Ramazan zamları yılın ilk çeyreğinde enflasyonu tetikleyecek

Ekonomi yönetiminin ve onlara hak veren iş dünyamızın bazı profilleri 2026 yılına büyük umutlar bağlayan mesajlar verse de 2026’da ekonominin nasıl olacağına ilişkin ilk veriler TÜRK-İŞ’in açlık ve yoksulluk rakamları ile bir fikir verdi.

TÜRK-İŞ’e göre 2026 yılının Ocak ayında Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcama tutarı yani açlık sınırının alt seviyesi 31 bin 223,88 TL’ye çıktı. Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise ki bu yoksulluk sınırını gösteriyor. Bu da 101 bin 706 TL’yi geçti. Böylece Ankara’da bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ aylık 40 bin 541 TL ’ye yükseldi. Geçen yılın aralık ayına göre artış yüzde 3.58 olmuş.

Ekonomideki gelişmeye bir başka veri olması açısından döviz kuruna da bakalım.

2025 yılı Aralık ayında dolar kuru 42 bin 967 TL idi. Kur üzerindeki bütün baskılara karşın dolar kuru ocak 2026’da 43 bin 403 TL’ye yükseldi. Yüzde 10’luk bir artış. Baskı kurulan kurun her ay yüzde 10 yükselmesi normal değil. Kurdaki bu dalgalanma enflasyonu tetikleyen ürünlere gelecek artışlar için özel bahane olur, oluyor da…

Nitekim, temel gıda ürünü satıcılarının ürünlerine aylıkta yüzde 35’ler seviyesinde zam yaptığı görülüyor.

Şimdi dar ve sabit gelirlileri daha özel bir ay bekliyor. İnançlarının gereğini yerine getirecekler. Önümüzdeki şubat ayında Ramazan’a gireceğiz. 19 Şubat’ta başlıyor. İnsanlarımız oruç tutacak. Açlık sınırı aylık da yüzde 3.5 artarsa, şubat ayında iki aylık yüzde 7’lere çıkacağı görülüyor. Döviz kurundaki artış ise iki aylık yüzde 20’lere tırmanacak. Şubat ayında temel gıda ürünleri üzerindeki kur baskısı ve esnafın kar hırsı ile ürünler üzerinde yüzde 35-50 arasında artış olacağını söyleyebiliriz.

Bu durumu sizlere daha anlaşılır olması için Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) her ay düzenli olarak açıkladığı üretici, market ve girdi fiyatlarındaki değişim verileri üzerinden de aktaralım. 2025 yılı Kasım ile Aralık ayı karşılaştıralım.

TZOB’a göre 2025 Kasım ayında markette 42 ürünün 18’inde fiyat artışı, 24 ’ünde fiyat düşüşü oldu. Markette Kasım ayında kabak 33 TL’den, salatalık 39 TL’den, sivri biber 30 TL’den, patates 64 TL’den, yeşil fasulye 75 TL’den, havuç 32 TL’den, ıspanak 53 TL’den, portakal 95 TL’den, mandalina 32 TL’den satıldı. Pirinç 86 liradan, kırmızı mercimek 68 liradan, dana eti 790 TL’den, yumurta 6.23 TL’den, beyaz peynir 334 TL’den, kaşar peyniri 334 liradan satıldı.

Aralık ayında ise markette 41 ürünün 30’unda fiyat artışı, 11’inde fiyat azalışı görüldü. Markette Aralık ayında kabak 65 TL’den, salatalık 68 TL’den, sivribiber 75 TL’den, patates 57 TL’den, havuç 34 TL’den ıspanak 50 TL’den, portakal 46 TL’den, mandalina 37 TL’den satıldı. Pirinç 85 TL’den kırmızı mercimek 70 TL’den, dana eti 865 TL’den, yumurta 6.25 liradan, beyaz peynir 339 TL’den, kaşar peyniri 433 TL’den tüketicilere sunuldu.

Geçtiğimiz yılın son iki ayındaki rakamlara baktığımızda küçük artışları fark ediyorsunuz değil mi? Geriye dönük yıllardaki oruç ayında esnafın özel artışlarla Ramazan’a karşıladığını da söylememe gerek var mı?

Şimdi Ramazan’a sayılı günlerin kaldığı bir esnada temel gıda maddelerinde olacak artışlar ile TÜRK-İŞ’in açlık ve yoksulluk sınırındaki makasının da açılacağı görülüyor.

Bütün bu veriler enflasyonla mücadeleyi sadece dar ve sabit gelirlilerin ücretlerinde kısıtlama getiren ekonomi yönetiminin başarılı olmasının mümkün olmayacağını gösteriyor.