Dostlarım;
Biz Türkler “ahlâk”ı genel olarak apış arasına indirger onun üzerinden değerlendiririz ama öyle değildir.
Ahlak; doğru–yanlış, iyi–kötü, layık- layık olmayan anlamında insan davranışlarının belirlendiği değerler, kurallar ve ilkeler bütünüdür. Ki, biz toplum olarak yazılı kurallar olmadan “ahlâk” üzerine yaşam biçimimizi belirlemiş bir ulusun temsilcileriyiz.
Ahlaklı olmak bir yaşam biçimidir. Vicdan, sorumluluk, dürüstlük, adalet, merhamet, saygı, sevgi biçimidir.
Yüzyıllardır tartışılır.
Felsefenin en önemli konularından biridir. Felsefe “hlâk”ı “İyi nedir?” “Doğru davranış nasıl belirlenir?” “İnsan neden ahlaklı olmalıdır?” Evrensel ahlak kuralları var mıdır?” sorularıyla sorgular.
Örnek; yalan söylememek, başkalarına zarar vermemek, adil olmak, başkalarının emeğine saygı ahlâklı olmanın kuralları olarak belirlenir.
Benim başucu kitaplarımdan biri olan Seneca imparator Lucilius'a yazdığı mektuplarında, aslında ahlâkın temel felsefesini de anlatıyordu.
Öyle ki günümüzde bile Seneca’nın Ahlak mektupları halâ güncelliğini koruyor.
Devamı için tıklayınız.