Eğitim

Eğitimde bilişsel kapasiteyi ölçen ve geliştiren yeni model

Cognicise Eğitim Platformu, yapay zekâ destekli sistemiyle öğrencilerin bilişsel süreçlerini mikro veriler üzerinden analiz ediyor. Cognicise Eğitim Platformu Kurucusu Necati Ekiz öğrenmeyi kişiselleştiren ve gelişimi ölçülebilir hale getiren bütüncül bir modelle eğitimde köklü bir dönüşüm iddiası ortaya koyuyor.

Cognicise Eğitim Platformu Kurucusu Necati Ekiz, eğitimin bugün geldiği noktada içerik odaklı yaklaşımın yetersiz kaldığını vurgulayarak, “Eğitim, bilgiyi aktarmakla sınırlı kaldığında kalıcı bir gelişim yaratmak mümkün olmuyor. Asıl odaklanmamız gereken, bireyin bilişsel kapasitesini nasıl geliştirdiğimiz” değerlendirmesini yaptı.

Platformun çıkış noktası da bu bakış açısına dayanıyor. Standart eğitim modellerinin bireysel farklılıkları yeterince dikkate almaması, Cognicise’in bilişsel süreçleri merkeze alan bir yapı geliştirmesinde belirleyici olmuş durumda. Ekiz, bu yaklaşımı “Her öğrencinin öğrenme yolu, kendi bilişsel yapısına göre şekillenmeli. Tek tip bir eğitim modeliyle herkesin aynı sonucu elde etmesini beklemek gerçekçi değil” sözleriyle dile getirdi.

DİJİTAL ÇAĞIN GÖRÜNMEYEN ETKİSİ: DİKKAT VE ODAKLANMA

Günümüzde özellikle kısa ve hızlı tüketilen dijital içerikler, bireylerin dikkat ve odaklanma alışkanlıklarını yeniden şekillendiriyor. Sürekli değişen uyaranlara maruz kalan beyin, daha kısa süreli odaklanma döngülerine uyum sağlarken, uzun süreli dikkat gerektiren görevlerde zorlanmaya başlıyor. Bu durum, öğrencilerin akademik performansını doğrudan etkileyen önemli bir faktör haline geliyor.

Ekiz’e göre, bu tablo bireysel bir eksiklik değil, yeni bir bilişsel gerçeklik. “Bugün karşı karşıya olduğumuz dikkat problemi, bireyin zayıflığından çok, dijital dünyanın yarattığı bir uyum süreci. Bu nedenle çözüm, öğrenciyi zorlamak değil; öğrenme sistemlerini yeniden tasarlamak” diyen Ekiz, eğitimde dönüşümün kaçınılmaz olduğuna dikkati çekiyor. Cognicise’in geliştirdiği sistem, öğrencilerin performansını yalnızca sonuç odaklı değil, süreç bağlamında da ele alıyor. Platform; tepki süresi, hata türleri, dikkat dalgalanmaları ve performans sürekliliği gibi mikro verileri analiz ederek her bireyin bilişsel profilini detaylı şekilde ortaya koyuyor.

Bu analizler doğrultusunda her kullanıcı için dinamik olarak güncellenen kişiselleştirilmiş bir gelişim modeli oluşturuluyor. Yapay zekâ destekli sistem, öğrencinin ihtiyaçlarına göre sürekli uyum sağlayarak öğrenme sürecini canlı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürüyor.

Ekiz, bu yaklaşımın en önemli farkını “Biz yalnızca ölçen bir sistem değiliz; ölçerken geliştiren bir yapı kurduk. Veriyi anlamlı hale getirip, öğrencinin gelişimine doğrudan katkı sağlayan bir modele dönüştürüyoruz” sözleriyle özetledi.

