24 yıl sonra katılma başarısı gösterdiğimiz Dünya Kupasına katılıp, yer alacağımız D grubundaki rakiplerimizi görünce ulus olarak hemen kendimizi gruptan rahat çıkma hülyasına kaptırmıştık.
Öyle ya oynayacağımız takımlar ev sahibi ABD, Paraguay ve Avustralya… Doğrusu ABD dışındaki ikisi bizim için kapalı kutu ama biz bunlara hep önyargılı davrandık, daha doğrusu çantada keklik olarak gördük.
İlk rakibimiz Avustralya turnuvanın en mütevazi kadrosuna sahip ülkelerden biri… En değerli oyuncusu 10 milyon euro olan 22 yaşındaki savunma oyuncusu Circati… Takımın toplamı ise 50 milyon euro civarında… Ancak dünya kupasına katılımları 2026 ile 8’e ulaşacak. Yani bize karşı kullandıkları en güçlü yönü bu turnuvada daha tecrübeli oluşlarıydı.
Fakat sahada gördük ki en büyük silahları savunması. Boy ortalaması 1.94 olan 3’lü savunmasının hava hakimiyeti ve fiziksel üstünlüğüyle dikkat çekiyor. Üstelik rakibin baskısını kırarak geçişlerle gol arayan Avustralya bu özellikleriyle dikkate alınması gereken takımlardan biri olduğunu ilk yarıda İrankunda’nın kontrataktan attığı golle de gösterdi.
Onların savunma ağırlıklı oyunu, bizim kapalı defans oynayan takımlara karşı zafiyetimizi de bir kez daha gözler önüne serdi. İlk yarıda uzaktan şutları denememiz kilidi açmamıza yetmedi. Sadece Abdülkerim’in 25 metreden şutunda top yan direkten döndü.
Montella, ikinci yarıda önce Barış Alper’in yerine Kenan Yıldız, 62’de de Orkun’un yerine Yunus Akgün’ü alarak hücum gücümüzü artırmayı düşündü. Rakibimizi ceza sahasına hapsettik ama onların savunma direncini kıracak bitirici vuruşları bir türlü beceremedik.
Ama Avusturalya bizim bir türlü gerçekleştiremediğimizi 75’te bu kez bir taç atışından başlayan atakla Metcalfe’nin bitirici vuruşuyla yaptı. Fark ikiye çıkınca da bu kez bizim direncimiz kırıldı.
Uzun oyunculardan oluşan savunması ve mükemmel fizik üstünlüğünü çok iyi kullanan rakibimiz, dünya yıldızlarına sahip takımımıza bir gerçeği daha gösterdi.
Artık bir gerçek gözardı edilmemeli… Kapalı savunma santrforsuz aşılmaz…
Montella, bir kez daha düşünmeli ki, ilerde oynattığı 1.73’lük Kerem Aktürkoğlu’nun boy ortalaması 1.94 olan savunmanın arasında ezilmesine 85 dakika izlemek intihar ile eş anlamlıdır. Hele elinde 1.90’lık orijini santrafor olan Deniz Gül varken.
İstatistiklere bakıyoruz 8’i isabetli toplamda attığımız 30 şuttan 12’si savunma tarafında engellendi. 10’u da isabetsiz oldu. Avustralya ise 9 şuttan 4 isabet bulurken 2’si de gol oldu.
Santraforumuz yokken 26 orta yapmışız neye yarar… Nitekim bunda da sadece 2 isabet sağlayabilmişiz.
Sonuçta bu beklenmedik yenilgi tümüyle, ısrarlı bir şekilde takımı hatalı oynatan teknik direktör Vincenzo Montella’ya yazar.