahkemeye doğru telefon vermediğini deliller kararttığını belirterek, “Berk mahkemeye doğru telefonu vermedi. Hala delilleri karartmaya çalışılıyor. Sanık Berk Akand’ın olay günü başka bir marka cep telefonu kullandığını ilk duruşmada verdiği ifadeden biliyoruz. Berk ifadesinde, sürekli video çektiği ve Pınar Turgutlu ile mesajlaştığı için şarjının bittiğini ve ortamda Samsung marka şarj aleti olmadığını söylüyor. Telefonunu USB kablosu ile şarj ettiğini belirtiyor. Bunun kayıtları mevcut. Fakat 11 Şubat 2019’da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Emanet Memurluğuna o gece kullandığı telefonu değil de farklı bir marka telefon teslim ediyor. Bu alenen delil karartmadır.”

PARA İLE HAZIRLANDIĞI İDDİASI

Sanık Berk Akand avukatı Paşa Büyükkayaer, ise şöyle konuştu: “Yargıyı baskı altında tutma çabaları var. Bu delillerle 1 yılı aşkın süredir iki kişi tutuklu. Olaydan çok sonra cinayet masası polisleri sanıkları tekrar aldı. İşkenceye maruz kaldılar. Deliller toplandı büyük ölçüde. Şule Çet’in ölümüne üzülme- yen kimse olamaz. İki annenin de tek çocuğu, bunların da ailesi var. Kamuoyunu empati yapmaya çağırıyorum. Uzman mütalaa raporu parasını verirsiniz hazırlanır. Sürekli rapor sunuluyor. Biz resmi rapordan bahsediyoruz."

DURUŞMADAN SONRA GERGİNLİK

Mahkeme heyeti sanıkların tutukluk haline devam kararı verdi ve dördüncü duruşmayı 16 Ekim 2019 tarihine erteledi. Sanık avukatlarının Çet’in eski sevgilisinin duruşmaya getirilmesi talebi reddedildi. Sanıkların yakınları ve Şule Çet için gelen kadınlar arasında gerginlik yaşandı.