Bizim Çocukların kazanma alışkanlığı, Türkiye zaman dilimine göre 14 Haziran’da başlayacak Dünya Kupası finalleri için A Milli takımımızın motivasyon açısından en önemli silahı olacak gibi görünüyor.
4 Eylül 2025’te başlayan Dünya Kupası elemelerinde oynadığımız 8, bize final kapısını açan 2 play-off ve zaman darlığı yüzünden sayısı 2’de kalan hazırlık maçlarında sadece nazarlık olarak İspanya karşısında aldığımız birer yenilgi ve beraberlik dışında millilerimiz, çok zor koşullarda bile bize tam 10 galibiyet armağan ettiler.
Üstelik hazırlık maçlarında sakatlıkları yüzünden henüz tam olarak hazır olamayan veya teknik ekip tarafından risk edilmeyen çok sayıdaki yıldızlarımıza rağmen…
Son Venezuela maçında Güney Amerika futbolunun karakteristik özelliği olan sert futbolunun dozunun bir hayli yükseğini gördükten sonra iyi ki Kerem, Hakan oyuna sonradan girmiş, Ferdi Kadıoğlu ve tedavisi süren Kenan Yıldız hiç risk edilmemiş demekten kendimizi alamadık…
Bu kadar değerli yıldızından yoksun olan Bizim Çocuklar, hem Amerika kıtasına olan fiziksel uyum sorunu hem de oldukça sert futbolundan dolayı zorlu geçen Venezuela maçından sakatlıksız ve galibiyetle ayrılmaları son derece sevindirici oldu.
Peki son 10 yıldır hiçbir Güney Amerika ekibiyle karşılaşmadığımız ve gruptaki rakibimiz Paraguay konusunda bize fikir vereceği için seçilen, üstelik Dünya Kupası elemelerinde rakibimize de 1-0 üstünlük sağlayan Venezuela karşısında hatalarımız olmadı mı?
Bir defa en büyük handikaplarımızdan biri olan hücuma çıkarken yapılan top kayıplarının neye mal olacağını bir kez daha apaçık gördük. Bunun bedelini de daha 13.dakikada rakip takımın en iyisi olan ve Kaptan Zeki Çelik ile İrfan Can Kahveci’den oluşan sağ kanadımıza aman vermeyen Mendoza’nın güvendiğimiz savunma silahlarımızdan biri olan Abdülkerim Bardakçı’dan çok rahat sıyrılarak attığı golle ödedik.
Allahtan oyunu iyi okuyan Montella, ikinci yarının hemen başında müdahale ederek İrfan Can Kahveci ile Abdülkerim Bardakçı’yı kenara alıp sahaya Yunus Akgün ile Merih Demiral’i sürdü.
Bu maçta istediğimiz gibi tam işlemeyen orta sahamıza rağmen Venezuela karşısında istatistiklerde bariz olarak üstünlüğümüz vardı. Rakibimizin 2’si isabetli 9 şutuna karşın yarı yarıya isabetli 16 şutumuz vardı. Kornerlerde 12’ye karşı 2, rakip ceza sahasında topla buluşmada 27’ye 10, gol beklentisinde ise 1.53’e karşı 0.43 üstünlüğümüz vardı.
Haklarını yemeyelim rakibimiz de, 6 net kurtarışla farkın artmasına engel olan kalecileri Contreras ile Mendoza, Ramirez ve Casseres gibi iyi oyunculara sahipti.
Tabi bir de Arda Güler gibi bir yıldızımız vardı ki, maç öncesi Meksika basınının milli takımımız ile ilgili değerlendirmesindeki, ” Hücum orta saha oyuncusu Arda Güler, yalnızca ülkesinin en değerli cevheri değil, aynı zamanda Türkiye'nin kaderini futbolun en büyük sahnesinde değiştirebilecek özel bir oyuncu olarak öne çıkıyor” sözlerini hiç de boşa çıkarmadı. Beraberlik golünde yaptığı müthiş köşe vuruşunun Venezuela kalesini hallaç pamuğu gibi atmasını, Yunus Akgün’ün galibiyeti getiren golündeki asisti dışında hemen hemen geliştirdiğimiz her pozisyonun hazırlayıcı olması, Arda Güler’in neden dünya çapında bir yıldız olduğunu kanıtlamıyor mu?
Allah nazarlardan saklasın.