CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün artan borç yükü ve üretim planlamasının önemine dikkat çekti. Gürer, savaşlar ve salgınlar gibi krizlerin tarım politikalarında göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.
Tarım Kesimi Borçları Rekor Seviyede
Gürer, tarım kesiminin geçen yıl kredi kullanarak ayakta durmaya çalıştığını ve 2025 yılında borcun 370 milyar TL artarak 1,2 trilyon TL’yi aştığını söyledi. Bu borç yükü nedeniyle çok sayıda tarlanın, traktörün, besi damının ve zirai ilacın icra yoluyla satışa çıkarıldığını vurguladı:
26 Şubat 2026 itibarıyla icradan satılık listesinde 60 traktör, 5 bin 249 tarla, 7 besi damı, 352 bağ ve 24 tarım makinesi yer aldı. Gürer, “Çiftçi, üretici ve besici borçları nedeniyle tarımın dışına itilmemelidir” dedi.
Üretim Planlamasında Krizler Göz Önünde Bulundurulmalı
Gürer, geçen yıl kuraklık, zirai don ve düşük alım fiyatlarının çiftçiyi daha çok borçlanmaya zorladığını ifade ederek, savaş ve salgınların tarımda kendi kendine yeterliliğin önemini gösterdiğini belirtti. Gürer’in açıklamalarından öne çıkanlar:
İthal gıda teminine dayalı politikaların savaş dönemlerinde ciddi riskler yarattığı, Temel gıda ürünlerinde arz açığı bulunan alanlarda acil önlem alınması gerektiği, Planlı üretim ve yerli üretimin desteklenmesi gerektiği, Tarımsal desteklerin artırılması, mazottan ÖTV ve KDV’nin kaldırılması, borçların ötelenmesi ve haciz işlemlerinin durdurulması gerektiği.
Tarımda Kritik Durum ve Önlemler
2025 yılında tarım sektörü saatte ortalama 42 milyon TL borçlanırken, birçok üretici ve besici icralık oldu. Gürer, 2026 yılı doğrudan desteklerinin yetersiz kaldığını belirterek, desteklerin 772 milyar TL olması gerekirken sadece 168 milyar TL açıklandığını kaydetti.
Gürer, savaş ve salgınların üretimi etkileyebileceğini, bu nedenle stratejik ürünlerde stoklama ve yerli üretim politikalarının acilen oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Bu açıklamalar, Türkiye’de tarım sektörünün karşı karşıya olduğu borç yükü ve krizlerden kaynaklanan risklere dikkat çekiyor ve yerli üretim politikalarının önemini öne çıkarıyor.