Deeba, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Filistinli esirlere idam cezası öngören yasanın uzun süredir siyasi pazarlıkların parçası olduğunu, kapsamı ve uygulanmasına ilişkin ciddi hukuki tartışmalar içerdiğini ifade etti.
- "Yasanın geçmesi için 2015’ten beri uğraşılıyor"
Yasanın yeni olmadığını vurgulayan Deeba, "Bu yasa ilk kez bugünkü hükümet tarafından ortaya konulmadı. 2015 yılında yine İsrail’deki dini partiler tarafından gündeme getirildi ancak ciddi itirazlar nedeniyle kabul edilmedi. Daha sonra 2018 yılında yeniden gündeme getirildi ve İsrail Meclisi’nde ilk kez ön onay aldı. Ancak yine de gerekli okumaları geçemedi ve 2023 yılına kadar yasa tasarısı olarak ilerlemedi." dedi.
2023’te aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in partisinin hükümete dahil olmasıyla tasarının destek kazandığını belirten Deeba, başlangıçta güvenlik kurumlarının itiraz ettiği düzenlemenin, esir takası sürecinin tamamlanmasının ardından hükümet ve muhalefetin ortak desteğini aldığını kaydetti.
Deeba, "Bu yasanın kabul edilmesi, Binyamin Netanyahu ile Yahudi Gücü Partisi lideri Itamar Ben-Gvir arasında yapılan koalisyon anlaşmasının bir parçasıydı. Ben-Gvir, hükümete destek şartı olarak bu yasayı öne sürdü. Bu nedenle yasa Netanyahu’nun iktidarda kalması karşılığında, Filistinlilerin hakları pahasına kabul edildi. Filistinlinin 'hayatın kutsallığı' nerede kalıyor?" ifadelerini kullandı.
- "Bir yasa sadece belirli bir gruba özel çıkarılamaz"
Yasanın henüz yürürlüğe girmediğini bildiren Deeba, Yüksek Mahkeme incelemesinin sürdüğünü, onaylanması halinde Resmi Gazete’de yayımlandıktan 90 gün sonra yürürlüğe gireceğini söyledi.
Yasanın belirli bir topluluğu hedef aldığına dikkati çeken Deeba, "Biz hukukçular olarak bu yasayı 'ırkçı' olarak nitelendiriyoruz. Çünkü yasa belirli bir topluluğu, yani Filistinlileri hedef alıyor. Oysa özgür ve demokratik dünyada, kendisini hukuk devleti olarak tanımlayan bir ülkede, yasaların istisnasız herkese eşit şekilde uygulanması gerekir. Belirli bir gruba yönelik yasa çıkarılması kabul edilemez.” dedi.
Deeba ayrıca, İsrail Meclisi’nin yetkisinin İsrail sınırlarıyla sınırlı olduğunu, Batı Şeria’da ise yasama yetkisinin askeri yönetime ait olduğunu belirterek, bu nedenle yasanın bölgede uygulanmasının hukuken tartışmalı olduğunu ifade etti.
- "İdam kararı için hakimlerin oy birliğine gerek yok"
Yasanın geriye dönük uygulanamayacağını vurgulayan Deeba, "Bu yasa yayımlandıktan sonra uygulanır ve geriye dönük olarak uygulanmaz. Yani yürürlüğe girmeden önce işlenen suçlar için geçerli değil. Yasaya göre cezalandırılan suç, bir Filistinlinin bir İsrailli Yahudi’yi öldürmesi. Bu durum doğrudan idam cezasını gerektiriyor." diye konuştu.
İdam cezasının İsrail’de bugüne kadar yalnızca Nazi savaş suçlusu Adolf Eichmann hakkında uygulandığını hatırlatan Deeba, yeni düzenlemenin Filistinliler ve İsrailliler için farklı işleyen iki ayrı yargı sistemi oluşturduğunu kaydetti.
Deeba, "Savcılık farklı bir ceza istese bile hakim idam kararı vermek zorunda. Savcılık ile savunma arasında daha hafif bir ceza konusunda anlaşma sağlanmış olsa bile önemi yok. İdam kararı içinse tüm hakimlerin oy birliği gerekli değil, basit çoğunluk yeterli. Yani üç hakimden oluşan bir heyette, iki hakimin idam yönünde oy vermesi yeterli görülüyor. Bu nedenle açık bir şekilde adalete ve yargı sistemine müdahale söz konusu." değerlendirmesinde bulundu.
- "Yasa dışı savaşçılar"
Yasanın uygulanmasında en kritik başlığın yeniden yargılama ve kapsam olduğunu belirten Deeba, ceza hukukuna göre düzenlemenin geriye dönük uygulanamayacağını yineledi.
Deeba, "Medyada, bu yasanın Hamas’ın özel savaşçılarını da kapsadığı yönünde açıklamalar yapılıyor. Bunun gerekçesi olarak da şu ana kadar bu özel savaşçıların, 'yasa dışı savaşçılar' olarak nitelendirilerek cezaevlerinde tutulması gösteriliyor. Bu kişileri henüz belirli suçlarla itham etmedikleri için bu yasa kapsamında yargılayabileceklerini savunanlar var. Bazılarına göre, bu kişileri henüz belirli suçlarla itham etmedikleri için bu yasa kapsamında yargılanabilirler." ifadelerini kullandı.
Yasanın uygulanabilirliğine ilişkin şüpheler bulunduğunu dile getiren Deeba, Yüksek Mahkeme'nin düzenlemeyi onaylama ihtimalinin düşük olduğunu değerlendirdi.
- Filistinliler her gün öldürülüyor
Deeba, sahadaki uygulamalara da dikkati çekerek, Filistinliler ile İsrailli yerleşimciler arasında uzun süredir çifte standart bulunduğunu hatırlatarak, "İdam yasası aslında fiili olarak mahkemenin onaylayıp onaylamamasından bağımsız olarak her gün uygulanmakta. Yerleşimci Yahudiler her gün kan döküyor, gençlere, kadınlara, yaşlılara ateş açıyor ve buna rağmen yargılanmıyorlar." dedi.