Özel Haber

Ankara'nın tek ipek halıcısı

50 yıldır ipek dokuyan ve geçmişte saraylara devasa halılar üreten Tülay Karanlık, şimdilerde Ankara Kalesi'nin tek ipek halı ustası olarak mesleğini sürdürüyor.

Kaledeki atölyesinde eserleri tek başına üreten usta öğretici Karanlık, bu tarihi mirası gelecek nesillere aktarabilmek için yetkililerden kurumsal destek bekliyor

Ankara Kalesi'ndeki tezgahının başında üretimini sürdüren usta öğretici Tülay Karanlık, klasik ipek halı motiflerini kendi tasarımlarıyla harmanlayarak eskiyle yeninin yeni bir sentezini oluşturuyor. Ünlü ressamların tablolarını ya da kendisine verilen herhangi bir resmi sıfırdan çizip ipek halıya dönüştürebilen Karanlık, zanaatının sınırlarını zorluyor.


“MODELİ ANNEM BELİRLİYORDU, ARALARI BEN DOLDURUYORDUM”

Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde doğan Tülay Karanlık, ipek halı dokuma zanaatına başlama hikayesini şu şekilde aktardı:
"Köyde ben bu halı işini annemden öğrendim. Takriben 5-6 yaşında başladım. Annem öğretti; tabii modeli o belirliyordu, araları ben dolduruyordum. Daha sonra modelli yapmayı öğrendim. Daha sonra halının makas alma dediğimiz, kırpımını kesme işi vardı, onu öğrendim. Sonra kardeşime öğrettim. O öbür kardeşim, öbür kardeşime öğretti. Sonra arkadaşlarımla beraber her yıl, çok büyük halılar üretiyorduk.”

"60 METREKARE HALI NORMAL EVE SIĞMADIĞI İÇİN 3 KATLI HALI EVLERİ YAPILDI”

Köyde üretilen 60 metrekarelik devasa ipek halılar normal evlere sığmayınca, köy genelinde özel işletme niteliğinde yüksek tavanlı "halı evleri" kuruldu. Tülay Karanlık, bu büyük üretim tesisleri sayesinde henüz 1984 yılında halı dokuyarak sigorta girişinin yapıldığını belirterek şunları ekledi:

"Benim sigorta girişim halıdan ,çok büyük halılarımız vardı. Halı normal evlere sığmadığı için, 60 metrekare halının sığması mümkün değil, köye halı evi diye bir evler yapıldı. Halı normal evlerin üç katı yüksekliğinde. Öyle olunca orası bir işletme haline geldi. İşletme olunca da sigortacılar gelerek köyde bizi sigorta ettiler. Orada, 60 metrekarelik ipek halılar ürettik saraylara. Çok büyük halılar yaptık.”

"ŞEHİRDE İPEK HALI ÜRETMEK KOLAY DEĞİL, ŞARTLAR MÜSAADE ETMİYOR”

Köydeki 25 yıllık üretimin ardından şehre taşınan Tülay Karanlık, karşılaştığı zorluklara rağmen zanaatını bırakmadı. Emekli olduktan sonra bu kültürel mirası aktarmak amacıyla harekete geçen Karanlık, bir yıl önce Ankara Kalesi'nde çalışmaya başladığını belirterek şunları söyledi:

"25 yıl üretim yaptıktan sonra, şehre taşındım. Öyle olunca, şehirde ipek halı üretmek çok da kolay değil. Şartlar müsaade etmiyor. Ama hep üretmek ve öğretmek istiyordum. Çünkü bu kültürel bir miras. Çok değerli bir şey. Emekli olduktan sonra, dedim ki 'Bunu hem yapacağım hem de öğreteceğim, aktaracağım' diyerek yola çıktım. Bir yıldan beri bu işi kalede yapıyorum.Kale'de yeniyim ama Kale'de çok güzel sanatlar üretiliyor.”

"ANKARA'DA HİÇ İPEK HALI ÜRETEN YER YOK, SADECE BEN VARIM”

Ankara Kalesi'nin tek ipek halı ustası olan Tülay Karanlık, klasik motifleri kendi tasarımlarıyla harmanlayarak ünlü tabloları ipliğe dokuduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:

"Ankara'da hiç ipek halı üreten bir yer yok. Hiç kimse yok şu anda. Sadece ben varım ipek halıda. İpek halı tabii; atkısı, çözgüsü, ipi, her şeyi ipek ve benim ürettiğim halıların 1 santiminde 100 tane düğüm var. Klasik desenler var, onlardan üretiyorum. Yeni de kendime göre farklı desenler üretiyorum. Eskiyle yeniyi harmanlayarak yeni bir sentez oluşturmaya çalışıyorum. Bir resmi veriyorsunuz mesela, biz onun desenini çizip onu halı haline getirebiliyoruz. Ünlü ressamların tablolarını ipek halıya geçirebiliyoruz. Bu halılar, 300 ila 500 yıl arasında yaşayabiliyorlar. Eğer ıslatmazsanız, neme maruz kalmadığı sürece çok uzun yaşıyor.”

“TEK DERDİM BU MİRASI YAŞATABİLMEK"

Yüksek ipek maliyetlerini tamamen kendi imkanlarıyla karşılayan Tülay Karanlık, Gelecekte Ankara motiflerini de işlemeyi hedefleyen usta sanatçı, bu kültürel mirasın yok olmaması için kurumsal destek bekliyor.Emeğini, maliyetleri ve kurumsal destek çağrısını Karanlık, şu sözlerle özetledi:

" Önümüzdeki dönemde Ankara ile ilgili desenleri yeni halılara eklemeyi düşünüyorum. Bu tezgahtakinin tamamı bir yıl oldu, bir yılı geçti,daha bitmedi. Satılması da gerekiyor çünkü ipek çok pahalı. Maliyeti çok yüksek, öyle olunca en azından masrafını çıkarması açısından... Çünkü bütün maliyeti şu anda ben karşılıyorum. Şahıs olarak hiçbir yere varamıyorsunuz; öğrencilerim var ama sınırlı. Kurumsal bir kimlikle daha çok insana ulaşıp aktarmak en büyük hedeflerimden. Benim tek derdim bunu aktarabilmek ve yaşatabilmek.”