ÖĞRENMEYİ ÖĞRENEN BİREYLER YETİŞTİRMEK

Platformun odak noktalarından biri de öğrencilerin yalnızca akademik başarı elde etmesi değil, öğrenme becerisini kazanması. Cognicise; planlama, strateji geliştirme, hata farkındalığı ve öz düzenleme gibi becerileri destekleyerek, öğrencilerin kendi öğrenme süreçlerini yönetebilen bireyler haline gelmesini hedefliyor.

Bu kapsamda dikkat, odaklanma, çalışma belleği, işlemleme hızı, görsel algı ve problem çözme gibi temel bilişsel alanlar bütüncül bir yapı içinde ele alınıyor. Öğrencilerin performansına göre uyarlanan egzersizler sayesinde, öğrenme süreci daha verimli ve sürdürülebilir hale geliyor.

Bu noktada eğitimin yön değiştirdiğinin altını çizen Ekiz, “Bilgiye erişimin bu kadar kolay olduğu bir dünyada farkı yaratan şey, bilgiyi ne kadar hızlı ve doğru işleyebildiğimiz. Bu da doğrudan bilişsel becerilerle ilgili” ifadelerini kullandı.

200 MİLYON BİLİŞSEL VERİ ÜZERİNDEN ÖLÇÜLEBİLİR GELİŞİM ETKİSİ

Cognicise, bugüne kadar sistem üzerinde 200 milyonun üzerinde bilişsel etkinlik verisini işleyerek geniş bir veri havuzu oluşturdu. Platforma 800 binden fazla kullanıcı dahil olurken, elde edilen veriler bilişsel performansta ölçülebilir gelişim eğilimlerine işaret ediyor.

Yapılan değerlendirmelerde bilişsel işlem hızında yüzde 15 ila 25 arasında iyileşmeler gözlemlenirken, kullanıcıların önemli bir bölümünde de bilişsel performansın farklı alanlarında gelişim ve hata oranlarında düşüşler kaydedildi. Bazı kullanıcı gruplarında ise bu gelişimin daha belirgin seviyelere ulaştığı ve bilişsel becerilerde daha yüksek oranlı ilerlemelerin ortaya çıktığı görüldü.

Özellikle dikkat ve odaklanma alanında elde edilen sonuçlar öne çıkıyor. Düzenli kullanımın, dikkat süresinde belirgin ve sürdürülebilir artış sağladığı; bazı kullanıcı gruplarında ise başlangıç seviyesine kıyasla çok daha yüksek oranlı gelişimlerin gözlemlendiği ifade ediliyor. Bu durum, bilişsel performansın yalnızca ölçülmediğini, aynı zamanda sistematik biçimde geliştirilebildiğini ortaya koyuyor.

CHC ZEKA MODELİ İLE MİKRO VERİ ANALİZİ

Cognicise, bilişsel psikoloji, nörobilim ve öğrenme bilimlerinin kesişiminde konumlanan yaklaşımıyla eğitimde ölçme ve geliştirme süreçlerini yeniden tanımlıyor. Dünyada bilişsel kapasitenin değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılan CHC Zeka Modeli’ni temel alan platform, klasik eğitim anlayışının aksine yalnızca doğru-yanlış sonuçlarına odaklanmak yerine öğrenme sürecini bütüncül bir yapı içinde ele alıyor.

Sistem, bireyin bilişsel performansını daha derinlemesine analiz edebilmek için tepki süresi, hata türleri ve performans dalgalanmaları gibi mikro verileri işleyerek kişiye özel gelişim modeli oluşturuyor. Bu yapı sayesinde her kullanıcı, statik bir değerlendirme yerine sürekli güncellenen dinamik bir öğrenme profili üzerinden takip ediliyor.

Oyun temelli ölçüm yaklaşımlarının ötesine geçen sistem; envanterler ve uluslararası geçerliliğe sahip testlerle desteklenen bir model üzerine inşa ediliyor. Böylece Cognicise, yalnızca bilişsel performansı ölçen değil, aynı zamanda ölçüm verilerini gelişim sürecine dönüştüren bütüncül bir eğitim teknolojisi olarak konumlanıyor.

