Raflar El Yakıyor

Son aylarda çarşıya pazara çıkan herkesin ortak cümlesi aynı: “Raflar el yakıyor.” Market arabasını doldurmak artık dar gelirli için olduğu kadar orta gelirli için de ciddi bir hesap meselesine dönüştü. Gıda başta olmak üzere temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışları, vatandaşın bütçesini zorlarken alışveriş alışkanlıklarını da kökten değiştiriyor.

Türkiye’de enflasyon uzun süredir gündemin ilk sırasında. Özellikle gıda enflasyonu, genel enflasyonun da üzerinde seyrederek sofralara doğrudan yansıyor. Ayçiçek yağı, süt, peynir, et, bakliyat… Geçen yıl “pahalı” dediğimiz fiyatlar, bugün neredeyse “normal” kabul ediliyor. Ancak gelir artışı aynı hızda gerçekleşmeyince alım gücü her geçen gün biraz daha düşüyor.

Sepet küçülürken , faturası büyüyor. Eskiden haftalık yapılan toplu alışverişler yerini günlük ve daha kontrollü alışverişlere bıraktı. Tüketici artık ürünleri gramla, etiketleri tek tek karşılaştırarak alıyor. İndirim günleri takip ediliyor, marketlerdeki özel markalara yönelim artıyor. Ancak tüm bu tasarruf çabalarına rağmen kasa fişi uzadıkça uzuyor.

Ekonomistler, fiyat artışlarının temelinde üretim maliyetlerindeki yükselişe dikkat çekiyor. Enerji giderleri, kira bedelleri, lojistik masrafları ve döviz kurundaki dalgalanmalar zincirin her halkasında maliyetleri yukarı çekiyor. Üretici artan maliyeti fiyatlara yansıtıyor, perakendeci de kendi giderlerini ekleyince sonuç katlanarak raflara yansıyor.

Devamı için tıklayınız.