Yaşlılıkta Bakım Sigortası

Her şeyde primin söz konusu olduğu muntazam neoliberal dünyamızda yaşlılığınızın rahat geçmediğinden mi şikayetçisiniz? Öyleyse arkanıza yaslanın ve bu anın tadını çıkarın çünkü daha kötü günler kapımızda. Herkesin bildiği üzere sistemin sigortalı işte çalışan yeni elemanlara ihtiyacı var ki çoktan emekli olanın emeklilik parası ödeyebilsin ancak yeni bu eleman daraltma modelleri, gençlerde yüksek işsizlik gibi pek çok sosyo ekonomik unsur bu sistemin artık eskisi gibi çalışmamasına ve hatta gelecek 10 yılda nasıl dayanacağına şüphe edilmesine sebep oluyor. Bunun için şimdi yeni bir moda var çünkü artık her şey özelle ilişkilendiriliyor: Bakım sigortası.

Yeni modelin tartışmalarının önümüzdeki günlerde Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nun gündemine getirilmesi planlanıyor. Bu sigorta yaşlılık veya bakıma muhtaçlık durumlarında devreye girecek yeni bir sigorta mekanizmasıdır. Vatandaşların katkı payı ödemesi beklenmektedir, primlerin büyük bir bölümünün ise devlet tarafından ödenmesi planlanmaktadır.

Yeni sitemin genel sağlık sigortasına benzer olarak yaşlı vatandaşları kapsayacak şekilde düzenleneceği tahmin edilmekte. Buna ek olarak bakım hizmetlerinin maliyetinin büyük ölçüde kamu tarafından karşılanması hedefleniyor. Tartışmaların gündeminde ise "Türkiye'nin yaşlanması" yer alıyor ve altyapının sürdürülebilirliği burada bir kez daha aktarılıyor.

Tartışmaların kalbinde ise yeni bir prim yükünün vatandaşın sırtına binmesi yer alıyor. Öte yandan bazı sendikalar, işveren temsilcileri ve sosyal politika uzmanları, kurulması planlanan sistemin finansman yapısına dair soru işaretleri bulunduğunu dile getiriyor. Eleştirilerin odağında, primlerin önemli bir bölümünün çalışanlardan ve işverenlerden kesilmesi ihtimali yer alıyor. Bu durumun özellikle hâlihazırda yüksek bulunan sosyal güvenlik prim yükünü daha da artırabileceği, kayıt dışılığı teşvik edebileceği ve düşük gelirli çalışanlar üzerinde ek bir mali baskı yaratabileceği savunuluyor. Ayrıca küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından ilave prim maliyetlerinin istihdam kararlarını olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor. Uzmanlar, sistemin toplumsal kabul görebilmesi için devlet katkısının güçlü tutulması, gelir düzeyine göre kademeli prim modeli uygulanması ve şeffaf bir mali denge planının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini vurguluyor.

Bunun yanında tartışılan bir diğer önemli başlık ise sistemin bakım hizmetlerinin kalitesini ve erişilebilirliğini artırma potansiyeli. Uzmanlara göre sigorta modeli hayata geçerse yalnızca finansman değil, hizmet altyapısı da büyümek zorunda kalacak. Bu da evde bakım hizmetlerinin yaygınlaşması, profesyonel bakıcı istihdamının artması ve bakım merkezlerinin standartlarının belirlenmesi gibi sonuçlar doğurabilir. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için iyi bir denetim mekanizması kurulması, eğitimli bakım personeli yetiştirilmesi ve bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi gerekiyor. Aksi halde sistem para toplayan ama yeterli hizmet üretemeyen bir yapıya dönüşebilir. Bu nedenle uzmanlar, sigortanın sadece mali bir düzenleme değil, aynı zamanda Türkiye’nin yaşlanan nüfusuna yönelik uzun vadeli bir sosyal bakım reformu olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.