• Salgın koşullarının en çok etkilediği alanlardan birisi de kültür-sanat çalışmaları oldu. Özellikle yasakların başlamasıyla birlikte siz ve meslektaşlarınız hangi zorluklarla karşılaştınız? Bu koşullar altında Ankara Tiyatro Yapımcıları Derneği'nin kurulduğunu duyduk, siz de başkanısınız. Derneğinizin kuruluş amacı neydi?
Bildiğin gibi 16 Mart tarihi bir dönüm noktasıdır. Salgın nedeniyle tüm Türkiye'de her şey durdu. Tabii ki tiyatro da durdu. Özellikle de özel tiyatrolar bu süreçte en büyük yarayı alan kurumlar oldu. Özel tiyatroların aldığı bu yara oldukça büyüktü. Çünkü daha sezon bitmeden salgının yıpratıcı etkisine yakalandı tiyatrolar. Türkiye'deki tüm tiyatrolar ekonomik olarak zaten zorlukla ayakta durmaktayken; salgın ile tedavisi zor bir kangrene dönüştü. Bu güzel ülkemizde sanat yasamızın olmaması, özel tiyatro yapanların tacir sayılması, devletin bizleri gelir kapısı olarak görmesi, bu kangreni büyüttükçe büyütmekte. İşte bu ekonomik sorunlarımız ve seyircimizle ürettiklerimizi buluşturamama tehlikesi oluşunda ülke genelinde tüm tiyatrolar bir araya gelmeye başladı. Bu esen dayanışma rüzgarı Ankara'da çalışan özel tiyatroların da bir araya gelmesine neden oldu ve Ankara Tiyatro Yapımcıları Derneği olarak neredeyse tüm özel tiyatrolarla bir araya geldik. Çünkü sorunlarımız ortaktı. Bugün Ankara'da çalışan 40 tiyatro AnTiYap çatısı altında birleşmiş durumda. Tiyatronun kamusal yönü olduğu unutulmamalıdır. Tiyatro en zor dönemlerde bile insanların yaşama var olma nedeni olmuştur. Bu nedenle de insan yaşamında çok önemli bir yere sahiptir. İşte AnTiYap'ın kuruluş amacı, tiyatroların var olma savaşımına destek olmak, yaşam damarı olan seyircisiyle buluşmasını sağlamak ve Ankara'nın kültür sanat yaşamında söz sahibi olmaktır. 'Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir' sözünden yola çıkarak Ankara kurumları ve Ankara tiyatroları birlikteliğiyle Ankara'nın her yerine, her ilçesine, her semtine ulaşmak ve insanların sanat yoluyla sağaltılmalarına yardımcı olmak en büyük hedefimizdir.
'TİYATRONUN KAMUSAL YÖNÜ OLDUĞU UNUTULMAMALIDIR'
• Bu zorlukları aşmak için özellikle salgın döneminde devletin özel tiyatrolara yönelik bir desteği oldu mu?
Biz tiyatro yapanlar için en büyük eksik yaşamımızdaki alkışın eksikliğidir. Ekonomik zorluklar kuşkusuz çok önemli. Kültür Bakanlığı özel tiyatrolara destek kapsamında gerek telif haklarını devreye sokarak gerekse dijital ve sesli oyun projelerini devreye sokarak biz tiyatroların yaralarını sarmaya çalışıyor. Ama asıl sorun, devletin, tiyatroları ticarethane olarak görmesinde. Bizler tacir değiliz, bizler için paradan önce alkış gelir. Uygar toplumlarda sanatın kamu hizmetinde olduğu kabul edilir ve ona göre değerlendirilir. Örneğin tiyatrolar vergi, SGK gibi konularda devlet desteği altındadır. Bizler sanat üreteceksek, yaptığımız sanatımızla insanların sosyal, duygusal, düşünsel eksikliklerini gidereceksek, bu bizim görevimizse eğer ki görevimiz bizlerin SGK vergi gibi şeyleri düşünmememiz gerekir. Bu anlamda devletin sanatın insanların yaşamlarında su gibi, sağlık gibi, beslenme gibi, eğitim gibi, temel gereksinim olduğunu kabul ederek ele almalı ve desteklemelidir. Aksi halde yapılacak her tür destek eksik olacaktır.
• Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle online ortamda 'Ali Nihat'la Sihirli Yolculuk' oyunundan bahseder misiniz? Bu bağlamda genel olarak ABB'nin, Ankara tiyatrocularına olan desteğini anlatır mısınız?
