Ramazan Etiketi: Vicdan mı, Fırsat mı?

Ramazan geldi.

Ama sofraya önce zam geldi.

Her yıl aynı senaryo. Takvim yaprağı değişiyor, etiketler değişiyor. Dayanışma ayı başlıyor ama fiyatlar sanki fırsat sezonu açılmış gibi yükseliyor.

Sevgililer Günü’nde 20 milyar liralık harcama yapıldı. Kimse buna itiraz etmiyor. Özel günlerde satış artar. Esnaf kazanır. Ancak sorun kazanç değil; ölçüsüzlük.

Satış artışı beklentisi oluştuğu anda fiyatlar da yukarı çekiliyor.
Yüzde 50… yüzde 100… hatta yüzde 200.

Bu artık piyasa refleksi değil, alışkanlık.

Rakamlar Yalan Söylemez

Türkiye Ziraat Odaları Birliği verileri ortada.

Ramazan daha başlarken temel ihtiyaç maddelerinin 32’sinde artış yapıldı.
28 Ocak–12 Şubat 2026 arasında markette 41 ürünün 27’si zamlandı.

Kış ortasında pırasa yüzde 42,9 arttı.

Üreticide de tablo farklı değil. 33 ürünün 21’inde artış var. Mandalina, havuç, pırasa… Artış oranları yüzde 20’lerin üzerinde.

Soru basit:
Gerçekten maliyet mi artıyor, yoksa beklenti mi fiyatı şişiriyor?

Aynı Ürün, Aynı Marka… Yüzde 68 Fark

Ankara’da aynı marka ve gramajdaki ürünler dört farklı markette karşılaştırılıyor.

Sonuç?
Bir litre ayçiçek yağında yüzde 68,3 fiyat farkı.

Aynı ürün. Aynı ambalaj. Aynı içerik.

Bu fark lojistikle mi açıklanacak? Kirayla mı? Elektrikle mi?
Yoksa denetimsizlikle mi?

Serbest piyasa demek başıboş piyasa demek değildir.
Ama Türkiye’de artık “nasıl olsa alınır” rahatlığı hâkim.

Çünkü temel gıda satıyorsunuz.
İnsanlar almak zorunda.

Bedelini Kim Ödüyor?

Fiyatlar şiştikçe vatandaş daha ucuz ürüne yöneliyor.
Ucuz olan her zaman güvenli değil.

Taklit ve tağşiş ürünler artıyor. Denetimler yapılıyor ama yakalanan kadar yakalanamayan da var.

Fahiş fiyat yalnızca enflasyonu beslemiyor; merdiven altını da büyütüyor.

Bu bir zincir.

Zam → Ucuz arayışı → Sağlıksız ürün → Halk sağlığı riski.

Ve bu zincirin halkasında en zayıf olan yine vatandaş.

Asıl Soru

Ramazan bir ibadet ayı mı, yoksa fırsat ayı mı?

Eğer temel gıdada bu kadar oynaklık varsa, burada yalnızca “esnaf vicdanı” tartışması yapmak eksik kalır. Denetim mekanizmaları nerede? Caydırıcılık nerede?

Fahiş artışlara güçlü bir tedbir alınmazsa, sorun yalnızca pahalı alışveriş olmayacak. Güvensiz sofralar, derinleşen eşitsizlik ve büyüyen kayıt dışı ekonomi olacak.

Sonunda yine aynı tablo:

Vatandaş ortada.
Bir yanda vicdan.
Bir yanda cüzdan.

Ve arada sıkışmış bir toplum.