Kapsayıcı eğitimden kariyer planlamasına uzanan bütüncül ekosistem

Kurucu ortakların disleksi ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) gibi kişisel deneyimlerinden ilham alan yenilikçi bir model olan Cognicise, ekosistemi yalnızca genel öğrenci kitlesine yönelik bir yapı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda özel öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler için de kapsamlı çözümler geliştiriyor. Disleksi (okuma güçlüğü), Diskalkuli (matematik öğrenme güçlüğü) ve Disgrafi (yazma güçlüğü) yaşayan çocukların öğrenme süreçlerini desteklemek üzere özel olarak geliştirilen Applexia, bu kapsayıcı yaklaşımın önemli bileşenleri arasında yer alıyor.

Bununla birlikte erken yaşta bilişsel gelişimi ölçen, analiz eden ve geliştirmeye yönelik süreçler sunan Witmina ve Zeka Madeni uygulamaları, çocukların bilişsel becerilerini sistematik olarak takip etmeye imkan tanıyor. Ekosistemin bir diğer bileşeni olan Tercih Analizi ise öğrencilerin kariyer kararlarını; ilgi, yetenek, kişilik, saygınlık, değer yargıları ve bilişsel beceriler gibi çok boyutlu parametreler üzerinden değerlendirmelerine destek oluyor.

Bu yapı, Cognicise’i yalnızca bir eğitim platformu olmaktan çıkararak, öğrenme süreçlerinden kariyer planlamasına uzanan bütüncül bir bilişsel gelişim ekosistemine dönüştürüyor.

Küresel Büyüme Stratejisi ve Eğitim Teknolojisinde Uluslararası Açılım

Cognicise, halihazırda birçok okul ve kurumda aktif olarak kullanılan yapısıyla Türkiye’den çıkan bir eğitim teknolojisi markası olma hedefini uluslararası ölçekte genişletmeyi sürdürüyor. Platform, bilişsel becerileri ölçümleyen ve geliştiren uygulamalarını farklı pazarlarda konumlandırarak küresel bir eğitim ekosistemi oluşturmayı amaçlıyor.

Başta Avrupa, MENA bölgesi ve Kanada olmak üzere farklı coğrafyalarda yaygınlaşmayı hedefleyen girişim, uluslararası büyüme stratejisini çok katmanlı bir yapılanma üzerinden yürütüyor. Bu kapsamda akademik iş birlikleri, distribütörlük anlaşmaları ve yerel pazarlara uyumlu tanıtım faaliyetleri eş zamanlı olarak devam ediyor.

Şirketin mevcut yapılanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Necati Ekiz, akademik kadroda 6 alan uzmanı akademisyenin yer aldığını ve yaklaşık 10 ülkede distribütörlük anlaşmalarıyla aktif bir yapı kurduklarını söyledi. Körfez ülkeleri, Avrupa ve gelişen pazarlarda stratejik çalışmaların sürdüğünü ifade eden Ekiz, bazı bölgelerde küresel gelişmelere bağlı olarak planlamaların yeniden yapılandırıldığını, ancak uzun vadeli hedeflerden sapma olmadığını vurguladı.

2026 yılı sonuna kadar en az 18 ülkede aktif olmayı hedeflediklerini belirten Ekiz, sözlerini, “Biz yalnızca bir eğitim ürünü geliştirmiyoruz. Bireylerin bilişsel potansiyelini keşfetmelerini sağlayan, öğrenmeyi kişiselleştiren ve veriyle yöneten kapsamlı bir ekosistem inşa ediyoruz” diyerek tamamladı.

