Özel Haber

AKK, Ermeni Diasporası iddiaları masaya yatırdı

Ankara Kent Konseyi (AKK) Karabağ savaşlarının ardından Ermenistan yönetiminde Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin dikkat çekici bir yaklaşımla değiştiğine dikkat çekti. Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki yönetimin; Azerbaycan ile kalıcı barışın tesis edilmesi, Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi ve Ermenistan'ın bölgesel ekonomik entegrasyona dahil edilmesi yönünde daha yapıcı bir politika izlemeye başladığına vurgu yaptı.

Ankara Kent Konseyi (AKK) Diplomasi Meclisi, ile Türkiye-Ermenistan ilişkilerini masaya yatırdı. Diplomasi Meclisi, Ermeni tehcirinin başlangıç günü olarak kabul edilen, Ermenistan'da ve Ermeni toplulukları tarafından "Ermeni Soykırımını Anma Günü" olarak anılan 24 Nisan 1915 olaylarının yıldönümünde tarihi ve diplomatik önemi olan bir toplantıya ev sahipliği yaptı. “Normalleşen Türkiye-Ermenistan İlişkileri Çerçevesinde Diaspora’nın Asılsız İddialarıyla Mücadele” konulu bir panel düzenledi.

Panelde Diplomasi Meclisi Başkanı Büyükelçi Metin Kılıç’ın yanı sıra, Türk-Ermeni Konusunu Araştırma Vakfı (TEKAR) Başkanı Emekli Tuğgeneral Ender Güner, Prof. Dr. Necla Günay, Emekli Büyükelçiler Numan Hazar ve Oya Tuzcuoğlu, Avukat Arif Avcı, Hazel Çağan Erbil, Şevket Bülend Yahnici birer konuşma yaptı. Paneli YİK Genel Sekreteri ve Başkent Ankara Strateji Enstitüsü (BASE) Başkanı Engin Öktem yönetti.

AKK Yüksek İstişare Kurulu, AKK Diplomasi Meclisi, Türkiye Ermeni Konusunu Araştırma Vakfı (TEKAR), Başkent Ankara Strateji Enstitüsü (BASE), Ankara Politikalar Merkezi, Fanatik Ermeni Yalanlarıyla Mücadele Vakfı (FEYM), iş birliğiyle hayata geçirilen programda, Türkiye-Ermenistan ilişkileri ve Diaspora’nın meydana taşıdığı soykırım yalanları konusu başta olmak üzere, siyasi- tarihi gelişmeler, hukuksal diplomatik süreçler de ele alındı.

Etkinliğin açılışında konuşan Büyükelçi Metin Kılıç “Bugün konuşmacılarımızın cevap aradığı konu, Türk- Ermeni ilişkilerinin normalleşmesi olacak, özellikle Karabağ Savaşı’ndan sonra Ermenistan’da tutum değişikliği gözleniyor. Azerbaycan’da kalıcı kalıcı barışın tesis edilmesi, Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi ve Ermenistan’ın bölgesel ekonomik entegrasyonunu öngören politikalar izleniyor. Ermenistan’da önümüzdeki Haziran başında yapılacak seçimlerde Ermeni halkından onay alınırsa, bizim asılsız Ermeni iddiaları konusundaki faaliyetlerimizde güçlenecek nitelikte ve aynı zamanda Diaspora’nın faaliyetleri de boşa düşürecek niteliktedir” dedi.

Programın moderatörü Engin Öktem ise “20’li yaşlarımdan itibaren yurtdışında şahit olduğum durumlardan dolayı Ermeni meselesini nedir diye takip etmeye çalıştım. Tanıdığım bildiğim, gerek diplomat Turizm Müşaviri Ateşesi, Basın Ateşesi şehitlerimiz de oldu. Dolayısıyla konuya biraz duygusal bir bağım da var ama işin Uluslararası boyutta da nasıl pazarlandığını da takip etme merakım da gelişti. Dünyada en kolay alıcısı olan şey, biraz acı sosla, acıklı hikayelerle aslı olmayan malzemenin pazarlanmasıdır, Ermeni meselesi de biraz böyle pazarlandı” sözleriyle anlattı.

Düzenlenen programda, konuşmacılar farklı ana başlıklar ele alarak, asılsız Ermeni iddialarına şu sözlerle değindiler:

-TEKAR Vakfı Başkanı, Emekli Tuğgeneral Ender Güner hazırladığı “ Ermeni Nüfus Bilgilerine Göre İddiaların Asılsızlığı” isimli sunumunda sayılarla soykırım iddiasına değinerek, Ermenilere uygulanan sayıların doğruluğunun olmadığını, sunulan sayıların aslını yansıtmadığını belgelerle yansıttı.

-Prof. Dr. Nejla Günay ise hazırladığı sunum olan “SSCB’nin Mültecileri Ermenistan’da Toplama Politikası: Ermeni Siyonizmi” çalışmasında, araştırdığı arşivlerden de yola çıkarak, Sovyetler’den Ermenistan’a uzanan tarihi geçmişi ele alarak, iki ülkede yaşanan bölünmeleri, iki ülke arasındaki düşmanlığı ve günümüze kadar taşınan sonuçlarına değindi.

-Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) temsilcisi Analist Hazel Çağan Elbir ise, “Ermeni Aşırı Milliyetçi Terörünün Kökenleri” isimli sunumunda; Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin kökenine inerek, Osmanlı döneminin sonlarına ve Erken Cumhuriyet dönemine inerek, soykırım iddialarının ortaya çıkışı, gelişimine dair de tarihi kanıtlar ve çalışmalar öne sürdü.

