1 Temmuz 2026’dan sonra otoyol ve devlet yollarında kurulacak tüm dc şarj ünitelerinde kredi kartı entegrasyonu zorunlu olacak. Şirketler artık belirli saatlerde veya belirli lokasyonlarda indirim uygulayabilecek. Bu düzenleme, özellikle talebin düşük olduğu zaman dilimlerinde daha avantajlı fiyatların oluşmasına imkân tanıyacak ve rekabeti güçlendirecek.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Enerji Dönüşüm Dairesi Başkanı Dr. İbrahim Öz, şu aşamada tavan fiyat uygulamasının gündemlerinde olmadığın belirterek, “Tüketicimiz açısından piyasada oluşan fiyatlar ve hizmetin aksamaması konusunda her ne kadar serbest piyasa mantığıyla hareket etsek de bu dengenin bozulduğu durumlarda gerekirse tavan fiyat uygulaması konusunda da çalışmamızı yaparız” ifadelerini kullandı.
Dr. İbrahim Öz sektördeki son gelişmeleri ve rakamları paylaştı. Buna göre Ocak ayında şarj istasyonlarındaki toplam tüketim 60 GWh’ı aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Geçen yılın aynı ayında bu rakam yaklaşık 19 GWh seviyesindeydi. Yani neredeyse üç katlık bir artış söz konusu. Araç sayısında ise 400 bin rakamına yaklaşıldı. 1 senede neredeyse elektrikli araç sayısı ikiye katlandı. Bugün Türkiye’de her yeni satılan 5 araçtan 1 tanesi elektrikli. Soket sayısı ise 40 bine ulaştı; bunun yaklaşık 22 bin 900’ü AC, 17 bin 100’ü DC.
YENİ ŞARJ HİZMETİ YÖNETMELİĞİ NELER GETİRİYOR?
Şarj Hizmeti Yönetmeliği’nde yaptıkları değişiklikler ile elektrikli araç ekosisteminin ulaştığı olgunluk seviyesinin doğal bir sonucu olduğunu kaydeden Öz, “Fiyatlama tarafında önemli bir esneklik getirdik. Şirketler artık belirli saatlerde veya belirli lokasyonlarda indirim uygulayabilecek. Bu düzenleme, özellikle talebin düşük olduğu zaman dilimlerinde daha avantajlı fiyatların oluşmasına imkân tanıyacak ve rekabeti güçlendirecek” ifadelerini kullandı.
Fiyat yapısının sadeleştirildiğini de vurgulayan Öz, “İşletmeciler AC üniteler için tek fiyat, DC üniteler için tek fiyat belirlemekle yükümlü olacak. Böylece kullanıcılar karmaşık tarife yapıları yerine daha net, karşılaştırılabilir ve öngörülebilir bir ücret yapısıyla karşılaşacak” dedi.
Ayrıca mobil şarj istasyonlarının lisanslı şirketler tarafından işletilebilmesine imkân tanındığını da kaydeden Öz, “Özellikle yoğun dönemlerde ve acil ihtiyaçlarda erişilebilir bir alternatif oluşturduk. Roaming, yani ortak ağ uygulamalarının hukuki çerçevesini güçlendirdik; şirketler arasında yapılan roaming sözleşmeleri Kuruma bildirim kapsamında olacak ve gerekli görülmesi hâlinde usul ve esaslar EPDK tarafından belirlenecek. Bu, kullanıcıların farklı ağlara daha kolay erişmesini sağlayacak” dedi.
ÖDEME KOLAYLIĞI GETİRİLDİ
Ödeme kolaylığı açısından da önemli bir düzenleme yapıldığını ifade eden Öz, “1 Temmuz 2026’dan sonra otoyol ve devlet yollarında kurulacak tüm DC şarj ünitelerinde kredi kartı entegrasyonu zorunlu olacak. Böylece uygulama indirmeden veya üyelik oluşturmadan da ödeme yapılabilecek; özellikle uzun yol kullanıcıları için önemli bir kolaylık sağlanacak. Verimlilik tarafında batarya doluluğu yüzde 85’in üzerine çıkan araçlarda şarj işleminin sonlandırılabilmesine imkân tanıdık. Bu, yüksek güçlü istasyonlarda gereksiz işgali önleyerek daha fazla aracın hizmet almasını sağlayacak. Özetle bu düzenlemeyle, büyüyen şarj hizmetleri piyasasını daha şeffaf, daha rekabetçi, daha güvenli ve kullanıcı odaklı bir yapıya kavuşturmayı amaçlıyoruz” sözleriyle açıkladı.
