Yeşili Sev Ormanı Koru

Her yıl mart ayının son haftasında kutlanan Orman Haftası, aslında sadece ağaçları hatırladığımız bir tarih aralığı değil; hayatın kendisini yeniden düşünmemiz için bir fırsattır. Çünkü orman yalnızca yeşil bir örtü değil, nefes aldığımız havanın, içtiğimiz suyun ve geleceğimizin ışığıdır.

Bugün şehirleşmenin hızla arttığı, betonun doğayı adım adım kuşattığı bir çağda yaşıyoruz. Çok güzel bir söz okudum geçenlerde. Diyordu ki; ‘’hava soğuduğunda gölge veren ağaçlar unutulur. İnsanoğlu sıcakta ağacın gölgesine sığınır, soğukta aynı ağacı keser ısınır’’. Yani insanoğlunun doğaya vefası bu kadar işte! Gölgesine sığındığımız ağaçları, çocukluğumuzun geçtiği yeşil alanları birer birer kaybederken, çoğu zaman bunun ne anlama geldiğini fark etmiyoruz. Oysa bir ağacın yokluğu sadece bir gölgenin kaybı değildir; bir kuşun yuvası, bir canlının yaşam alanı ve insanın nefes kaynağı da onunla birlikte yok olur.

Ormanlar, doğanın bize sunduğu en büyük denge unsurlarından biridir. İklimi düzenler, toprağı korur, su kaynaklarını besler. Küresel ısınmanın etkilerini her geçen gün daha fazla hissettiğimiz bugünlerde, ormanların önemi her zamankinden daha büyüktür. Bir ağacı kesmek saniyeler alırken, yerine yenisini yetiştirmek onlarca yıl gerektirir.

Ne yazık ki, her yıl çıkan orman yangınları, bilinçsiz kesimler ve plansız yapılaşma, bu doğal zenginliğimizi hızla tüketmektedir. Oysa çözüm aslında çok uzak değil: bilinç, sorumluluk ve küçük ama etkili adımlar. Bir fidan dikmek, doğayı kirletmemek, ormanlara sahip çıkmak… Bunlar basit gibi görünse de büyük değişimlerin başlangıcıdır.

Devamı için tıklayınız.