Sofradaki yangının adı: Aracı düzeni

Türkiye’de tarım stratejik mi? Evet.
Peki kazanan kim? Ne çiftçi. Ne besici. Ne de tüketici.

Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri Derneği (TÜRKYED) Başkanı Nihat Çelik’in verdiği rakamlar, soframızdaki yangının nereden çıktığını açık açık gösteriyor.

Bir küçükbaş hayvan düşünün.
50 kilo geliyor.
Kesiliyor, temizleniyor, geriye yaklaşık 24 kilo karkas kalıyor.
Kilosu 500 liradan hesaplandığında 12 bin lira ediyor.

Besici kaça satıyor?
10 bin liraya.

Aradaki 2 bin lira buhar mı oluyor? Hayır.
Zincirin ortasında bir yerde kalıyor.

80 kiloluk hayvanda tablo daha da çarpıcı.
Besici 12–14 bin liraya bırakıyor.
Kasap, hesabını yapmış: 18–20 bin lira gelir.

Ama mesele yalnızca kasap değil.
Mesele sistem.

Bugün küçükbaş eti 1.000 liranın altında değil.
Pirzola 1.400 lira.
Üreticiden 500 liraya çıkan et, rafta iki katına dayanıyor.
Bu fark sadece “kira, personel, lojistik” mi?

Asıl tartışılması gereken yer burası.

Tarladaki 10 lira, evrakta 35 lira

Daha çarpıcı iddia meyvede, sebzede.

Portakal tarlada 10 liraya alınıyor.
Mandalina 12 liraya.

Ama müstahsil makbuzuna 35 lira yazılıyor.

Para? Elden veriliyor.
Kayıt? Kağıt üzerinde yüksek gösteriliyor.

Neden?

Çünkü denetim geldiğinde dosya tertemiz.
“Ben 35 liraya aldım” diyor.
Hal böyle olunca 50 liraya satmak da makul gösteriliyor.

Kağıt üzerindeki maliyet şişiyor.
Raftaki fiyat kabarıyor.
Faturayı kim ödüyor?

Çiftçi değil.
Aracı değil.
Tüketici.

7 bin lira şartı vatandaşa var, toptancıya yok

Vatandaş 7 bin liranın üzerinde alışveriş yaparsa bankadan göndermek zorunda.
Peki milyonluk ürün alımında neden elden ödeme mümkün?

Eğer müstahsil makbuzundaki tutar gerçekten ödeniyorsa,
banka üzerinden aktarılsın.
Hesaptan hesaba geçsin.

O zaman kim ne kazanıyor ortaya çıkar.
O zaman kağıt üzerindeki şişirme biter.
O zaman “maliyet” perdesi aralanır.

En acı gerçek

Bu ülkede üretici para kazanamıyor.
Tüketici et alamıyor.
Meyve lüks olmuş.

Ama zincirin ortasında birileri her şartta kazanıyor.

Tarım stratejikse, denetim de stratejik olmak zorunda.
Şeffaflık yoksa fiyat adaleti olmaz.
Fiyat adaleti yoksa sofrada huzur olmaz.

Sorulması gereken soru basit:

Bu düzende gerçekten kim korunuyor?
Çiftçi mi?
Vatandaş mı?
Yoksa aracı düzeni mi?

Sofradaki yangın mutfakta değil.
Sistemin tam ortasında yanıyor.