Hidroelektrik Santralleri Sanayi İş İnsanları Derneği HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven ve dernek yönetim kurulu üyeleri, enerji sektörünün içinde bulunduğu ‘kritik dönemi’ değerlendirdi. Hidroelektrik santrallerin yenilenebilir ve ihtiyaca göre esnek üretim yapan santraller olması nedeniyle enerji yelpazesinin en stratejik kaynağı olmasına karşın yüksek üretim oranları döneminde bile çok düşük piyasa takas fiyatlarıyla satış yaptığı kaydedildi. Bu durumun da çok ciddi bir ‘finansal sürdürülebilirlik’ riski oluşturduğu ifade edilirken, bu fiyat mekanizması ile sistemin ihtiyacı olan yeni barajlı hidroelektrik santral yapımının güç olduğu vurgulandı.
TABAN FİYAT GETİRİLMELİ
Finansal sıkıntının aşılması için ‘hidroelektriğe özel taban fiyat’ belirlenmesi önerisini dile getiren Güven, HES’lerde üretimin yüksek olduğu bahar ayları için mevsimsel fiyat düzenlemesi getirilmesi, sabit giderlerin kaldırılması ve üretime dayalı bir kapasite mekanizması oluşturulması’ önerisini bir kez daha dile getirdi. Güven ayrıca, HES’lerin güçlendirilmesinin doğal gaz ithalatının azaltımını ve ülke enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesini sürdürülebilir kılacağını vurgulandı.
YAĞIŞLAR ARTTI HES’LER ADINA SEVİNDİRİCİ AMA…
Güven yağışlar açısından çok iyi bir yıl geçirildiğini ancak fiyatların hidrolar için çok olumsuz gittiğini belirtirken, kamu otoriteleri ile bu konudaki görüşmelerinin sürdüğünü söyledi. Güven, HES sektörünün Türkiye elektrik üretiminde baz ve dengeleyici kapasite olarak kritik rol oynadığını vurgulayarak “HES’lerin üretim değeri olarak sistem güvenliği ve esnekliğine büyük katkıları olduğunu ve bunun piyasada özel olarak fiyatlanması gerektiğini düşündüklerini” belirtti.
Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgede devam eden savaşların enerji arz güvenliğini daha da kritik bir noktaya taşıdığını söyleyen Güven, hidroelektrik santrallerin hem kuraklıkla mücadelede hem de enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasında çok daha yüksek katkıları olacağının altını çizdi. Son dönemde doğal gaz ithalatının yüzde 12’ler gibi düşük bir düzeyde kalmasının HES’lerden gelen yüksek üretimle mümkün olduğunu hatırlatan Elvan Tuğsuz Güven, mevcut piyasa takas fiyatlarının santrallerin finansal sürdürülebilirliğini zora sokmasının yeni yatırımların cazibesini azalttığını da vurguladı.
HES’LERİN ETKİSİ YÜZDE 5
“Türkiye’de üretilen ve tüketilen elektriğin 5’e 1’i HES’lerden geliyor, kurulu güçte yüzde 25’le HES’ler halen lider. Üstelik 1 MW hidroelektrik 1 MW doğal gazı ikame ediyor” diyen Güven, “Fakat artan güneş kurulu gücü ve buna bağlı olarak çok düşük gerçekleşen PTF’ler halihazırda sıkışık olan HESlerin pozisyonun daha da strese sokuyor” tespiti yaptı.
BARAJLI HES’LERE MADDE 7 TEHDİDİ!
Barajlı HES’lerin DSİ tarafından belirlenen işletme programlarına ve su kotlarına uymaması durumunda DSİ’nin su kullanım anlaşmasını fesih yetkisi veren ve önümüzdeki haftalarda TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi beklenen yeni torba kanun tasarısının 7. Maddesi olduğunu belirten Güven, Dernek olarak beklentilerinin DSİ’ye verilen su kullanım hakkı anlaşmasının fesih yetkisinin kanun taslağından çıkarılarak ceza hükmünün para cezaları ve tekrarlanması durumunda 10 günden bir aya kadar su kullanım hakkı anlaşmasının geçici olarak askıya alınması ve bu durumun her takvim yılı için yeni baştan değerlendirilmesi şeklinde olduğu dile getirildi.
Barajlı HES’lerin enerji şebekesindeki aşırı arz ve yetersiz talebin yarattığı fiyat krizinin can simidi olduğunu belirten Bilgin Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Altuğ Bilgin de “DSİ tarafından 1 yıl önceden yağış tahminleri dikkate alınarak yapılan düşük kotlarda belirlenen işletme programında santrallerin onaylı santral işletme kotlarından 10-15m. altında çalışması istenmektedir. Bu uygulama barajın depolama hacmini sınırlandırmakta, enerjiye ihtiyaç olmayan zamanlarda üretim yapılmasına sebep olmakta, ayrıca düşük kotta çalışmasından dolayı aynı sudan daha az enerji üretimi ile %20’ye varan verim kaybı sonucunu doğurmaktadır” değerlendirmesi yaptı.
Ak Enerji Genel Müdürü Hakan Yıldırım ise “Yüksek üretim dönemine rağmen fiyatlar sıfıra yakın çıkıyor ve HES’ler para kazanamıyor. Şubat-Mayıs arası mevsimde bir taban fiyatı getirilebilir, bunun örnekleri var. Ayrıca kurulu güce değil üretime dayalı sabit maliyet düzenlemesi getirilebilir. Yaratmış olduğu stratejik öneme istinaden bu piyasa koşulları içerisinde HES’lerin neredeyse cezalandırılıyor olması hakkaniyetli değil” tespitinde bulundu.
Limak Enerji Genel Müdürü Can Değirmenci de düşük gelir, yüksek işletme giderleri ve (DSİ’nin getirdiği) ‘kot uygulamasının’ kendilerini üçlü bir makasa soktuğunu, bu durumun yatırımcıyı ‘operasyonel esnekliğini kaybetme’ noktasına sürüklediğini söyledi.
Güriş Genel Müdür Yardımcısı Cem Özkök ise hidroelektrik sektörüne hibrit kapasitesi tanımlanması için yoğun görüşmeler yaptıklarını ancak şu aşamadaki PTF fiyatlarıyla hibrit projelerin yapılabilir durumda olmadığını dile getirdi.
Enerjisa Üretim CEO Danışmanı Emre Ercan da “Şebekemize daha fazla yenilenebilir enerji santrali entegre etmek istiyorsak bu santralleri de çok verimli şekilde çalışıyor olarak tutabilmemiz lazım. Aksi takdirde doğal gazla hidro arasında seçim yapmamız gerekiyor. Bu işlevi yerine getirebilmesi için de hidroelektrik santrallerin bakım ve koruyucu çalışmalarının verimli ve düzgün şekilde yapılması gerekiyor, yani bu santrallerin gelecek için de ne kadar önemli olduğunu anlatan bir durum” dedi.