Soçi zirvesi ve "denge politikası"... (I)

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin arasında Soçi'de gerçekleştirilen zirve konusunda yapılan yorumlar genellikle 'tahminlere' yol açtı...

Bunun sebebi, zirvenin 'baş başa' yapılmış olmasıydı...

Oysa bu tür zirvelere genellikle ilgili bakanlar da katılır ve toplantı sonuçları yapılan ortak basın toplantısında kamuoyuna açıklanırdı.

***

Bu nedenle bizim yapacağımız analiz de ister istemez 'tahmini' sonuçlara dayanacak...

Önce toplantının 'evveliyatına' bakalım...

Zirve, üç önemli olayın arkasından geldi...

Birincisi ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi...

İkincisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM Genel Kurulu'na katılmak için gittiği New York'ta ABD Başkanı Biden ile görüşememesi...

Üçüncüsü ise İdlib'de durumun gerginleşmesiydi.

***

ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi sonrasında en çok merak edilen şey, bu olayın 'çok kutuplu' hale gelmiş olan dünya politikasında yol açacağı değişikliklerdi...

Bu çekilme bölgede siyasal bir 'vakum' mu yaratacaktı?..

Yoksa, bir dönem Taliban ile işbirliği üzerine kurulmuş ama daha sonra Afganistan'da üslenen El Kaide'nin New York'taki 'ikiz kuleler'e yaptığı saldırı üzerine Taliban'ın iktidardan düşürülmesiyle sürdürülmüş olan ABD politikası, yeniden Taliban ile işbirliğine dönüş mü yapacaktı?

***

Birinci ihtimalde, yaratılmış olan boşluğu Rusya ve Çin dolduracak, böylece Rusya'nın Taliban yönetimi ile işbirliğini geliştirmesi için olumlu bir hava ortaya çıkacaktı...

İkinci ihtimalde ise Rusya'nın güneyinde yer alan ve bir anlamda 'onun 'yumuşak karnını' oluşturan Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Tacikistan gibi ülkelerde, ABD bir kez daha Taliban aracılığıyla 'beşinci kol' faaliyeti yürütme olanağına kavuşacaktı...

Türkiye, Taliban yönetimiyle iyi ilişkiler içinde olan Pakistan ve Katar gibi ülkelerle birlikte yeni Taliban yönetiminin politikaları üzerinde etkili olabilecek ülkelerden biriydi. O nedenle, Putin'in Erdoğan'ın bu konulardaki görüşünü ve niyetini öğrenmek istemesi çok doğaldı.

***

Dikkate alınması gereken ikinci nokta, S-400'lerin satın alınmasından sonra Türkiye-ABD ilişkilerinde ortaya çıkan gerginliğin Biden ile ilişkilere yansımalarının Türkiye'nin Rusya ile ilişkilerini nasıl etkileyeceği konusuydu...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Biden ile görüşememesinin ardından Biden'a serzenişte bulunan açıklamalar yapmış, ama daha da önemlisi S-400 meselesi başta olmak üzere silah alımlarında Rusya ile ilişkilerden geri adım atmayacağı mesajını vermişti. Eğer bu tavır hayata geçirilirse bugünlerde sözü edilen ikinci parti S-400 alımları için yol açılmış olacaktı...

Ayrıca, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin daha da gerginleşmesi, Türkiye Rusya arasındaki ilişkilerin iyiye doğru gitmesi sonucunu doğuracaktı. Böyle bir gelişmenin kolaylaştırılması açısından Putin'in Erdoğan ile 'başbaşa' görüşmesi önemli bir fırsattı.

***

Üçüncü önemli nokta olan İdlib'deki gerginlik de, bu süreçte azalacak, böylece o bölgede üslenerek Suriye yönetimi ve Rus üslerine karşı saldırılar gerçekleştiren terörist örgütlerin bölgeden çıkarılması ya da etkisiz kılınması kolaylaşacaktı...

Bu konuda aslında daha önceki Soçi zirvesinde bir anlaşma sağlanmış, ancak Türkiye'nin alınan kararları uygulamaktaki isteksizliği nedeniyle Rusya'nın istediği sonuç alınamamıştı..

Bunun üzerine bölgede üslenen örgütlerin bulunduğu alanlara Rusya ve Suriye tarafından saldırılar düzenlenmiş, bu durum Türkiye'nin bölgeye askeri yığınak yapmasına yol açmıştı.

***

Türkiye'nin İdlib'de takındığı tavrı değiştirmesi, dolayısıyla Türkiye ile Rusya arasında gerginlik yaratan en önemli konulardan birinin çözüm yoluna girmesi, Türkiye ile Rusya arasında kronik rahatsızlıklar yaratan Libya, Ukrayna ve Kırım'daki gerginliklerin azaltılması için de bir fırsat yaratacaktı...

Bilindiği gibi Libya'da Türkiye'nin hedef aldığı Hafter güçlerinin arkasındaki destekçilerden en önemlisi Rusya'ydı...

Buna karşılık Türkiye, Ukrayna yönetimi ile işbirliği yaparak Donetsk bölgesinde fiili bir özerk yönetim yaratmış bulunan Rusya yanlısı isyancılara karşı kullanılmak üzere Ukrayna yönetimine İHA ve SİHA satmaktaydı...

Bir diğer pürüzlü nokta, Türkiye'nin Kırım'ın Rusya'ya katılmasını tanımayı reddetmesiydi... Rusya'nın KKTC'nin Doğu Akdeniz'den dışlanmasına yol açan gelişmeleri desteklemesinin sebeplerinden biri hiç kuşkusuz bu olaydı.

(Devam edecek)