Siyasetin ve Siyasetçinin Üslubu

İnsanı, en hızlı biçimde ele veren yanı yüzüdür. Asık mı, güleç mi, gözleri (bakışları) nasıl, rengi ne anlarsınız ilk bakışta. Gerçekten görünen yüzü müdür gerçek olan, yoksa başka yüzleri de var mıdır insanın? İçi başka dışı başka mıdır yoksa, “insanın alacası içindedir” sözü bu nedenle mi söylenmiştir? İlginç olan şu ki; ancak içine girdikçe anlayabiliriz, çözebiliriz insanı…

Konu siyasetçilere gelince görülmüştür ki; bütün siyasetçiler aslında hep birbirlerine benziyorlar. Çünkü muhalefette başka, iktidar olunca başka türlü konuşuyorlar. Bu nedenle ben siyasetçiyi yüzünden çok, ağzıyla tanırım. Hani, “üslubu beyan, aynıyla insan” denilen lafa takarım kafayı o saat!

Derler ki; “Baş ne düşünürse, ayak o tarafa gidermiş.” Konuşunca ağız ve dil, insanı ters yöne doğru iter. Ağzını açınca siyasetçi; dil sorunu yaşıyor: ‘yanlış anlaşıldım’, ‘amacımı aşan söz söylemişim’ özrüyle kıvırmaya başlıyor. Bizde siyasetin ve siyasetçinin üslubu budur işte…

Devamı için tıklayınız.