Özel Haber

Cumhuriyet'in 100. yılına hazırladığı minyatür ödül getirdi

Ankara Kalesi'ndeki atölyesinde çalışmalarını sürdüren minyatür sanatçısı Canan Ateş'in, Cumhuriyet'in 100. yılı için hazırladığı özel minyatür eser, Balıkesir'de düzenlenen "Sanatın On Hali" uluslararası yarışmasında ödüle layık görüldü. Eserleri yurt içi ve yurt dışında sergilenen Ateş, "Minyatür geçmişten geleceğe bir imzadır." dedi.

Özel sektörde farklı alanlarda çalışırken sanat tutkusunun peşinden giden Canan Ateş, ebru sanatıyla başladığı yolculuğunu minyatür sanatıyla sürdürdü. Katıldığı ulusal ve uluslararası yarışmalarda ödüller alan Ateş, eserlerini yurt içi ve yurt dışındaki sergilerde sanatseverlerle buluştururken, bir yandan da minyatür sanatını yeni nesillere aktarmak için öğrenci yetiştirmeye devam ediyor.

SANAT YOLCULUĞU EBRU İLE BAŞLADI

Ebru sanatıyla başladığı yolculuğunu minyatürle sürdüren Ateş, aldığı eğitimlerin ardından atölyesini açarak öğrenciler yetiştirmeye başladı. Canan Ateş, sanat yolculuğunu şu sözlerle anlattı: "Daha önce aslında bu sanat benim için bir meslek değil araştırdığım, ulaşmaya çalıştığım bir daldı. Daha sonradan ebru sanatı ve minyatür sanatı ile başladım. Minyatür hayatımda var olan bir kelimeydi. Lisedeyken sanat tarihi dersimizde bir minyatür cümlesi ve ufacık da bir resmini görmüştük. Eğitimine ulaşmakta çok zorluk çekiyorduk. Eğitimine ulaşacağım bir kanal bulduktan sonra Ebru ile başladım. Ebrudan hocalığımı aldım, atölyemi açtım, öğrenciler yetiştirdim ama hep gönlümdeki aslan minyatürdü.”

"MİNYATÜR GEÇMİŞTEN GELECEĞE BİR İMZADIR"

Minyatür sanatının uzun ve titiz bir çalışma gerektirdiğini belirten Canan Ateş, bir esere başlamadan önce kapsamlı araştırma yaptığını söyledi. Ateş, eserlerini gelecek nesillere doğru şekilde aktarabilmek için her ayrıntıyı inceleyerek çalıştığını belirterek, şunları söyledi: "Minyatür alanında öğrenci yetiştiriyorum. Minyatür başına oturduğunuz zaman bir günde, bir ayda bitecek bir iş değil. Önce kafamda hikâyesini tasarlıyorum. Araştırmasını yapıyorum ki hata yapma gibi bir durum olmasın. Çünkü minyatür geçmişten geleceğe bir imzadır. Biz sizin sadece bir cami olarak baktığınız yapının mimarisinden taşına, kim tarafından yapıldığına kadar her ayrıntıyı araştırırız. Daha sonra hikâyesini kurgulayıp çizim, renklendirme, noktalama ve kontür aşamalarına geçiyorum. Bir eser bazen 4-5 ay sürebiliyor.”

SANAT SABIR VE EMEK İSTİYOR

Yeni neslin geleneksel sanatlara ilgi duyduğunu ancak sabır gerektiren çalışmalara mesafeli yaklaştığını belirten Canan Ateş, internetin bilgiye ulaşmayı kolaylaştırsa da sanatın yerini hiçbir şeyin tutamayacağını söyledi.

Canan Ateş, şöyle konuştu: "Yeni nesil biraz hazır nesil. İşin içine girmek isteyen, neleri kazanabileceğini, hayatına neler katabileceğini anlattığınız zaman sıcak bakanlar var. Ama yeni nesil uğraştırıcı işlere bir tık uzak kalıyor çünkü sabır yok. İnternette her şeye ulaşabilirsiniz, her türlü bilgiyi bulabilirsiniz ama bir sanat eserinin yapılmış olanlarını inceleyebilirsiniz, kendi sanat eserinizi asla bulamazsınız. Onun için emek, emek, emek.”

CUMHURİYET'İN 100. YILINA ÖZEL ESER HAZIRLADI

Yarışmalarda genellikle belirlenen temalar doğrultusunda eserler hazırladığını belirten Canan Ateş, Cumhuriyet'in 100. yılı için hazırladığı minyatür çalışmasının ödüle layık görüldüğünü söyledi. Ateş, eserlerinde tarihi ve kültürel değerleri gelecek nesillere aktarmayı amaçladığını ifade etti.

Canan Ateş, şunları söyledi: "İlk başta pek konu belirlemiyordum ama yarışmalara katılacağım zaman belirli bir konusu olan yarışmalar oluyor. Örneğin biri Cumhuriyetimizin 100. yılı için yapılmıştı. Orada ben bir Türkiye haritasını film şeridi içinden yaptım. Altından ay yıldızı yapıp, Atatürk'ü noktalayarak Kurtuluş Savaşı sahnelerini film şeridinin içine yerleştirdim. Örneğin sağlık ve şifa konulu bir yarışma vardı. Yine orada İbni Sina'dan başlayarak tarihsel olarak gelecek nesle anlattım.”

HEPSİNDE AYRI BİR TEPKİ

Ateş, minyatürün herkese kendinden bir parça hissettirdiğini dile getirerek şöyle devam etti: "Benim minyatür eserlerimin hangisine bakarlarsa insanlar farklı tepki veriyorlar. Benim bir İstanbul Sokakları minyatürüm var, örneğin Kültür Bakanlığı'ndan ödüllü bir eserimdir. Oraya bakanlar bir başka dünyaya giriyorlar. Mesnevi'den bir hikâye yapmıştım, onu görenler ağlıyorlar. Vavlı çalışmamın önünde yaklaşık bir saate yakın sadece gözünü dikip seyreden bir ziyaretçi olmuştu. Yani eserlerin hepsi bakanları içine çekiyor çünkü minyatür bir olayı tasvir ediyor. Hikâye gibi. Herkes içinde kendinden bir parça bulabiliyor baktığı zaman.”

SANAT İNSANI DÖNÜŞTÜRÜYOR

Sanatın yalnızca eser üretmekten ibaret olmadığını belirten Canan Ateş, üretim sürecinin kendisini de değiştirdiğini söyledi. Sanat sayesinde sabretmeyi, çevresine farklı bir gözle bakmayı öğrendiğini ifade eden Ateş, herkesin yaptığı işe sevgi kattığında onu sanata dönüştürebileceğini dile getirdi. Gençlerin ve çocukların kendilerini keşfedebilecekleri alanlara yönlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Ateş, sanatın insanın içindeki potansiyeli ortaya çıkardığını belirtti.