Özel Haber

Ali Emiroğlu: İMİB için adaylığımıza talep sektörden geldi

Türkiye Madenciler Derneğinin eski başkanı, Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Başkan Vekili Ali Emiroğlu, İstanbul Maden İhracatçıları Birliği’ne (İMİB) başkan adaylığında talebin sektörden geldiğini belirtti.

Kritik ihracatçı birlikleri arasında bulunan İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Genel Kurulu öncesi Ali Emiroğlu adaylığını açıkladı. Emiroğlu bir grup gazeteci ile zoom üzerinden madencilik sektörünün durumunu değerlendirdi.

Madencilik sektörünün Türkiye’de yüz yılı aşkın bir geçmişinin olduğunu kaydeden Emiroğlu, “Doğal taş ve mermerde üçüncü, dördüncü kuşaklar çalışıyor. Anadolu madenciliği antik çağlardan beri geliyor. Dünyanın en önemli mermer rezervlerine sahibiz, 650'nin üzerinde renk ve desende taşımız var. Bu taşları 190 ülkeye ihraç ediyoruz ancak yoğunluk temel olarak 6 ülke üzerinde. Bu pazarları çeşitlendirmeli ve daha katma değerli ürünler üretmeliyiz” önerisini dile getirdi.

Emiroğlu, sektörün içerisinde bulunduğu güncel duruma ilişkin sorulara da şu yanıtları verdi:

Soru: Son dönemdeki İran savaşı ihracatı etkiledi mi?

Ali Emiroğlu: Evet, savaş otomatik olarak navlun (nakliye) fiyatlarını etkiliyor. Tehlikeler nedeniyle Hindistan ve Çin gibi ülkelere 300 dolar seviyesinde olan navlunlar bir anda 2 bin 300 dolarlara fırladı. Sigorta riskleri ve savaş tazminatı gibi ek yükler bindi. Gemiler yüklerini indiremiyor, limanlarda büyük sıkıntılar yaşanıyor. Alıcılar riskler nedeniyle siparişlerini yükletmiyor. Ayrıca petrol fiyatlarının artması maliyetlerimizi yüzde 50'nin üzerinde artırdı. Bu durum tüm sektörleri zora sokuyor. İnşallah en kısa zamanda insanlık adına barış tesis edilir.

Soru: ABD Ticaret Heyeti ile nadir toprak elementleri ve teknoloji transferi konusunda görüşmeler oldu mu?

Ali Emiroğlu: Amerika dünyanın her yerinde nadir toprak elementleri için koşturuyor. Artık savaşlar petrol kadar madenler üzerinden de yürüyor. Bu elementler teknolojinin olmazsa olmazı ve dünyadaki kontrolün yüzde 70'inden fazlası Çin'in elinde. Çin hem kendi ülkesinde hem yurt dışında bu kaynakları ayrıştırıp teknolojik ürünlere çevirdiği için çok başarılı. Amerika'nın ne yapacağı konusunda şu an net bir bilgimiz olmamakla birlikte çip üretimi ve nadir metallerin ayrıştırılması konusunda teknolojiyi ve üretimi Amerika’da tutmaya çabalayacağını öngörüyoruz. Tabii ki hammadde kontrolünün ellerinde olmamaları Amerika için büyük bir handikap.

Soru: Tüm sektörler etkilendi ama mermer ve kömür üreticileri çok daha büyük sıkıntıda deniyor. Durum nedir?

Ali Emiroğlu: Kömür üretimindeki maliyet artışları bazı firmaların konkordato ilan etmesine kadar gitti. Aynı şey mermer sektörü için de geçerli. Enflasyon ve maliyet artışları nedeniyle sektörün sürdürülebilirliği zorlanıyor. Kurun stabil kalması, üreten ve ihracat yapanlar için ciddi bir sıkıntı.

Soru: Güncel konkordato rakamları var mı? Kaç firma ilan etti?

Ali Emiroğlu: Elimizde net bir istatistik yok ancak bu durumun artacağını öngörüyoruz. Madencilik sektörü, özellikle mermer tarafı, kurumsal yapılardan ziyade aile işletmeleridir. Bu aileler onlarca yıllık birikimlerini bu dönemde kaybediyorlar. İnşallah bu süreci hep birlikte atlatırız.

Soru: Savaşla birlikte altına talep arttı, bu bizim ihracatımızı baltalar mı?

Ali Emiroğlu: Aslında altının ihracatını değil, üretimini artırmamız lazım. Çünkü altın ihracatımız pek yok. Üretilen altının ilk alım hakkı Merkez Bankası’nındır ve senelerdir Merkez Bankamız tarafından satın alınır. Ülkemizde mücevherat sektörü ve "yastık altı" dediğimiz ciddi bir altın tüketimi var. Yıllık yaklaşık 150 ton ithalatımız varken üretimimiz 30 ton seviyelerinde. Potansiyelimiz ise çok yüksek. Eğer önü açılırsa cari açığı kapatacak 25-30 milyar dolarlık bir katma değer sağlayabiliriz. 10 yıl içinde üretimi 100 tona çıkarmak mümkün.

