Bayram Madenciye Bayram Değil!

Doruk Maden işçilerinin 1 mayıs öncesinde gerçekleştirdikleri ve sonuçlandığını sandıkları eylemleri ne yazık ki halen bir sonuç getirmedi. Maden sahibi şirketin aylardır kazanılmış paralarını vermemeleri, sendikal hakları hiçe saymaları, ücretsiz zorunlu izlerle işçilerin işten uzaklaştırılmaları, keyfi işten çıkarmalar ve tazminatların ödenmemesi gibi temel ve açıkçası alenen hayatta kalma mücadelesi verdikleri eylemleri bir kez daha işçileri hayal kırıklığına uğrattı. Ankara Kurtuluş Parkı'nda direnen ve açlık eylemi ile kazanılmış haklarını almaya çalışan işçilere taleplerinin yerine getirileceği sözü verilmişti.

Yapılan açıklamalarda belirtilen tarihe rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığı ifade edildi ve maden işçilerinin bir kez daha bayramdan sonra 1 haziran tarihinde eylemlerinin devam edeceği duyuruldu. "Bayram sonrası 1 haziran tarihinde başta Doruk Maden işçileri ve mağdur edilen aileler olmak üzere Ankara'da çok güçlü bir direniş ortaya koyacağımızı ilan ediyoruz." açıklamasında bulunan işçiler ise bu bayrama da ücretleri ödenmemiş bir vaziyette girdiler.

Bir diğer yandan Egetaş Maden işçileri de direnişte olduklarını duyurdular. 2025-2027 dönemini kapsayan toplu sözleşmenin uygulanmaması, madenin genel olarak can güvenliğini hiçe sayması (kendilerine dağıtılan gaz maskelerinin süresinin uzun süredir geçtiği ve bu maskelerin işlevlerini yitirdiğine değiniyorlar), aylardır emeklerinin karşılığının alınamaması işçileri bu haklı direnişe sürükleyen asıl neden olarak gözükmekte. Patronları ise 13 mayısta direnişe geçen maden emekçilerini vatan hainliği ile suçlayarak (kaldı ki bu kelime artık öylesine pervasızca kullanılıyor ki kimin nerede ne alakayla kullandığını anlamak yıllardır meçhul!) işçileri itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır.

Kiremitçiler Grup'a ait Özşen Madencilik'ten de benzer bir haber geldi. Madencilikten atılan 21 maden emekçisi arkadaşları ve verilmeyen maaşları için onlar da son 3 gündür direnişteler. Yahu bu nasıl bir durum?! Aynı anda kaç maden şirketi işçisine parasını keyfi ödemiyor, keyfi işten çıkartıyor, keyfi zorunlu izin yazıyor. Bu zulmü yapacak gücü bu semraye tam olarak nereden buluyor? Durmadan maden işçilerinin parası ödenmiyor haberi yapıyoruz, maden beceremiyorsunuz efendiler ne diye satın aldınız bu madenleri? Abdülhamit'in saatini kolleksiyonunuza eklemeye yetecek paranız var ama işçinin emeğini ödeyecek paranız mı yok?

İşçiler ise: "Önümüz bayram, çocuklarımıza kıyafet alacak paramız yok. Önümüz bayram ama biz direnişteyiz, bayram bize gelmedi." ifadeleriyle mücadelelerine devam ediyorlar.

Şimdi soruyoruz: Emekçiye, özellikle de maden emekçilerine kazandıkları parayı vermemek ne gibi bir anlayışın ürünü tam olarak acaba??? İşçiler durmadan sokaklara dökülüyor, polis müdahalesi ile karşılaşıyor ve bunların hepsi milyon dolarlık para basan madenlerin emekçilerine hakettiklerinin çok daha altında para vermesiyle (ve hatta vermemesiyle) sonuçlanıyor. İnsanlar işini mi yapsınlar durmadan paramızı ödeyin diye birinin yakasına mı yapışsınlar? Bu şirketler işçisine parasını ödemekten acizse madenler kamulaştırılsın mesela? En temel güvenlik ve gelir ihtiyaçlarının karşılanmaması ve milyonların ortada döndüğü durumlar büyük bir absürt senaryo çıkarıyor karşımıza.

Basın emekçileri olarak maden emekçilerinin yanındayız ve her taleplerini, karşılaştıkları her müdahaleyi insanlarla paylaşmakta yükümlüyüz. Yalnız değilsiniz emekçi abilerim, nasıl bir sömürüyle canla başla mücadele ettiğinizi görüyoruz ve sesiniz olmaya söz veriyoruz.

Asla Yalnız Yürümeyeceksin!