Ankara Tabip Odası, her gebeliğin kendine özgü olduğunu ve doğum şekli kararının anne ile bebeğin sağlık durumu, gebeliğin seyri, olası riskler ve hastanın aydınlatılmış onamı birlikte değerlendirilerek verilmesi gerektiğini belirtti. Bir hekimin sezaryen oranının yüksek olmasının tek başına tıbbi hata veya ihmal anlamına gelmeyeceğine dikkat çekildi.
TUTUKLAMA SÜRECİ HEKİMLERDE KAYGI YARATTI
Ankara Tabip Odası, Şanlıurfa’da özel bir sağlık kuruluşunda sezaryenle doğum yaptıktan sonra durumu ağırlaşan ve sevk edildiği Harran Üniversitesi Hastanesi’nde yaşamını yitiren vatandaşın ailesine ve yakınlarına başsağlığı diledi. Olayın ardından tutuklanan hekimin tahliye edilmesini olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Ankara Tabip Odası, bilimsel ve hukuki değerlendirme süreçleri tamamlanmadan gerçekleşen tutuklama ve mesleki uygulamaların objektif bir incelemeden geçmeden cezai sürece konu edilmesinin hekim camiasında kaygıya yol açtığını belirtti.
Ankara Tabip Odası tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Öncelikle Şanlıurfa'da özel bir sağlık kuruluşunda sezaryenle doğum yaptıktan sonra durumu ağırlaşan ve sevk edildiği Harran Üniversitesi Hastanesi'nde yaşamını yitiren vatandaşımızın ailesine ve yakınlarına derin başsağlığı dileriz. Olayın ardından tutuklanan meslektaşımız hakkında tahliye kararı verilmiş olması olumlu bir gelişmedir. Ancak bilimsel ve hukuki değerlendirme süreçleri tamamlanmadan gerçekleşen tutuklama, kimliğinin kamuoyuyla paylaşılması ve mesleki uygulamaların henüz objektif bir incelemeden geçmeden cezai sürece konu edilmesi hekim camiasında derin bir üzüntüye ve kaygıya yol açmıştır. Ne yazık ki bu üzücü süreç basit bir adli vakadan ibaret değildir. Uzun yıllardır sağlık sisteminde biriken sorunların, bilimsel özerklikteki erozyonun ve hekimlerin mesleki bağımsızlığı üzerindeki baskıların son yansımasıdır.”
DOĞUM ŞEKLİ İSTATİSTİKSEL HEDEFLERE İNDİRGENEMEZ
Ankara Tabip Odası, doğum şekline ilişkin kararların her hastanın klinik koşulları ve aydınlatılmış onamı doğrultusunda verilmesi gerektiğini belirterek, bu kararların istatistiksel hedeflere veya idari performans kriterlerine indirgenemeyeceğini vurguladı.
Açıklamada şunlara yer verildi:
“Hekimlik mesleğinin temel sorumluluğu her hastaya özgü klinik koşulları güncel bilimsel veriler doğrultusunda değerlendirerek hastanın yaşamını, sağlığını ve haklarını korumaktır. Özellikle kadın hastalıkları ve doğum pratiğinde doğum şekli kararı annenin klinik durumu, fetüsün sağlığı, obstetrik öykü, gebeliğin seyri, önceki cerrahi müdahaleler, gelişebilecek öngörülebilen riskler ve hastanın aydınlatılmış onamı ile birlikte değerlendirilerek verilir. Her gebelik kendine özgüdür. Bu nedenle doğum şekli istatistiksel hedeflere ya da idari performans kriterlerine indirgenemez.”
“SEZARYEN ORANLARI TEK BAŞINA TIBBİ HATA GÖSTERGESİ DEĞİL”
Ankara Tabip Odası, sağlık sistemlerinin hedefinin belirli bir sezaryen oranına ulaşmak değil, gereksiz sezaryenleri azaltırken tıbben gerekli durumlarda sezaryene zamanında erişimi sağlamak olması gerektiğini belirtti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Jinekoloji ve Obstetrik Federasyonu ve pek çok saygın uluslararası kuruluşun rehberleri açıkça belirtmektedir. Sağlık sistemlerinin temel hedefi belirli bir sezaryen oranına ulaşmak değil, gereksiz sezaryenleri azaltırken tıbben gerekli durumlarda sezaryene zamanında erişimi güvence altına almaktır. Toplam sezaryen oranına göre yapılan idari yaptırımlar veya soruşturmalar bilimsel tıp anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Bir hekimin sezaryen oranının yüksek olması tek başına tıbbi hata, ihmal veya kasten aykırılık anlamına gelmez. Bu anlayış bilimsel nesnellikten uzaklaşmayı gösterir.”