ELEKTRİKLİ ARAÇ ALIRKEN AC-DC ŞARJ ÖNEMLİ
Elektrikli araç satın alırken en kritik başlıkların başında batarya kapasitesi, gerçek kullanım menzili ve aracın desteklediği şarj hızı geldiğini belirten Öz, batarya kapasitesinin doğrudan menzili etkiliyor ancak tek belirleyici unsur olmadığını kaydetti. Öz, “Sürüş tarzı, hava sıcaklığı, yol koşulları, hız ve klima kullanımı gibi faktörler gerçek kullanım menzilini ciddi biçimde değiştirebiliyor. Bu nedenle katalogda açıklanan WLTP menzili ile günlük hayatta elde edilen menzil arasında fark olabileceğini bilmek önemli. Tüketicinin kendi kullanım alışkanlıklarını dikkate alarak değerlendirme yapması en sağlıklı yaklaşım. Şarj hızı da en az menzil kadar belirleyici bir unsur. Araçların desteklediği maksimum AC ve DC şarj gücü farklılık gösterebiliyor. Özellikle uzun yol kullanımı planlayanlar için aracın DC hızlı şarj kapasitesi kritik. 100 kW, 150 kW ve üzeri şarj destekleyen modeller, uygun altyapı bulunduğunda çok daha kısa sürede yüksek doluluk seviyesine ulaşabiliyor. Ancak burada sadece istasyon gücü değil, aracın o gücü ne kadar süreyle kabul edebildiği de önemli; yani şarj eğrisi performansı da dikkate alınmalı.
BATARYA GARANTİSİ KONUSU
Batarya garantisi konusu ise tüketici açısından güven unsuru. Bugün piyasadaki araçların büyük çoğunluğunda 8 yıl veya 160 bin kilometre batarya garantisi sunuluyor ve genellikle belirli bir kapasite seviyesinin altına düşmeme taahhüdü veriliyor. Bu da bataryaya ilişkin ‘ömrü kısa olur’ endişesini büyük ölçüde azaltmış durumda. Ayrıca batarya yönetim sistemleri oldukça gelişti; ısı kontrolü ve yazılım optimizasyonları sayesinde batarya sağlığı daha etkin korunuyor” değerlendirmesi yaptı.
ŞARJ MALİYETLERİ…BENZİN, MOTORİN VE LPG’Lİ ARAÇLARLA KIYASLAMASI
Öz, elektrikli araçlarda maliyet hesabını doğru yapmak için önce tüketimden başlamak gerektiğine dikkat çekerek, “Bugün ortalama bir elektrikli araç 100 kilometrede yaklaşık 15–18 kWh enerji tüketiyor. Halka açık şarj istasyonlarında AC ünitelerde kWh fiyatları genellikle daha makul seviyede olduğu için kilometre maliyeti yaklaşık 1,4 ila 1,8 TL bandında gerçekleşiyor. DC hızlı şarj ünitelerinde ise yüksek güç ve daha kısa sürede şarj imkânı sunulduğu için birim fiyat biraz daha yüksek oluyor; burada da kilometre maliyeti ortalama 2 ila 2,4 TL aralığında oluşuyor. Yani en hızlı şarj senaryosunda bile 100 kilometrelik bir yolculuğun enerji maliyeti yaklaşık 200–240 TL seviyesinde kalıyor.
İÇTEN YANMALI ARAÇLARA GÖRE DAHA EKONOMİK
Bunu içten yanmalı araçlarla kıyasladığımızda tablo daha net ortaya çıkıyor. Benzinli bir araçta 100 kilometrede ortalama 7,5 litre tüketim varsaydığımızda, güncel akaryakıt fiyatlarıyla 100 kilometrenin maliyeti yaklaşık 400–450 TL seviyesine çıkıyor; bu da kilometre başına 4–4,5 TL demek. Dizel araçlarda tüketim (6 L) biraz daha düşük olsa da litre fiyatı dikkate alındığında 100 kilometre maliyeti genellikle 300–350 TL bandında gerçekleşiyor. LPG’li araçlarda ise 100 kilometre yaklaşık 280–300 TL seviyelerinde bir maliyet oluşturuyor. Dolayısıyla elektrikli araçlar özellikle AC şarj kullanıldığında çok belirgin bir maliyet avantajı sunuyor; DC hızlı şarj tercih edildiğinde bile çoğu durumda benzinli ve dizel araçlara göre yüzde 40–50 civarında daha ekonomik bir tablo ortaya koyuyor. Bu da elektrikli araçların sadece çevresel değil, yakıt giderleri açısından da güçlü bir alternatif haline geldiğini açıkça gösteriyor” dedi.
ARAÇ TÜRÜ ORTALAMA MALİYET
Elektrikli (AC şarj) 140–180 TL
Elektrikli (DC hızlı şarj) 200–240 TL
Benzinli 400–450 TL
Dizel 300–350 TL
LPG’li 280–300 TL
Yıllık maliyet (18.000 km kullanım) için; EA AC: 29 bin, EA DC: 39 bin, ortalama 34 bin, Benzinli: 76 bin, Dizel: 58 bin, LPG: 52 bin. EA ve benzinli arasında yılık maliyet farkı 35 bin TL.