Siyaset

Karal: Bu zihniyet, vatandaşı tarihi geçmiş gıdayla yaşamaya mahkûm ediyor

DEVA Partisi Genel Başkan Yardcısı Hasan Karal, artan yoksulluk nedeniyle dar gelirli vatandaşların fiilen tarihi geçmiş gıdalara yönelmek zorunda kaldığını belirterek, “Bu tablo halk sağlığı, insan onuru ve sosyal devlet ilkeleri açısından ciddi bir krizdir” dedi. Karal, konuyu TBMM gündemine taşıdı.

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal, artan yoksulluk ve düşük gelir politikalarının halk sağlığını tehdit eden vahim bir tabloyu ortaya çıkardığını belirtti. Dar gelirli vatandaşların fiilen tavsiye edilen tüketim tarihi geçmiş gıdalara yönelmek zorunda bırakıldığını ifade eden Karal, bu durumun Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşınması gerektiğini vurguladı.

TARİHİ GEÇMİŞ GIDA TBMM GÜNDEMİNDE

Hasan Karal, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın yanıtlaması istemiyle iki ayrı yazılı soru önergesi verdi. Birçok ilde faaliyet gösteren bazı market zincirlerinde, tavsiye edilen tüketim tarihi aylar hatta bir yıla yakın süre geçmiş ürünlere özellikle emekliler, öğrenciler, engelliler ve dar gelirli vatandaşların yöneldiğini belirten Karal, bu tablonun gelir politikaları, gıda güvenliği ve kamu denetimi açısından açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.

“BU DURUM İNSAN ONURU VE SOSYAL DEVLET MESELESİDİR”

Karal, emekliye verilen maaşların yetersizliğine dikkat çekerek, “Emekliye 20 bin lirayı yeterli gören bir anlayış, vatandaşı sağlıklı gıdaya erişimden de mahrum bırakıyor. Bu tablo sadece ekonomik değil, aynı zamanda insan onuru ve sosyal devlet meselesidir” dedi.

TARIM VE ORMAN BAKANI’NA YÖNELTİLEN SORULAR

Karal, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya şu soruları yöneltti:

· Tavsiye edilen tüketim tarihi (TETT) geçmiş ürünlerin satıldığı marketlerde vatandaşların ‘en az riskli olanı seçmek zorunda kalması’ halk sağlığı açısından kabul edilebilir midir?

· Türkiye genelinde TETT’si geçmiş gıdaların satışına izin verilen açık ve bağlayıcı bir üst süre bulunmakta mıdır?

· TETT’si aylar hatta bir yıla yakın süre geçmiş ürünlerin, yoksulluk nedeniyle dar gelirli vatandaşlar tarafından düzenli olarak satın alınması Bakanlığınızca bir halk sağlığı krizi olarak görülmekte midir?

· STT uygulanması gereken et, süt ve süt ürünlerinin TETT gerekçesiyle fiilen satışa sunulduğu iddiaları doğru mudur?

· Son 5 yılda TETT veya STT’si geçmiş ürünlerin tüketimiyle ilişkilendirilen gıda zehirlenmesi, hastane başvurusu veya ölüm vakası bulunmakta mıdır?

· Yapılan denetimlerde kaç işletmede ihlal tespit edilmiş, kaçına idari para cezası uygulanmış, kaçı hakkında faaliyetten men kararı verilmiştir?

· TETT’si geçen ürünlerin imhasına ilişkin bağlayıcı bir uygulama var mıdır, yoksa satış fiilen teşvik mi edilmektedir?

· Gıda israfını önlemek adına bu ürünlerin satış yerine gıda bankacılığı veya sosyal yardım yoluyla değerlendirilmesine neden yeterli bir kamu modeli oluşturulmamıştır?

TİCARET BAKANI’NA SORULAN SORULAR

Karal, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a yönelttiği sorularda ise şu başlıklara dikkat çekti:

· TETT’si geçmiş ürünlerin “indirim”, “fırsat” veya “israf karşıtı” gibi ifadelerle satılması tüketiciyi yanıltıcı ticari uygulama kapsamında mıdır?

· Tüketicinin sağlık riskleri konusunda açık ve yeterli biçimde bilgilendirilmesini zorunlu kılan bağlayıcı bir düzenleme bulunmakta mıdır?

· Bu ürünlerin özellikle emekli, öğrenci, engelli ve dar gelirli vatandaşlar tarafından ekonomik zorunluluk nedeniyle satın alındığına dair veriler Bakanlığınızın bilgisi dahilinde midir?

· Son 3 yılda TETT ve STT’ye ilişkin yanıltıcı etiketleme nedeniyle kaç market denetlenmiş, kaçına yaptırım uygulanmıştır?

· TETT’si geçmiş ürünlerin çok düşük fiyatlarla sunulması, tüketiciyi sağlık risklerini göz ardı etmeye zorlayan haksız bir ticari yönlendirme midir?

· Ekonomik kırılganlığı yüksek grupların fiilen “tarihi geçmiş ürünlerin hedef kitlesi” haline gelmesi tüketici hakkı ihlali olarak görülmekte midir?

“BU TABLO YOKSULLUĞU YÖNETEN AMA ÇÖZMEYEN BİR ANLAYIŞIN ÜRÜNÜ”

Karal, tarihi geçmiş ürünlerin ucuzluk gerekçesiyle yaygın biçimde pazarlanmasının, yoksulluğu yöneten ancak çözmeyen bir ticaret pratiğine dönüştüğünü belirterek, vatandaşların ekonomik zorunluluk nedeniyle sağlık riski taşıyan ürünleri tüketmek zorunda kalmasının sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını vurguladı.