Ev Almak Mümkün Mü?

Konut fiyatları her geçen gün rekor kırmaya devam ediyor. Bundle'ın gerçekleştirdiği araştırmaya göre bu haziran ayı ev fiyatları geçen haziran ayına oranla %24,5 daha fazla. Yazının devamında enflasyon ile oranlandığında ise evlerin değerinin %5.8 oranında gerilediği gözlemlenmiş. "Evler kağıt üzerinde pahalanırken gerçek değerleri düştü" şeklinde analiz edilen konut fiyatları artık gerçekten işi bir Monopoly oyununa çevirmiş bulunmakta.

İstanbul'da 100 metrekarelik bir ev ortalama olarak 8 milyon 730 bin TL civarındayken, İzmir'de 5 milyon 648 bin Tl ve Ankara'da ise 4 milyon 728 bin TL olarak belirtilmiş. Bu fiyatlar ile ev sahibi olabilmek gerçekten çok güç. Kira fiyatları ise yine aynı ortalama baz alınarak 26 bin TL ve 44 bin TL aralığında. Ev sahibi olmaktan ziyade aslında şuanda eve çıkabilmek bile büyük bir lüks haline geldi.

Sabit ortalama bir maaş ile yeni ev alabilmek ise oldukça güç. Türkiye'de ev sahipliği oranı her geçen yıl daha da düşüyor. Başta belirttiğim Monopoly oyunu benzetmesi de tam olarak buna işaret edebilmek içindi aslında çünkü kira geliri olanlar yani sermaye sahipleri için yeni bir ev alabilmek sahip olunan mülk sayısına göre ciddi bir kolaylık sağlarken hiç evi olmayan insanların bir ev alabilmesi bile hayal oluyor. Üstelik bankalardaki kredi faizleri de bu konuda ev sahibi olmak isteyen bireylere hiç de yardımcı olmuyor. Yüksek faizler ve enflasyon Türkiye'yi evsizleştiriyor.

Konut sorunu aslında toplumdaki pek çok sorunun temeli olduğu için bence ayrı bir öneme sahip. Belirli bir yaşa gelmiş ancak halen aile ile yaşayan bireylerin yaşadığı psikolojik baskı, aile kurmakta zorlanma, bir birey olarak hissedememe, kendini güvende hissedememe gibi pek çok temel durumla ilişkilendirebiliriz. Üstelik bu konut fiyatları tesadüfen de böyle değil, belirli şehirlere ciddi bir yığılma var. Bakın Ankara yığılmanın olduğu şehirlerden bir tanesi elbette, başkent ve pek çok imkana sahip ancak kaç Ankaralı genç Ankara'da istediği işi bulabiliyor? Özellikle beyaz yaka işlerde İstanbul'a adeta bir kavimler göçü var ve bu iç göç sadece kırsaldan yaşanmıyor, işsizliğe koskoca başkent bile çare bulamıyor.

Her imkanın İstanbul'a yığılması ise zaten taşı toprağı altın olan İstanbul'u iyice elmas madenine çeviriyor ve evsiz milyonlar ordusu yaratıyor. Üniversiteden kaç arkadaşım Ankara'da iş bulamadı da İstanbul'a gitmek zorunda kaldı sizlere anlatsam belki şaşırırsınız. Benim için gayet şaşırtıcı çünkü az nüfuslu bir küçük yerleşim yeri değil burası. Peki gidenler nasıl yaşıyor? Aldıkları maaşı kiraya ve yola vererek hayatta kalmaya çalışıyor. Çalışarak borcum daha da arttı lafını belki duymuşsunuzdur, o kadar çok işitiyorum ki bunu...

Demem o ki bizim neslin işsizlik probleminin yanı sıra bu konut meselesi ciddi anlamda başımızı ağrıtacak ve hatta çoktan ağrıtıyor bile. Tek bir ev sahibi olabilmek için bir ömür çalışmanın bile yeterli olmadığı ancak çoktan evi / evleri olanların servetine servet eklediği bir kırılma noktası ve bu toplumsal gelir eşitsizliği gün geçtikçe daha da derinleşmeye ne yazık ki devam edecek...