Demircioğlu, atölyesinde farklı tekniklerle sanat çalışmalarını sürdürüyor. Ankara Kalesi’nde, Koç Müzesi binasının hemen bitişiğindeki atölyesinde üretim yapan Bağdat Demircioğlu, bölgenin tanınan simalarından biri. Ankara’da özellikle “Atatürk Portre Sanatçısı” unvanıyla bilinen Demircioğlu, kaledeki tarihi doku içerisinde çalışmalarını sürdürüyor. Atölyesinde karakalemden yağlı boyaya kadar farklı tekniklerle üretim yapan ressam hem sipariş üzerine portreler çalışıyor hem de şehir manzaraları üzerine yoğunlaşıyor.
SİVAS’TAN ANKARA KALESİ’NE UZANAN SANAT YOLCULUĞU
Ankara Kalesi’nin tarihi atmosferinde üretimini sürdüren 1959 Sivas doğumlu Bağdat Demircioğlu, çocukluk hayali olan resim sanatına yıllar sonra nasıl geri döndüğünü ve yarım kalan eğitim hayatını nasıl tamamladığını şu sözlerle anlatıyor:
"Küçük yaştan beri resme merakım vardı ama işte çeşitli nedenlerden dolayı resim eğitimi almadım. Çalışamadım da başka alanlarda okumayı denedim, yarım kaldı. İşte Hacettepe’de okudum, Gazi’de okudum ama hepsi dediğim gibi yarım kaldı. En son 2012’de Gazi Üniversitesi’ne; sınava girdim, sınavdan sonra kazandım, 4 yıl lisans okudum Güzel Sanatlar Fakültesi’nde. 2016’da mezun oldum. O gün bugündür, tabii öncesi de var, öncesinde de zaten denemelerim oluyordu. 2016’dan beri resim yapıyorum. İki tane kişisel sergim var. Değişik yerlerde, söylediğim gibi, karma sergilere katıldım. Ankara Kalesi’nde burada atölyem var, burada çalışmalara devam ediyorum hem çalışıyorum hem satıyorum.”
PORTRE ÇALIŞMALARINA YOĞUN İLGİ
Atölyesinde sadece kişisel çalışmalar yapmayan, gelen talepler doğrultusunda özel siparişler de hazırlayan Demircioğlu, Ankara genelinde kendine has bir unvan edinmiş durumda. Portre çalışmalarına olan yoğun ilgiyi ve özellikle uzmanlaştığı alanı şu sözlerle dile getiriyor:
“Öyle sipariş üzerine de yaptım. Karakalemler yaptım, yağlı boya yaptım ama en çok da Atatürk portreleri yapıyorum. Yani Ankara’da aşağı yukarı onunla bilinirim: Atatürk Portre Sanatçısı olarak. Bu alanda hem sevdiğim bir iş, hem elimden geldiği kadar en iyi şekilde çıkarmaya çalışıyorum."
GAZETE KÜPÜRLERİNDEN ATATÜRK PORTRESİNE
Atölyesinde sergilediği ve gazete yazılarının üzerine nakşettiği Atatürk portresinin yapım aşamasını anlatan Demircioğlu, bu özel tekniğin belgesel bir değer taşıdığını şu sözlerle ifade ediyor:
"Orijinal gazete küpürleridir onlar. Onu tuvale yapıştırıp üzerinde akrilik, ince akriliği incelterek yaptığım bir çalışma. Buna tekniğine kolaj deniliyor. Kolaj tekniğiyle yaptığım bir iş o. Hem de belgesel niteliği de var onun. Belgesel niteliği için üst gazete küpürlerindeki eski döneme ait küpürler.”
"BİR KAPIDAN BAKIP DİĞERİNİ AÇIYORUM"
Kendisini tek bir tarzla sınırlandırmayı sevmeyen Demircioğlu, atölyesinde sürekli yeni teknikler denediğini ve araştırmacı kimliğini şu sözlerle vurguluyor:
"Onun dışında tabii işte burada da gördüğünüz gibi şehir görüntüleri, sokak görüntüleri, hatta soyut resimler... Çok değişik alanlarda çalışıyorum ama 'tek net yani ben de şunu yapıyorum' diyemem. Geniş çaplı çalışıyorum. Öyle çalışmayı da seviyorum. Hep şey derler ya; 'İşte bir tarzın olsun, hep genelde sanatçıların öyledir, bir tarzı vardır, baktığında bu falanca ressamın işidir der.' Bende öyle değil. Ben araştırmayı da çok seviyorum. Hatta bizim hocamız üniversitede şey derdi: 'Ya Bağdat, işte bir kapıyı açıyorsun, içeri bakıp kapatıyorsun. Bakıp kapatıyorsun, onu seviyorsun.' Hepsine dokunmayı seviyorum ama genelde şu an en fazla çalıştığım alan portre.”
"SANAT BEDAVA ANTİDEPRESAN"
Atölyesinin kendisi için bir yaşam alanı olduğunu belirten 66 yaşındaki Demircioğlu, sanatın iyileştirici gücüne dikkat çekerek herkese şu çağrıda bulunuyor:
"Bu işi yapmayı seviyorum, neden; yaşım belli, 65-66 yaşındayım. Yani evde oturmaktansa hem işim hem de buralara gelip çalışmak, hala insanlarla o iletişimimi kurmuş oluyorum, bir sosyal hayatım oluyor yani. Bu bağlamda beni canlı tutuyor. Tek söyleyeceğim o, herkes ilgilensin yani; illa çok mükemmel bir şey yapmasına gerek yoktur. Zaten özellikle belediyelerin, atölyeleri falan var; insanlar gidiyor çalışıyor, devam da etsinler. Çok güzel bir şey. Bedava antidepresan diyebiliriz."