"Engellileri Yalnız Aileleri Sever (!)"


Doğru duydunuz, engelli bireyleri her fırsatta dışlayan sistemimiz 2026'da daha da kendisini belli etmeye, engelli vatandaşları adeta yok saymaya devam ediyor! 2026'nın ilk günlerinde MEBBİS sisteminde 0-26 yaş aralığı gözüküp 27 yaş ve üzerinin özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerine erişiminin fiilen engellendiği haberleri geldi ve aileler kazanılmış haklarını yitirdiklerini belirttiler. Engelli bireyler fiilen sistemin dışında bırakıldılar. Bu hizmet peki neleri kapsıyordu? Otizm, down sendromu, zihinsel /yaygın gelişim bozukluğunda bu hizmetlere ulaşılabiliyordu ve yaşam boyu bu desteği almaları kazanılmış bir haktı. Şimdi 27 yaş sınırının getirilmesiyle pek çok engelli birey bu temel haklarından bile mahrum kalacaklar.

Bitti mi? Bitmedi. Engelli aylığı / sosyal yardım alanlarda "gelir kriteri" ve "sosyal güvence" nedeniyle kesilmeler başladı. Pek çok kişinin aylığı şu sebeplerle kesiliyor:

Haneye giren gelir artışı (asgari ücret baz alınıyor bu arada haneye milyonların girmesinden bahsetmiyorum.)

SGK kapsamına girme gibi durumlarda engelli bireylerin aylıklarında kesinti yaşandığı veya bu gerekçelerle bu aylıkların artık tamamen tartışmaya açıldığı bir senaryodan bahsediyorum...

Dahası var mı? Olmaz mı... Engelli emekliliğinde "vergi indirimiyle emeklilik" sisteminin bitişi 2025'te gerçekleşmişti 2026'da bu etkinin iyice derinleşmeye başladığı gözlemlendi. Konuya ilişkin yapılan açıklamalar sadece bu konuyla alakalı sivil toplum kuruluşları ve engelli aileleri ile sınırlı kalıyor ve medyada ne yazık ki yeterince yer bulmuyor. Anayasal olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal bir devlet olduğunu ve bu alınan kararların sosyal devlet anlayışıyla tamamen çeliştiğini belirtmeliyim. Toplumdan tamamen soyutlanmalarına yahut ailelerinin inanılmaz bir maddi manevi yük altına gireceğine şüphemiz yok.

Bakınız zaten yapılan yollar, eğitim sistemi, iş hayatına dahil olma gibi pek çok alanda engelli bireyler kendi sağlıklarından bağımsız olarak sistematik bir dışlanmayla karşı karşıya. Yapılan hiçbir şey engelli bireylerin hayatlarını kolaylaştırmaya yönelik değil aksine mevcut sağlıkla ilişkili problemlerinin dışında sistem adeta şu soruyu soruyor :"Ben ne yaparsam zor olanı daha da zorlaştırırım?" Bu anlayış kapsayıcı değil dışlayıcıdır, üstelik sosyal devlet anlayışının tamamen karşısındadır.

Neoliberalizmin bizlere dayattığı algıya özellikle bu durumda düşmemeliyiz. Sorun sizin hanenizi ilgilendirmiyor belki doğrudan ancak zihniyet sizin ailenizi de doğrudan etkileyen bir başka şey yapacak şüphesiz çünkü bir vatandaşın mağduriyeti aslında hepimizin mağdur edilmesidir. Bir karardan eğer doğrudan etkilenmiyorsanız emin olun o kararın size dolaylı bir etkisi vardır. Vahşi turbo kapitalizm ile devlet kurumlarının her geçen gün daha da hayatımızdan çıkması kabul edilebilir bir şey değildir. Önce vatandaş ve sonrasında doğal olarak devlet anlayışı bu vahşi kapitalizmden kurtulmalı, devletin her yerden elini yavaş yavaş çektiği ekonomik sisteme karşı durulmalıdır.