Gençlerbirliği, Süper ligde nihayet 10 maç sonra kazanarak şeytanın bacağını kırdı...
Ligde son galibiyetini 20. haftada Gaziantep FK'ya karşı 1 Şubat’ta alan kırmızı-siyahlılar, 85 gün sonra 3 puan sevinci yaşadı ve cumartesi düştüğü ateş hattından pazar günü çıkmasını bildi.
Başkent ekibi böylece Kocaelispor galibiyeti ile Volkan Demirel’in ikinci dönemindeki çıktığı 7 maçta alınan bir beraberlik ve 5 yenilgiden sonra da ilk kez galibiyetle tanışmış oldu.
Aslında ligde son haftalarda aldığı başarılı sonuçlarla, matematiksel olmasa da nispeten kendini garantiye almış durumdaki Körfez ekibiyle yapılacak mücadele, Gençler için bir “olmak ya da olmamak” anlamı taşıyordu… Daha da duygusalı ise tam bir kader maçıydı.
Kelimenin tam anlamıyla ya tamam ya da devam diyecekti. Bu nedenle de başta yıllarını Başkent ekipleriyle birlikte geçiren biz medya mensupları olmak üzere Eryaman stadındaki binlerce kırmızı-siyahlı renklere aşık taraftarlarla birlikte böylesine önem taşıyan mücadeleyi yüreğimiz ağzımızda izledik.
Hele o 4 dakikalık uzatma süreci yok mu, bize 4 saat gibi geldi ve bir türlü geçmek bilmiyordu. En ilginci ise genç bir meslektaşımızın “abi ben kronometreye hiç bu kadar düşmanlık beslemedim” sözleri, tribünlerde süreyi ayakta saatlerine bakarak geçiren binlerce sporseverlerin de duygusunu yansıtıyordu.
Neyse ki Mehmet Türkmen’in bitiş düdüğüyle sona eren bu ızdırap, yerini sevince ve sevgi seline bıraktı.
Böylesine duygusal hale dönüşen bir mücadeleden futbol kalitesi beklemek doğrusu abesle iştigal olurdu... Çünkü maç tamamen skor üstünlüğüne ulaşma amacına endekslenmiş durumdaydı. Yani iş gol gelsin de nasıl gelirse, gelsine dönüşmüştü.
Her akıllı teknik direktör gibi “kazanan takım bozulmaz” düşüncesinde olan Volkan Demirel, yine de bir- iki değişiklik yapmıştı. Ama oyun planına sadık kalmıştı. Gençler kendi evinde oynamanın avantajıyla maça ofansif yönü ağır basan bir futbolu tercih ederek, rakip sahada baskı yaparak, savunma hattını çakılı oynatan Selçuk İnan’ın hızlı kontra ataklara yatkın futboluna olanak tanımamak için inanılmaz bir mücadele sergiliyorlardı. Özellikle de Dele Bashiru’dan formayı kapan 18’lik Diabete’nin performansı da dikkat çekiyor ve gerçekten gelecek için ümit veriyordu.
Kırmızı-siyahlılar gol için istekli ve arzuluydular… Beklenen dakikayı futbolcuların uzun süren itirazları getirdi demek de yanlış olmaz… Herhalde VAR odasındakiler de bu kadar tepki belki de haklıdır deyip Koita ve Smolcic arasındaki mücadelede Kocaelili futbolcunun topa eliyle temasını tespit ederek Hakem Mehmet Güneş’e pozisyonu izleme tavsiyesinde bulundular.
Böylelikle Genlerbirliliklilerin çok arzuladığı o an geldi ve hakem beyaz noktayı işaret etti. Metehan Mimaroğlu da penaltı atışını kullandı ve topu sağ alt köşeden ağlara göndererek beklentileri karşıladı.
Golden sonra Körfez ekibi, beraberlik için uğraştı ama Kaptan Goutas liderliğindeki savuma hattı direnç koydu.
İkinci yarının büyük bölümünde arzuladığını elde etmiş ve bırakmaya hiç de niyeti olmayan Gençler, Selçuk İnan’ın yaptığı değişikliklerle oyuna müdahale etme çabalarını boşa çıkardı. Hatta 55’de Koita -Traore iş birliği ile gelişen net pozisyonu savunma engellerken, 61’de ise Metehan’ın ceza alanına kestiği topa Koita’nın müthiş röveşatası az farkla autla noktalanınca farkı artırma çabaları sonuç vermedi.
Xaman zaman artan Kocaeli baskısı karşısında Niang’ı oyuna alarak takımı yine 10 kişi bırakma hatasını işleyen Volkan Hoca, son dakikalarda Dele Bashiruy’u sahaya sokarak çift ön liberoya göbeği sağlama alarak giderme gayretinde bulundu.
Sonuçta kader maçı, Gençlerbirliği’nin lehine sonuçlanınca kümede kalma azmini de artırdı. Mücadele ettiği tüm takımlara karşı genel averaj üstünlüğü bulunan koca çınarın bu artı moralle gelecek hafta Karagümrük deplasmanı ile evinde oynayacağı Kasımpaşa maçlarından en az 4 puan alma hesabı içinde.
Diliyor ve umuyoruz ki Gençler, arzuladığı sonuçlara ulaşarak, Başkent’in süper ligdeki tek temsilcisi olma özelliğini korumayı başarır