9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal'in Bandırma Vapuru'ndan inip Samsun toprağına ayak basması ve Kurtuluş Mücadelesi'ni başlatması nedeniyle Türk tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır 1919 yılı.
O yıl, Bandırma Vapuru'nun İstanbul'dan hareket etmesine henüz bir buçuk ay varken İstanbul'da bir tiyatro oyunu seyirciyle buluşur.
3 Nisan'da sahnelenmeye başlanan Hüseyin Suat'ın 'Yamalar' adlı oyunu da Türk tiyatro tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Çünkü oyundaki 'Emel' rolünü bir 'Müslüman Türk kadını' canlandırmaktadır. Böylece Türk kadını ilk kez tiyatro sahnesine adım atmış, sahnede Türk kadınının sesi duyulur olmuştur. İlk kadın oyuncumuz olarak tarihe geçecek olan o henüz 17 yaşındaki genç kızın gerçek adı afişe yazılmamıştır. Takma adla, 'Jale' adıyla yer almıştır afişte
Asıl adı mı?
Afife.
Zaten sonra da bu takma adıyla birlikte 'Afife Jale' olarak kazınacaktır tarihe.
Adı tarihe kazınır kazınmasına da, trajik bir yaşam serüvenidir onu bekleyen. Trajik ve kısacık… 40 yaşını bile göremeden Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde biten bir serüven…
***
1927 yılında dünyaya gözlerini açan bir kız çocuğuna da 'Jale' adı verilir. Çünkü bir tiyatro tutkunu olan babası, Afife Jale'nin oyunculuğunu çok beğenmektedir. Ona hayranlığındandır ikinci kızına 'Jale' adını vermesi.
Babanın tiyatro tutkusu o boyuttadır ki, eşini ve kundaktaki kızını alıp Kuşdili Çayırı'nda kurulan açıkhava tiyatrolarına gidermiş. Yani kızları daha kundaktayken tanımışlar tiyatroyu. Biraz büyüdüklerinde ise onları Ankara Halkevi'ndeki piyeslere götürürmüş bu kez de.
Bazen eşine takılırmış:
'Emekli olunca, kızları topluyorum bir çadır tiyatro kuruyorum, turnelere çıkıyoruz. Sen de gelir misin hanım?'
***
Babanın bu hayali gerçekleşmemiş elbette de kızı Jale, önce Halkevi'ndeki tiyatro kurslarına, sonra da Ankara Devlet Konservatuarı'na gitmiştir. Öğrencisi olmuştur efsane hoca Carl Ebert'in…
Ankara'daki Büyük Tiyatro'nun açılışında sahnelenen Kerem Operası'nın korosunda onun da sesi vardır. Bu da onun ilk sahneye çıkışıdır (2 Nisan 1948). Adını aldığı Afife Jale'nin ölümünden 7 yıl sonra… Ve rastlantıya bakın ki, onun ilk sahneye adım atışının 29. yıldönümünden bir gün önce.
***
Sonrası… Unutulmazlarından oldu tiyatro sahnelerinin. Nice oyunda oynadı da, anne rolünü canlandırdığı 'Bir Umut'u, 'Öteye Doğru'yu, 'Yabanlar'ı, ödül de aldığı 'Sacide'yi kendi yaşamında özel bir yere koyar.
'Sacide' onun için özeldir ama Ankaralılar için de özeldir… Ankaralı tiyatroseverler onu 'Sacide' olarak yerleştirmiştir belleklerine. Sokakta karşılaşınca 'Sacide!' diye seslenenler olmuştur.
Dahası, oyundaki rolünde kalpler ondan yana çarpmıştır.
Çünkü 'Sacide' oyununda eşi rol gereği onu sürekli aldatmaktadır. Sacide, ayrımındadır bunun ve üzülmektedir.
Kalplerin ondan yana çarpmasıyla ilgili şöyle bir anısı var:
Oyunda kapı çalıyor. Kapıyı çalansa, Sacide'yi sürekli aldatan eşi… Sacide açmak için kapıya yöneliyor ki seyircilerin içinden bir ses yükseliyor:
'Açmaaaa!'
***
Ankara'nın tiyatro tarihinin iz bırakanlarından olmuştu 'Sacide' ya da Jale Hanım.
Büyük aşkının ilk yürek atışlarını da Ankara'da yaşamıştı zaten. 'Kanaviçe' oyunundan sonraki bir 'Salı toplantısı'nda sürekli kendini 'kesen' bir göz… Sonra sokakta yazar Pınar Kür'le yürürken o gözle karşılaşıvermek, tanıştırılmak… Sonra Baylan Otel'de Salem sigarası yerine karşısına çıkan o gözler kimin mi?
Edebiyatımızın unutulmazlarından Salah Birsel'in. 38 yıl süren evliliğin ardından Salah Bey onu ölerek terkedince 'Seninle Salah buldum, seninle Salah'a kavuştum.' dediği Salah Birsel'in…
***
Jale Birsel, geçen yılın aramızdan kopardığı sanatçılarımızdan. Ölümünden sonra yayımlanan son röportajını (*) okuduğumda, o röportajdan esinle yazmak istediğim bir yazıydı bu. Araya başka konular girdi. Ama yazmalıydım ille de…
Yazdım!
________________________
(*) Seval Deniz Karahaliloğlu, 'Cumhuriyet kadını Jale Birsel ile hayata dair…', İzGazete, 30 Kasım 2019.