Yine Cengiz Holding...

Bazen bir haber, yalnızca bir yatırım planını anlatmaz. Bir tercihi anlatır. Ne pahasına neyi seçtiğimizi.

Son günlerde Euronews Türkçe’de yer alan bir haber, Eskişehir’de planlanan bir altın madeni projesini gündeme taşıdı. Habere göre Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır A.Ş., içinde 28 endemik bitki türünün ve 128 kuş türünün bulunduğu birinci derece sit alanı ilan edilmiş alanda altın ve gümüş madeni işletmeyi planlıyor. Teknik detaylar tanıdık: açık ocak, milyonlarca ton kazı, siyanürle ayrıştırma…

Ama mesele teknik değil. Mesele, bu ülkenin artık çok iyi bildiği bir ikilem.

Bir tarafta “ekonomik değer” söylemi var. Altın çıkarılacak, üretim olacak, belki istihdam sağlanacak. Diğer tarafta ise sayılara sığmayan bir değer: bir vadi, bir ekosistem, geri gelmeyecek türler.

Haberin devamında aktarıldığı üzere proje sahası yalnızca bitkiler açısından değil, kuş türleri ve tarımsal üretim açısından da oldukça zengin. Sakarya Vadisi’nin mikroklima özelliği, burayı sıradan bir arazi olmaktan çıkarıyor. Yani mesele sadece doğa değil; aynı zamanda gıda, geçim ve yerel yaşam. Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı Sadık Yurtman, yaptığı açıklamada tüm Avrupa genelinde 3000 endemik bitki türü bulunurken Türkiye'de 3500 endemik bitki bulunmaktadır vurgusu yaparken bu doğal ve kültürel mirası korumanın önemine de değindi ve siyanürle altın çıkarmanın bölge toprağını zehirleyeceğinin altını çizdi. Bölgedeki hayvancılık ve tarımın büyük tehlike altında olduğunu, toprağı zehirlemenin geri dönüşü olmayacağını ise özellikle vurguladı.

Bir başka kritik nokta ise “geri dönüş” meselesi. Altın çıkarıldığında geriye ne kalacak? Rehabilite edilmiş bir doğa mı, yoksa kağıt üzerinde tamamlanmış bir yükümlülük mü? Türkiye’de bu sorunun cevabı çoğu zaman tatmin edici değil ne yazık ki... Ayrıca ayrın ayrıştırmak inanılmaz maliyetli bir işlem beni açıkçası en çok korkutan kısım da burası. Altın çıkarmak için çevredeki su kaynaklarını seferber etmeniz gerekiyor, metreküplerce su sırf altın ayrıştırması için tüketiliyor. Bu inanılmaz bir enerji, israf ve sürekli su krizlerinden bahsedilen günümüzde açıkçası sermayenin "çevre, iklim" gibi sözde hepimizi ilgilendiren konulara ne kadar duyarlı olduklarını bir kez daha gözler önünde seriyor.

Bunun haricinde etkilenilen alanın da oldukça geniş olacağı tahmin edilmekte. Haberin içeriğinde aynen şöyle belirtilmiş: "Projeye göre, ilk etkilenecek mahallelerin Atalan, Alpagut, Avlamış, Atalantekke, Behçetiye, Çalkara, Demirciler, Karaoğlan, Karacabaşı Pınarı, Tarpak ve Tekeciler mahalleleri olacağı, tesislerin Atalan'a 1.300 metre, Alpagut'a 3.300 metre uzaklıkta yer alacağı tahmin ediliyor. Mahalleler Eskişehir'in Mihalgazi ve Tepebaşı ilçelerinde."