KOMPLİKASYON İLE İHMAL BİLİMSEL YÖNTEMLERLE AYRILMALI
Ankara Tabip Odası, tıbbi uygulamalarda komplikasyon ile ihmalin birbirinden ayrılması gerektiğini belirterek, bunun bağımsız uzmanlar tarafından bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Açıklamada şunlar yer aldı: “Tıp hukukunun en temel ilkesi komplikasyon ile ihmalin bilimsel yöntemlerle ayrıştırılmasıdır. Komplikasyon başka bir şeydir, ihmal başka bir şeydir. Bu ayrım ancak alanında uzman bağımsız bilirkişilerin, tıbbi kayıtların ve bilimsel klinik rehberlerin titizlikle incelenmesiyle yapılabilir.
AYDINLATILMIŞ ONAM GÖZ ARDI EDİLEMEZ
Ankara Tabip Odası, tıbbi müdahalelerde hastanın bilgilendirilmiş rızasının esas olduğunu belirterek, doğum şeklinin belirlenmesinde aydınlatılmış onamın göz ardı edilemeyeceğini vurguladı.
Açıklamada şunlar kaydedildi: “Öte yandan Anayasamızın 17. ve 56. maddeleri, Hasta Hakları Yönetmeliği, Türk Ceza Kanunu'nun 26. maddesi ile İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi uyarınca tıbbi müdahaleler ancak hastanın bilgilendirilmiş rızasıyla gerçekleştirilebilir. Doğum şeklinin belirlenmesinde hastanın aydınlatılmış onamı göz ardı edilemez.”
HEKİMLERİN HUKUKİ GÜVENCELERİ KORUNMALI
Ankara Tabip Odası, tıbbi işlemlere ilişkin ceza soruşturmalarında bilimsel değerlendirme süreçlerinin esas alınması ve hekimlerin hukuki güvencelerinin korunması gerektiğini belirtti.
Açıklamada şunlar söylendi: “3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na eklenen Ek Madde 18 gereğince tıbbi işlemlere ilişkin ceza soruşturmaları Mesleki Sorumluluk Kurulunun iznine tabidir. Bu düzenleme ile tıbbi uygulamaların öncelikle bilimsel değerlendirme sürecinden geçirilmesi ve sağlık çalışanlarının hukuki güvencelerinin korunması amaçlanmaktadır.
Bilimsel değerlendirmeler tamamlanmadan uygulanan baskıcı ve cezalandırıcı yaklaşımlar sağlık sistemimizde telafisi güç sorunlara neden olmaktadır. İstatistiksel baskılar altında çalışan hekimlerin klinik kararlarını özgürce verememesi tıbbi bağımsızlığı zedeleyebilir ve defansif tıp uygulamalarını artırabilir. Bunun sonucu anne ve yenidoğan güvenliğini olumsuz etkileyebilir.”
“MESLEKTAŞLARIMIZI YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”
Hekimlerin mesleki bağımsızlığının nitelikli sağlık hizmetinin temel koşullarından biri olduğuna dikkat çeken Ankara Tabip Odası, tıbbi uygulamalara ilişkin iddiaların bilimsel ölçütler ve bağımsız uzman görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Açıklama şöyle devam etti: “Dünya Tabipler Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü'nün de vurguladığı üzere hekimin mesleki bağımsızlığı nitelikli ve etik bir sağlık hizmetinin vazgeçilmez şartıdır. Kamuoyu baskısının, ön yargıların ve cezalandırıcı anlayışın öne çıktığı ortamda ne hekimler güvenle mesleklerini icra edebilir ne de toplum nitelikli sağlık hizmetine ulaşabilir.
Ankara Tabip Odası olarak tıbbi uygulamalara ilişkin iddiaların yalnızca bilimsel ölçütler, bağımsız uzman görüşleri ve hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini, hekimlerin hukuki güvencelerinin eksiksiz korunmasını, sağlık politikasının idari yaptırımlar ve cezalandırıcı yaklaşımlar yerine hasta güvenliğini ve bilimsel özerkliği merkeze alan bir anlayışla şekillendirilmesi gerektiğini kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.
Sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Hiçbir meslektaşımızı yalnız bırakmayacağız. Hekimlerin haklarını, halkın sağlık hakkını da savunmaya devam edeceğiz.”