Bizler örgütlenme süreciyle birlikte Ankara kurumlarına bizlerin yanında olmaları çağrısını yaptık. Dernekleşme süreciyle birlikte bu çağrımız yanıt buldu. Derneğimiz üyesi tiyatrolardan 12 yetişkin, 13 çocuk oyunu olmak üzere toplam 25 tiyatronun oyunuyla seyircimizle buluşmak istediğimizi dile getirdik. Bu bir acil durum paketi olacaktı. Dernek içindeki hiçbir tiyatroyu ötekileştirmeden, üyelerimiz arasında hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm tiyatroların yaşaması gerektiğini ilke olarak belirledik. Eğer bizler bu salgın koşullarında herhangi bir ayrıma gitseydik, belki tiyatro sanatının niteliği açısından doğru bir karar olurdu ama böyle bir bakış açısı insana yaklaşımımıza aykırı olurdu. Biz de öyle yaptık. Önce insani bakış açısı dedik, önce tiyatroların yaşam savaşı dedik. Büyükşehir Belediyesiyle görüşmelerimizde bu ilkemizi dile getirince gördük ki, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mansur Yavaş da bizim gibi düşünüyor. Mansur Başkan, hiçbir tiyatroyu ötekileştirmeden herkese ulaşmak istediklerini bize Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Ali Bozkurt ve Kültür Müdürü Hüseyin Zehir aracılığıyla iletince ortak noktayı yakalamış olduk. Üyelerimizin yaşamasına olanak verecek olan bu projede, Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın kaynaştırıcı, birleştirici yaklaşımının derneğimizin yaklaşımıyla aynı olması bizleri çok mutlu etti. Seyircimizle salgın nedeniyle organik olarak buluşamayınca dijital olarak buluşmak için kolları sıvadık. Büyükşehir Belediyesinin salonlarında projeye dahil olan 25 tiyatronun oyunlarının çekimi 15 gün içinde tamamlandı. Şu anda da seyircimizle somut olarak olmasa da dijital olarak buluşmaya başladık. 'Ali Nihat'la Sihirli Yolculuk' oyunu da bu kapsamda Ankara Tiyatro Yapımcıları Derneği için oynanan bir oyundur. İçinde umut taşır. Her şeyin seyircimizin elinde olduğunu, isterse tüm kötülükleri, savaşları, kavgaları, kötülükleri, sevgilerimizi birleştirerek yok edebileceğimizi tema olarak anlatır. İlizyonlarla örülmüş, müziğin ön planda olduğu bir gösteridir. Tiyatro Pembe Kurbağa olarak derneğimize katkı olarak oynanmıştır. Tiyatro Pembe Kurbağa'nın oyunu da Mart ayında seyircisiyle buluşacak olan, 'Avcı İle Kelebek' oyunudur.
• Geleceğe yönelik hedefleriniz, düşleriniz neler?
Bu sorunuzun yanıtını hem çocuk tiyatrosunun geleceği açısından hem de Ankara Tiyatro Yapımcıları Derneği olarak yanıtlayacağım. Çocuk tiyatrosunun toplumda hak ettiği yere gelmesi için, bir zamanlar Devlet Tiyatrosu Genel Müdürü olan öğretmenim, Turgut Özakman'nın da hedefi olan Devlet Tiyatrosu'nda Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu biriminin kurularak tüm ülkede bir okul olarak nitelikli, doğru çocuk tiyatrosunun üretilmesi misyonunu üstlenmesi düşlerimden biri. Bu uzak gibi görünse de, en azından derneğimiz çatısı altındaki özel çocuk tiyatroları bağlamında bu düşü önümüze hedef olarak koyacağımız bir gerçek. Dünyadaki başkentlere baktığımızda başkentlerin aynı zamanda o ülkenin sanat yaşamında da başkent olma görevini üstlendiğini görüyoruz. Ankara Tiyatro Yapımcıları Derneği olarak, Ankara'nın kültür sanat yaşamında katkımızı arttırabilmek için elimizden gelen her şeyi hedef olarak önümüze koyduk. Güzel ülkemizin başkenti Ankara'nın hak ettiği yere gelmesini, sanat başkenti olmasını AnTiYap olarak görev edindik. Ankaramıza yakışan uluslararası ölçekte bir festivale kavuşması da hedeflerimizin arasında yer almakta. Dileriz bu hedeflerimizin, bu düşlerimizin hepsi gerçekleşir. Tiyatro ekip işidir. Tiyatro Pembe Kurbağa yıllardır süre gelen ekibiyle bu başarıyı hak etmiştir. Hepsine teşekkürü bir borç bilirim. Haydi, Ankara, sanat dolu günlere…