Gündem

“Kadınlar zorluklarla güçleniyor”

Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, kadınların hem biyolojik döngüler hem de toplumsal rollerin yarattığı baskılarla karşı karşıya kaldığını belirterek, bu süreçlerin psikolojik dayanıklılığı artırabildiğini söyledi.

Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, kadınların yaşam boyunca hem biyolojik süreçlerin hem de toplumsal beklentilerin etkisi altında kaldığını ifade etti. Demirsoy, kadınların karşılaştıkları zorlukların aynı zamanda dayanıklılık, empati ve problem çözme becerilerinin gelişmesine katkı sağlayabildiğini belirtti.

“Toplumsal beklentiler kadınları etkiliyor”

Kadın olmanın psikolojik boyutunun çok katmanlı olduğunu dile getiren Demirsoy, hem toplumsal beklentilerin hem de biyolojik gerçekliklerin kadın psikolojisini etkilediğini söyledi. Demirsoy, kültür, sosyo-ekonomik koşullar, aile yapısı ve bireysel özelliklerin bu etkinin yönünü belirleyebildiğini ifade etti.

Birçok kültürde kadınlardan uyumlu, fedakâr ve kusursuz olmalarının beklendiğini belirten Demirsoy, kadınların kendi ihtiyaçları ile toplumun beklentileri arasında sıkışabildiğini dile getirdi. Adet döngüsü, hamilelik, lohusalık ve menopoz gibi biyolojik süreçlerin duygu durumunda dalgalanmalara yol açabildiğini belirten Demirsoy, güzellik ve gençlik gibi kültürel standartların da kadınlar üzerinde baskı oluşturabildiğini söyledi.

Demirsoy, “İyi anne”, “mükemmel eş”, “başarılı çalışan” gibi çoklu rollerin psikolojik açıdan zorlayıcı olabileceğini, ayrıca kadınların kendi içselleştirdikleri kalıp düşünceler ve yüksek standartların da üzerlerinde baskı yaratabildiğini ifade etti.

“Empati toplumsal etkenlerle şekilleniyor”

Kadınların daha empatik olduğu yönündeki yaygın söylemlerin tek başına biyolojik nedenlerle açıklanamayacağını belirten Demirsoy, empatinin biyolojik, gelişimsel ve toplumsal etkenlerin birleşimiyle şekillendiğini söyledi.

Demirsoy, oksitosin hormonunun sosyal bağ kurma eğilimini artırabildiğini, östrojenin ise duygusal ipuçlarına duyarlılığı etkileyebildiğini ancak bu farklılıkların büyük ölçüde yaşam deneyimleriyle geliştiğini ifade etti. Çocukluk döneminden itibaren kız çocuklarına daha çok duygularını ifade etmeleri ve başkalarını düşünmeleri yönünde mesajlar verildiğini belirten Demirsoy, bunun empati ve sosyal bağ kurma becerilerinin gelişmesine katkı sağlayabildiğini söyledi.

“Kadınlar ‘hayır’ diyebilmeli”

Kadınların sosyal ve duygusal becerilerinin güçlü ilişkiler ve sosyal ağlar kurmalarını kolaylaştırdığını belirten Demirsoy, bu ağların stresle başa çıkmada önemli bir destek kaynağı olduğunu ifade etti.

Kadınların genellikle duygu odaklı ve ilişki temelli başa çıkma yöntemlerini kullandıklarını söyleyen Demirsoy, bu güçlü yönlerin doğru kullanılması gerektiğini vurguladı.

Kadınların psikolojik güçlerini koruyabilmeleri için empatiyi dengeli kullanmaları, kendi ihtiyaçlarını ihmal etmeden sınır koymaları ve gerektiğinde “hayır” diyebilmeleri gerektiğini belirten Demirsoy, olumlu iç konuşmalar, fiziksel aktiviteler ve günlük küçük başarıların fark edilmesinin de özgüveni artırabileceğini sözlerine ekledi.