Soru: Geçen yıl maden ihracatı 6,2 milyar dolar oldu. İMİB başkanı olduğunuzda bu rakamı 10 milyar dolara çıkaracak bir yol haritanız var mı?

Ali Emiroğlu: Elbette var. İMİB, en büyük birlik olarak ihracatın artırılmasında lider olmak zorunda. 2025 yılı 6,2 milyar dolarlık ihracatın 2 milyar doları doğal taştan geliyor. Orta vadede hedefimiz bu rakamı 15 milyar dolara ulaştırmak. Bağlı sektörlerin ihracat katkısı zaten 40 milyar dolar seviyesinde. Bunun için güçlü bir maden kanununa ihtiyacımız var. İzin süreçlerinin tek elden yürütülmesi ve mali yüklerin azaltılması gibi konular Orta Vadeli Program'a da girdi. İhracatçı birliği olarak markalaşma çalışmaları yapacağız. "Turkish Stones" markasını destekleyip geliştireceğiz. Sadece ham madde değil, uç ürün ve katma değerli üretimle marka değerimizi artırmalıyız. Türkiye'yi doğal taş konusunda bir çekim merkezi haline getireceğiz. Marmara Adası mermer için çok önemli ancak liman ve atık sorunları var, buraları ihracat üssü haline getireceğiz. Ayrıca sektörde ciddi bir yetişmiş insan problemimiz var. İşimiz ağır olduğu için eleman bulmakta zorlanıyoruz. Bakanlıklarla iş birliği yaparak eğitim merkezleri ve teknik okullar açmalıyız. İşletmecileri her gün ceza yeme veya kapatılma korkusu yaşayan bir yapıdan kurtarmalıyız. Konteyner ve liman problemleri ise kangren olmuş durumda, bunu mutlaka çözeceğiz. Lojistik firmalarıyla görüşmelerimiz var, hasar problemleri ve haksız ceza bedelleri ile ilgili firmalarımızın hakkını arayacağız.

Biz geriye değil, her zaman ileriye bakıyoruz. Polemiklere girmeyeceğiz. Olumlu olan her çalışmayı (fuarlar, ikili görüşmeler vb.) devam ettireceğiz ve geliştireceğiz. Sektörün kucaklaşmasını ve birliğini önemsiyoruz. Üniversiteler, TOBB ve bakanlıklarla geniş bir ağ kurarak ihracatı sürdürülebilir kılacağız.

Soru: Yönetmelikteki "temsiliyet" değişikliği meselesi nasıl çıktı? Bakanlık neden oyunun kuralını değiştirdi?

Ali Emiroğlu: Biz adaylığımızı Nisan ayında açıkladık. Bizim şirketimiz olan MRT Maden 2013 yılında kuruldu. Şirkette her türlü yetkiye sahibim. Yola çıktığımızda seçim yasasında iki kural vardı: 1 yıl şirkette temsiliyet ve 2 yılda 5 milyon dolarlık ihracat. Ancak Temmuz 2025'te yönetmelik değiştirildi ve temsiliyet süresi 1 yıldan 2 yıla çıkarıldı. Bu çıkan yönetmeliğin geriye dönük uygulanması bu değişiklik bizi mağdur etti. Bu durumun geriye dönük uygulanması hukuka aykırıdır. Bakanlığa başvurduk, görüş aldık. Bu mağduriyetin giderilmesini talep ettik. Maalesef çözüm yetişmedi. Bu kadar değerli bir ekip kurulmuş ve müthiş bir emek sarf edilmişken buraya kadarmış diyemezdik. Anında çözüm ürettik ve çalışmalarımıza hız kesmeden devam ettik.

Ben 40 yıldır bu sektördeyim. Mezun olduğum 1982 yılından beri madencilik dışında hiçbir iş yapmadım. Sektöre sevdalıyım. Bu mağduriyet şahsımla ilgili geçici bir durumdur çünkü birliklerde şahıslar değil firmalar seçilir. Ekibimizde hiçbir yalpalama yok, aynı kararlılıkla devam ediyoruz. Seçilirsek, yaklaşık 9 ay sonra resmi olarak başkanlık koltuğuna oturacağım. Bu süreci sektörle ve basınla şeffaf bir şekilde paylaştık. Sektörün vicdanına ve adaletine güveniyorum. Bu durumun da 9 ay sürmeyeceğini umuyorum ve bu konudaki temaslarımızı aralıksız sürdürüyorum.

Soru: Ankara'da açlık grevi yapan maden işçileri hakkında ne dersiniz? Sektörde bir yaptırım mekanizması kurulabilir mi?

Ali Emiroğlu: Madencilik gerçekten çok zor ve cefalı bir iştir, maden işçisinin hakkı ödenmez. Ancak bu konu direkt ihracatçı birliğinin yetki alanında değil, devlet ile şirketler arasında çözülmesi gereken bir mesele. Bizim savunduğumuz "Sorumlu Madencilik İnisiyatifi" kapsamında şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri var. Gönüllülük esasına dayalı bu sistem 12 şirket ile başlayacak. Sektör içinde bir yaptırım mekanizması kurmak şu an için çok kolay görünmüyor.