Ekonomi

ASO Başkanı Ardıç: İmalat sanayi üretim gücünü kaybediyor

ASO Başkanı Seyit Ardıç, sanayi üretim endeksinin Ocak ayında hem aylık hem yıllık bazda gerilediğini kaydederek, “Daha da önemlisi, 11 ay sonra yeniden 100’ün altına düştü. Bu tablo, üretimde zayıflamanın geçici değil, yaygın ve derinleşen bir sorun olduğunu gösteriyor” dedi.

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Mart ayı Meclis toplantısında yılın ilk çeyreğini geride bırakırken küresel risk algısının daha da derinleştiğine dikkat çekti. Ardıç, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan Körfez ülkelerine de yayılan sürecin, sadece bölgesel güvenliği değil, enerji arz güvenliğini, ticaret yollarını ve küresel ekonomik dengeleri de sarstığını söyledi.

İmalat sanayi üretim gücünü kaybediyor

Sanayi üretim endeksinin Ocak ayında hem aylık hem yıllık bazda gerilediğini kaydeden Ardıç, “Daha da önemlisi, 11 ay sonra yeniden 100’ün altına düştü. Bu tablo, üretimde zayıflamanın geçici değil, yaygın ve derinleşen bir sorun olduğunu gösteriyor. İmalat sanayi Ocak ayında yıllık bazda yüzde 2,5 daralırken, son dört yılda ortalama artış sadece yüzde 2,2 düzeyinde kaldı. İmalat sanayinde; ara malı, sermaye malı, tekstil, giyim, deri, kimya, ana metal ve mobilya gibi birçok temel sektörde üretim gücü kaybediliyor. Özellikle dayanıklı tüketim mallarındaki sert düşüş ve tekstil ile giyimde süregelen gerileme, sanayimizin ciddi bir zorlukla karşı karşıya olduğunu, mevcut durumun dikkatle ele alınması gerektiğini gösteriyor” diye konuştu.

Kur baskısıyla enflasyonu düşürmeye dayalı yaklaşımın, enflasyonu istenilen seviyeye düşürmediği gibi sanayicinin rekabet gücünü önemli ölçüde zayıflattığını söyleyen Ardıç, “Verimliliği artıran yapısal reformlar ve sürdürülebilir ekonomi politikaları olmadan kalıcı toparlanma mümkün değildir. Üretimi ve yatırımı yeniden ayağa kaldıracak bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Çünkü Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi; tüketimden değil, üretimden geçmektedir” dedi.

“Yüksek gıda enflasyonu sadece don ve kuraklıkla açıklanamaz”

Şubat ayı verilerinin, enflasyonla mücadelede risklerin arttığını gösterdiğini kaydeden Ardıç, tarım politikalarının bütüncül bir anlayışla ele alınması gerektiğini söyledi. Ardıç, tarıma ilişkin olarak şu değerlendirmeleri yaptı:

“Yüksek gıda enflasyonu yalnızca geçici don olayları ya da kuraklıkla açıklanamaz. Asıl sorun daha derindedir. Tarım sektörümüz uzun süredir yüksek girdi maliyetleri, düşük verimlilik, plansız üretim, sulama altyapısındaki yetersizlikler, küçük ölçekli işletme yapısı ve tedarik zincirindeki aksaklıklar gibi yapısal sorunlarla karşı karşıyadır. Bunun üzerine Körfez’deki savaşla birlikte özellikle gübre ve diğer tarımsal ara girdilerin tedariki zorlaşırken maliyetler daha da artacaktır. 2025’te tarımsal üretim hacmimiz bir önceki yıla göre yüzde 10,6 daralmış, üretim düzeyi 2018’den bu yana en düşük seviyesine gerilemiştir. Bu durum, gıda enflasyonu ve fiyat istikrarı açısından da önemli bir risk alanı oluşturmaktadır. Bu nedenle tarım politikalarının bütüncül bir anlayışla ele alınması ve üretimin daha planlı hale getirilmesi kaçınılmazdır. Bu noktada hem üreticiyi hem sanayiciyi hem de tüketiciyi koruyan ve kazandıran “sözleşmeli tarım modelinin” yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyorum. Diğer yandan, daha önce gündeme gelen “Havza Bazlı Üretim ve Destekleme Modeli’nin” zorunlu ve etkin bir şekilde uygulanması büyük önem taşımaktadır. Tarımda üretimi güçlendirecek bu adımların yanı sıra, piyasanın daha sağlıklı işlemesi için de düzenlemelere ihtiyaç vardır. Bu kapsamda hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyan, piyasadaki aksaklıkları azaltan bir “Hal Yasası’nın” da vakit kaybetmeden çıkarılması gerekmektedir.”