Türkler ve İyi Gün Dostluğu

Kültürümüzde sıkça kötü gün dostu olabilmek yüceltilirken iyi gün dostluğuna kolay kolay övgü yağdırılmaz, hatta çoğu zaman yerilecek bir şeymiş gibi algılanır. Türk kültürü, kötü gün dostlarını çok sever çünkü ne yazık ki hepimizde melankoliye içten içe bir bağlılık vardır. Bu melankoli bizlerin kültürel hafızasını yansıtır ancak bu davranışın temel sorumlusu değildir. Çoğu zaman insanımız ağlayacak bir omuz bulabilir ama kutlama yaparken hasetsiz mutlu olabilecek bir dost ne yazık ki bulamaz...

Toplumumuzda birlikte yükselebilme kolektif bilinci eksikliğinin köklerinde de ne yazık ki bu haset anlayışı yatmaktadır. Etrafımızdaki insanların bizden iyi olmasını istemeyiz, onlara yardımcı olmak kültürümüzde az rastlanan bir olaydır ne yazık ki... Çoğu insan başarılı olmak istemez, odadaki en başarılı ve hatta çoğu zaman tek başarılı insan olmak ister ve bu düşünce yapısı bence fazlasıyla hastalıklıdır. Sağlıklı bir düşünce yapısı birlikte hareket edebilmeyi, ortak karar alabilmeyi, bugün başkası için sevinmeyi bilmeyi gerektirir.

Bu tür özellikler bizleri kısır bir döngü olan sürekli Amerika'yı keşfetmeye zorlar. Birinin hayatını kolaylaştırmak bizim kültürümüzün alışkanlığı değil, bilmiyorum eskiden de mi böyleydi yoksa yeni yeni mi böyle olduk ama gerçek şu ki insanımızı birbirine bağlayan bir tutkal yok aksine bağları koparmak için cebimizde gönüllü olarak taşıdığımız makaslar mevcut. Bunu neden böyle anlatıyorum biliyor musunuz? Çünkü zaten her şeyin "birey" olduğu günümüz dünyasında kolektif bilinci oluşturamamak bizleri güvensiz tekil canlılara dönüştürüyor. Gidin sevdiğiniz parti hangisiyse ona üye olun demiyorum ama komşunuzdan, sınıf arkadaşlarınızdan veya iş arkadaşlarınızdan haberiniz olsun diyorum. Yardımlaşma ağları, dayanışma kültürü çoğu zaman politik bilinç gerektirmez sadece samimiyetle inşaa edilen sağlıklı bağlar kurabilmeyi öğrenebilmemiz gerekiyor.

Benim genel olarak gözlemlediğim şey ise birisi bir şeye ulaşmak için çabaladıysa kendisinden sonra gelene bu bilgiyi aktarıp vakit ve nakit tasarrufu yapılmasına asla izin verilmez aksine bire bir bu "çile" çekilmelidir. Çileyle emeği sürekli karıştıran toplumumuz kendisini kurban olarak görmeye fazlaca meraklı olduğundan bu süreçleri romantize etmeyi çok sever. Amacına ulaşamazsa haset ve dolayısıyla asla bulunamayan iyi gün dostu insan eksikliği ortaya çıkar. Yardımlaşma ve birlikte yükselme kültürünü algılayamamış olmanın getirdiği bir güçsüzlüğün içerisinde herkes boğulur.

Yani demem o ki; kolaylaştırmak sanılanın aksine şımarıklaştırmaz, dayanışma ağı ve anlayış yaratır.