DİSLEKSİDE BİLİŞSEL YAKLAŞIM VE VERİ TEMELLİ EĞİTİM MODELLERİ

Gazi Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü’nden Doç. Dr. Ufuk Özkubat da, disleksinin, bireyin zekâsıyla ilgili bir durum değil; bilgiyi işleme biçimiyle ilgili olduğunu söyleyerek, “Bu nedenle öğrenme güçlüğü yaşayan öğrenciler için en önemli nokta, standart öğretim yöntemlerinden ziyade bireyselleştirilmiş ve strateji temelli yaklaşımların benimsenmesidir. Disleksi yalnızca okuma-yazma sürecine indirgenmemeli; bireyin bilişsel ve üstbilişsel stratejileri nasıl kullandığıyla birlikte ele alınmalıdır. Bu beceriler desteklendiğinde öğrencilerin öğrenme süreçlerinde önemli ilerlemeler sağlanabilir.” dedi.

Toplumda disleksiye dair en yaygın yanlışlardan birinin disleksinin ‘engel’ olarak görülmesi olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Özkubat, “Oysa doğru yöntemler ve erken müdahale ile disleksi, bireyin öğrenme sürecinde farklı ancak geliştirilebilir bir durumdur. Özellikle veri temelli ve bilişsel süreçleri odağına alan yaklaşımlar, disleksi gibi öğrenme güçlüklerinin erken fark edilmesi ve etkili biçimde desteklenmesi açısından önemli fırsatlar sunmaktadır” diye konuştu.

Cognicise Eğitim Platformu Kurucu Ortağı Cihan Özel de disleksinin çoğu zaman yalnızca okuma ve yazma güçlüğü olarak görülse de aslında bilişsel sistemin bilgiyi işleme biçimindeki farklılıklardan kaynaklanan çok boyutlu bir durum olduğunu kaydetti. Özel şunları söyledi: “Bu nedenle çözüm tek bir yöntemle değil, veriye dayalı ve bireyin öğrenme dinamiklerini analiz eden bütüncül yaklaşımlarla mümkün olabilir. Bugün eğitimde en kritik ihtiyaç, disleksiyi yalnızca tanımlamak değil, öğrencinin bilişsel profilini doğru okuyabilmeye dayanıyor. Teknoloji destekli sistemler bu noktada öğrenme süreçlerini daha görünür hale getirerek her birey için daha doğru müdahale alanları oluşturabilir. Toplumda disleksiye dair en önemli yanılgılardan biri, bunun değiştirilemez bir ‘etiket’ olarak görülmesidir; oysa doğru analiz, uygun stratejiler ve veri temelli yaklaşımlar sayesinde bu öğrencilerin öğrenme süreçlerinde anlamlı gelişmeler sağlanabilir.”

TED Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Olcay Yılmaz da bilişsel becerilerin, bireyin yalnızca akademik başarısını değil; problem çözme, karar verme, dikkat yönetimi ve uyum sağlama kapasitesini de doğrudan etkileyen temel zihinsel süreçler olduğunu söyleyerek, “Eğitim ortamlarında bu becerilerin doğru anlaşılması, öğrencinin öğrenme yolculuğunu daha sağlıklı ve verimli hale getirmek açısından kritik bir rol oynar” dedi.

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) yaklaşımının ise bu noktada, öğrencinin yalnızca akademik değil aynı zamanda psikolojik ve gelişimsel ihtiyaçlarını da dikkate alan bütüncül bir destek sunduğunu kaydeden Dr. Yılmaz, “Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik uygulamaları, öğrencinin kendini tanıması, güçlü ve gelişime açık yönlerini fark etmesi ve eğitim sürecinde doğru yönlendirilmesi açısından önemli bir işlev görür. Özellikle kişisel özelliklere yönelik farkındalık öğrencinin potansiyelini ortaya çıkarmada ve kariyer keşfinde belirleyici olabilir. Bu nedenle bilişsel becerilerin Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik perspektifiyle birlikte ele alınması, eğitimciler ve rehberlik uzmanları için daha kapsayıcı ve etkili bir yaklaşım sunmaktadır” ifadelerini kullandı.