CHP Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko, kamu maliyesinde yaşanan bozulmanın artık gizlenemez boyutlara ulaştığını belirterek, özellikle Türkiye Varlık Fonu kapsamına alınan kurumlarda artan zararların ekonomik krizi derinleştirdiğini ifade etti. Kanko, kamu kaynaklarının şeffaflıktan uzak biçimde yönetildiğini vurgulayarak, bunun bedelinin emekliye, işçiye ve dar gelirliye ödettirildiğini söyledi.
CHP Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko, “Vergi yükü artıyor, zamlar peş peşe geliyor, cezalar ağırlaşıyor; ancak emeklinin ve asgari ücretlinin maaşı yerinde sayıyor. Bu tablo tesadüf değil, bilinçli bir tercihin sonucudur” dedi.
Kanko, kamu kurumlarında giderek derinleşen mali çöküşün, Türkiye Varlık Fonu’na devredilen stratejik kuruluşlarda yaşanan sermaye kaybının ve bütçe disiplinindeki bozulmanın bedelinin doğrudan vatandaşa ödettirildiğini söyledi. Son yıllarda kamu maliyesinde yaşanan bozulmanın artık gizlenemez boyutlara ulaştığını belirten Kanko, özellikle 2017 yılından sonra Türkiye Varlık Fonu (TVF) bünyesine alınan kamu kurumlarının mali performansındaki sert düşüşe dikkat çekti. Ziraat Bankası, Halkbank ve Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) gibi dev kamu kuruluşlarının 2018 sonrası dönemde hızla zarar yazar hale geldiğini vurgulayan Kanko, bu süreçte reel sermayenin eridiğini, kamu varlıklarının değersizleştirildiğini ve denetim mekanizmalarının devre dışı bırakıldığını ifade etti.
“KURUMLAR ZARARA SÜRÜKLENDİ”
Türkiye Varlık Fonu’nun yapısına sert eleştiriler yönelten Kanko, fonun kuruluş amacıyla uygulama arasındaki farkın kamu zararını büyüttüğünü söyledi. TVF’ye devredilen şirketlerin Meclis denetimi ve Sayıştay kontrolünden fiilen çıkarıldığını belirten Kanko, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu kurumlar milletin malıdır. Ancak Meclis’in denetiminden kaçırıldılar. Hesap sorulamayan, şeffaf olmayan bir yapı oluşturuldu. Sonuçta ne oldu? Zarar büyüdü, borç arttı, kamu kaynakları eridi.”
Kanko, kamu bankalarının asli görevleri olan çiftçiyi, esnafı, KOBİ’leri ve sanayiciyi desteklemek yerine siyasi önceliklerle yönlendirildiğini, bunun da bilanço açıklarını derinleştirdiğini kaydetti.
Kanko’nun açıklamasında en dikkat çekici örneklerden biri Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT) oldu. PTT’nin mali verilerinin kamu yönetimindeki çarpıklığı açık biçimde ortaya koyduğunu belirten Kanko, rakamlarla şu tabloyu paylaştı: “PTT, 2019 yılında zarar etmeye başladı. 2022 yılında zarar yaklaşık 6 milyon dolar seviyesindeydi. Sadece iki yıl içinde bu zarar 85 milyon dolara fırladı. Aynı dönemde PTT yönetim kurulu maaşları 9 milyon TL’den 20 milyon TL’nin üzerine çıktı.” Bu durumu “kabul edilemez” olarak nitelendiren Kanko, “Zarar eden bir kurumda yöneticilerin maaşları katlanıyorsa, burada ekonomik akıl değil, siyasi sadakat ödüllendiriliyor demektir” ifadelerini kullandı.
“BU BİR YÖNETİM ZAAFİYETİ DEĞİL, TERCİHTİR”
Kanko, yaşananların sıradan bir kötü yönetim örneği olarak sunulamayacağını belirterek, kamu zararlarının bilinçli tercihlerle büyütüldüğünü savundu. “Bu bir beceriksizlik değil, sistematik bir kamu kaynak aktarımıdır” diyen Kanko, zarar eden kurumların başındaki isimlerin görevlerini koruduğunu, hatta daha yüksek maaşlarla ödüllendirildiğini söyledi.
Açıklamasında merkezi yönetim bütçesine ilişkin güncel verileri de değerlendiren Kanko, rakamların kamu maliyesinde ciddi bir alarm durumuna işaret ettiğini belirtti. Buna göre; devlet, günde ortalama 704 milyon dolar vergi topluyor. Buna rağmen 2025 yılının ilk 11 ayında bütçe açığı 29,5 milyar dolar oldu. Aynı dönemde yapılan faiz ödemeleri 45 milyar doları aştı. Bu verilerin, bütçenin halk için değil, borç ve faiz yükü için kullanıldığını gösterdiğini belirten Kanko, “Vergi rekorları kırılıyor ama emekliye, işçiye gelince kaynak yok deniliyor” dedi.
“KAMU ZARARI 25 MİLYAR DOLARA DAYANDI”
PTT, EÜAŞ, Ziraat Bankası, Halkbank ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 2024 yılı toplam zararının yaklaşık 25 milyar dolar seviyesine ulaştığını vurgulayan Kanko, bu tablonun Türkiye ekonomisi açısından ciddi bir risk oluşturduğunu söyledi. “Kamu zarar ederse bedelini millet öder” diyen Kanko, bu zararların enflasyon, vergi artışları ve düşük maaşlar yoluyla topluma geri döndüğünü ifade etti.
Kanko, kamu zararlarının sosyal etkilerine de dikkat çekerek, emeklilerin ve asgari ücretlilerin her geçen gün daha da yoksullaştığını belirtti. Artan hayat pahalılığına rağmen maaş artışlarının enflasyonun çok altında kaldığını vurgulayan Kanko, “Bugün milyonlarca emekli kira ödeyemez, pazara çıkamaz halde. Asgari ücretli ayın ortasını getiremiyor” dedi.
“BU DÜZEN SÜRDÜRÜLEMEZ”
Açıklamasının sonunda iktidara çağrıda bulunan Kanko, şu ifadeleri kullandı: “Kamu zararları büyürken vergiler artıyor, zamlar artıyor, cezalar artıyor. Ama emeklinin maaşı artmıyor, asgari ücretlinin alım gücü artmıyor. Bedelini vatandaş ödüyor, sorumlular ise ödüllendiriliyor. Bu düzen sürdürülebilir değildir. Bu millet, kamu kaynaklarının nasıl ve kimlere aktarıldığının hesabını mutlaka soracaktır.”