Merkez Bankası’nın 11 Haziran’daki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı yalnızca bir faiz kararı olmayacak. Aynı zamanda siyasette yaşanılanların ekonomi üzerindeki etkisine verilen bir güven testi niteliği taşıyacak.
Açıkçası, CHP’deki “mutlak butlan” kararının ardından piyasalarda oluşan tedirginliğin döviz, borsa ve risk primi üzerindeki etkisini Merkez Bankası’nın nasıl okuduğunu 11 Haziran’daki toplantıdan göreceğiz.
Piyasalar ise daha şimdiden pozisyon aldı.
ABD’li JP Morgan politika faizinin 37’den 40 puana çıkarılmasını bekliyor. Goldman Sachs ise faizin mevcut seviyede tutulabileceği görüşünde.
Ortak kanaat ise “Türkiye ekonomisinde risk primi yükseliyor ve Merkez Bankası’nın hareket alanı daralıyor” yönünde.
Üstelik sorun sadece iç siyaset değil. İran-ABD-İsrail hattında yükselen jeopolitik gerilim, enerji maliyetlerini yukarı iterken, gelişmekte olan ülkelere dönük sermaye iştahını da azaltıyor.
Tam da bu nedenle Türkiye’ye gelen sermayenin niteliği kritik hale geliyor.
Türkiye’ye para gelmiyor demek doğru değil. Geliyor.
Ama uzun süredir daha çok kısa vadeli kazanç peşindeki spekülatif fonlar geliyor.
Yani yatırım değil, faiz avcılığı…
Ama şu anda giren kısa vadeli sıcak paranın süresi o kadar kısa ki; döviz bolluğu da yaratmıyor, TL’yi de değerli hale getirmiyor, ithalatı da ucuzlatmıyor.
TMO ve küresel piyasa verileri yurt içi tüketimi karşılamak için ithal edilen ürünlerden buğdayın maliyetinin; lojistik, kur dalgalanmaları ve küresel fiyat artışları nedeniyle genellikle yerli üreticiden daha yüksek olduğunu doğruluyor.
Merkez Bankası’nın uzun bir süredir temel açmazı burada yatıyor. Zamanında faiz artırımı ile müdahale yapılmadı.
O nedenle önümüzdeki ay toplanacak PPK’da faiz silahının caydırıcı olmayacağı tahmin ediliyor olmalı ki; MB geçtiğimiz günlerde gece yarısı yayımladığı yeni makro-ihtiyati tedbirlerle kredi musluklarını tamamen kıstı.
Bu karar ise işletmelerin yatırım kararlarını etkileyecek. Kredi faizleri artacak, şirketlerin batık kredi oranlarında artışlar gözlenecek. İşletmelerin yatırım kararlarının ertelenmesi istihdamı etkileyecek.
O nedenle hızla güven, hukuk, öngörülebilirlik ve üretim kapasitesi eksikliğini gidermek gerek.
Bunlar düzelmeden faiz kararlarının artık bir etkisinin kalmadığı görülmeli.
Başka bir ifadeyle MB’nin elindeki faiz silahı duruyor, ama barutu giderek ıslanıyor.
Bayramlar; paylaşmanın, merhametin ve gönüllerin birleştiği özel zamanlardır. Kurban Bayramı’nın evlerinize huzur, sofralarınıza bereket, yüreklerinize umut getirmesini diliyorum. Bayramınız kutlu olsun…