Neler oluyor Davos’ta?

İsviçre’nin ev sahipliğinde, Dünya Ekonomik Forumu tarafından “Diyalog Ruhu” temasıyla düzenlenen 2026 Davos Zirvesi’nde bu yıl küresel ekonomi, yapay zeka ve teknolojik dönüşüm, jeopolitik riskler, enerji güvenliği, iklim krizi ve sürdürülebilirlik başlıkları ele alınıyor. Özellikle yapay zekanın ekonomi ve güvenlik politikaları üzerindeki etkisi ana tartışma konuları arasında.
Son yıllardaki Davos zirvelerinde kapitalistlerin, küresel güçlerin iliklerine kadar hissettikleri bir korku dışa vuruyor. Dünyanın her yerinde halkın kanını emen kişiler, şirketler, liderler, yani yoksulluğu, sömürüyü, adaletsizliği yaratanların bizatihi kendisi önünde diz çöktüğü rahibe bütün günahlarını itiraf eden bir günahkâr gibi davranıyorlar. İşin gerçeği günah çıkarıyorlar ama ertesi gün alıştıkları sömürü düzenini sürdürmeyi de ihmal etmiyorlar.
Bu yıl yapılan bazı konuşmaların içeriğine baktığımda, 2022 yılından itibaren zirveye sunulan “Bizi daha çok vergilendirin” mektuplarını hatırladım. 2024 yılında “Daha fazla ödemekten gurur duyun” başlıklı online kampanyanın katılımcıları yoksullar değildi; mektupta 260 milyoner ve milyarderin ismi vardı. "Bu konferanstan çıkabilecek tek makul karar, zenginleri vergilendirmek olur. Vergilendirin bizi!" diye adeta bir yalvarma içindeydiler.
Bu yılki zirvede de çokça tartışılan itiraflar var. Dünyanın en büyük varlık yöneticisi BlackRock’ın milyarder CEO’su Larry Fink, şu sözleri söylüyor.
"Berlin Duvarı yıkıldığından beri tarihin en büyük serveti yaratıldı ama bu para, toplumsal barışı bozacak kadar küçük bir azınlığın cebine girdi. Bu kadar adaletsiz bir dağılımını hiçbir toplum uzun süre kaldıramaz, sonunda sistem çatırdar. (…) Küreselleşme fabrikadaki işçiyi nasıl vurduysa, Yapay Zeka da şimdi aynısını ofis çalışanlarına, avukatlara, analistlere yapacak. Bu gelecekten değil, bugünden bahsediyorum. (…) Halkın Elektrik Faturası Neden Artıyor? Yapay zeka devasa enerji tüketen veri merkezlerine ihtiyaç duyuyor. Bu merkezler kurulurken gereken milyarlarca dolarlık altyapı ve ek enerji maliyetleri, elektrik dağıtım şirketleri tarafından "hizmet bedeli" veya "ek yük" adı altında genel şebekeye, yani doğrudan sizin, benim faturalarımıza yansıtılıyor. Yani siz evde çay demlerken, dev şirketlerin yapay zekasını besleyen sistemin masrafına ortak ediliyorsunuz. (…) Burada toplanmış bir grup elit, herkesin dünyasını şekillendirmeye çalışıyor. Ama asıl darbeyi yiyecek olan halkın bu masada sandalyesi bile yok."
Ve en vurucu ifade:
“Sistemin tamamen çökmemesi için tek bir yol var: Halkı büyümenin kurbanı veya sadece izleyicisi olmaktan çıkarıp, bu yeni zenginliğin ortağı haline getirmek zorundayız. Aksi halde, adaletsizliğin yarattığı öfke tüm dünyayı saracak.”
Dünyanın elitleri, yolun sonuna gelindiğinin farkındalar. Aslında zenginler, bizleri sevdikleri, insancıl duygulara sahip oldukları için değil, kurdukları sömürü düzeninin devamını tehlikede gördükleri için alarma geçmiş durumdalar.
Bu gelir dağılımı adaletsizliğinin, yolsuzlukların, acımasız sömürünün daha fazla devam ettirilemeyeceği aşikâr.
Çünkü, Oxfam’ın “Servet İktidarı: Milyarderlerin Gücüne Karşı Eşitliği Savunuyoruz” başlıklı raporuna göre, dünyada milyarderlerin toplam serveti, son beş yılın ortalamasının üç katı hızla artarak 2025 yılında 18,3 trilyon dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Milyarder sayısı geçen yıl ilk kez dünyada 3 bini aştı. Sadece Elon Musk’un serveti yarım trilyon doları geçiyor.
Pandemiden sonra gelir eşitsizliğin zirvelere çıktığı biliniyor. Ekonomiler büyüyor ama bu büyümeden geniş halk kesimleri nasibini almıyor. Sabit gelirlinin maaşları düşerken, sosyal hakları, çalışma hayatına emek aleyhine olacak şekilde getirilen düzenlemeler, aradaki makası açtıkça açıyor.
Peki dünyada açlık ve sefalet böylesine kitleselleşirken zenginler rahat uyku uyuyabilir mi? Bu vahşi, barbar düzen sürdürülebilir mi?
İşte Davos’taki zenginler, açların öfkesinin kendi kapılarına dayandığının farkındalar ve şimdi onları ölmeyecek kadar doyurmak istiyorlar. Çünkü, bir anda yükselen öfke karşısında bütün servetlerinden olabileceklerini en iyi onlar biliyor.