-Büyükelçi Numan Hazar ise; “Türk-Ermeni İlişkiler, Gerçekler ve Engeller” başlıklı konuşmasında Anadolu’da, özellikle Doğu ve Güney Anadolu’da yaşanan Türklere yönelik saldırılara ve mücadeleye yer verdiği konuşmasında, dönemin siyasi kanadını da ele alarak, halkın verdiği mücadeleyi, ayrıca yaşanan savaşlarda ve antlaşmalarda Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde dönüm noktası olan süreçlere değindi.

-Programda söz alan Av. Arif Avcı ise; “İddiaların Hukuki Açıdan İncelenmesi” isimli sunumunda; İki ülke arasındaki soykırım iddiaların hukuki ve kanunlar açısından ele alınmasını inceleyerek ve kanıtlara dayandırarak bu iddiaların asılsızlığına sunumunda yer verdi.

-Büyükelçi Oya Tuzcuoğlu ise; “Dışişleri Şehitlerine Vefa-Dışişleri Şehitler Anıtı” isimli görselden oluşan sunumunda, iki ülke arasındaki normalleşen ilişkiler kapsamında Dışişleri şehitlerini anarak, vefa örneği sunumu yaptı. Yaptığı sunumda yaşanılan duygusal anları anlatan Tuzcuoğlu, o dönemin yaşattığı trajediyi gözler önüne sürdü.

-YİK Başkanı Şevket Bülent Yahnici ise “Türk- Ermeni İlişkileri Konusunda Bugüne Kadar Yapılanlar/Yapılmayanlar” isimli sunumda 19.Yüzyılın başlarından itibaren gündemde sık sık yerini alan Türk- Ermenistan İlişkileri konusunda izlenen politikalara, bu soruna çözüm üretmek konusunda yapılan veya yapılmayan çalışmalara yer vererek dünya politikasında bu konunun sürüklendiği noktaya değindi.

SONUÇ BİLDİRGESİ…

Toplanın ardından bir sonuç bildirgesi yayımlandı. 1970'Ii yıllardan itibaren, Ermeni terör örgütleri tarafından Türkiye Cumhuriyeti'ni yurt dışında temsil eden diplomatlarımıza ve aile fertlerine yönelik hain saldırılar gerçekleştirildiğine vurgu yapılan sonuç bildirgesinde, “Bu menfur eylemler sonucunda 40'ı aşkın diplomatımız ve yakınları hayatını kaybetmiş, bir çoğu yaralanmış, eylemlerin yapıldığı ülke vatandaşlarından ve sivillerden ölümler olmuş, milletimizin hafızasında derin izler bırakan ağır bir terör kampanyası yürütülmüştür” hatırlatması yapıldı.

Son dönemde, özellikle Karabağ savaşlarının ardından Ermenistan yönetiminde dikkat çekici bir yaklaşım değişikliğinin gözlendiğine dikkat çekilirken, Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki yönetimin; Azerbaycan ile kalıcı barışın tesis edilmesi, Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi ve Ermenistan'ın bölgesel ekonomik entegrasyona dahil edilmesi yönünde daha yapıcı bir politika izlemeye başladığı vurgulandı. “Bu çerçevede, geçmişte öne sürülen bazı iddiaların ülkeyi uluslararası alanda yalnızlaştırdığına dair açıklamalar dikkat çekmektedir” değerlendirmesi yapıldı.

YAKLAŞAN SEÇİMLER VE POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİ

Ermenistan'da yaklaşan seçimlerin söz konusu politika değişikliğinin halk nezdinde nasıl karşılık bulacağını belirleyecek önemli bir sınav niteliği taşıdığına işaret edilen bildirgede, “Öte yandan, dış destekli muhalif çevrelerin eski politikaları sürdürme ve bölgesel gerilimleri canlı tutma yönündeki tutumları da yakından izlenmektedir” denildi.

DİASPORA RAHATSIZ

“Diğer taraftan, Ermeni diasporasının Ermenistan'daki bu yeni yaklaşım karşısında rahatsızlık duyduğu görülmektedir” denilen bildirgede şunlar vurgulandı: “Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkilerin normalleşmesi ihtimali, diaspora tarafından yıllardır sürdürülen tezlerin etkisini zayıflatabilecek niteliktedir. Bu nedenle diaspora çevrelerinin, kendi aralarındaki koordinasyonu artırarak söz konusu değişimden doğabilecek etkileri sınırlamaya çalıştıkları anlaşılmaktadır. Mevcut gelişmeler, Türkiye'nin Ermeni meselesine ilişkin tezlerinin uluslararası alanda daha sağlıklı bir zeminde yeniden ele alınması için önemli bir fırsat sunmaktadır. Türkiye ile Ermenistan arasında tesis edilecek doğrudan, yapıcı ve iyi niyete dayalı ilişkiler; hem bölgesel barış ve istikrara katkı sağlayacak hem de üçüncü tarafların yönlendirmelerine dayalı yaklaşımların etkisini azaltacaktır. Bu çerçevede bizler; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni, Ermenistan'da aklıselim ve diyalogdan yana olan çevrelerle temasları güçlendirmeye, iki ülke ilişkilerinin üçüncü tarafların etkisinden bağımsız şekilde normalleşmesi için gerekli adımları kararlılıkla atmaya, Ermenistan Yönetimini de, iki ülke halkı arasında nefret aşılayan anıt ve sembolleri kaldırmaya davet ediyoruz. Aynı zamanda, Ermeni diasporasının yeniden yoğunlaşan faaliyetleri karşısında, Türkiye'nin tarihsel gerçeklere dayanan tezlerini uluslararası kamuoyuna daha etkin şekilde anlatacak akademik, kültürel ve diplomatik çalışmalara hız verilmesinin büyük önem taşıdığına inanıyoruz.”