Atatürk’ün kızlarına da final yakışır

Bu yıl 8.kez düzenlenen FIVB Milletler Liginde (VNL), ABD ve İtalya’dan başka kazanan bir diğer ülke Türkiye…

2018'den bu yana (2020 hariç) düzenlenen organizasyonda bu yılla birlikte tam 8 kez finallere katılma başarısı gösteren, 5 kez de yarı final oynayan, 1’er kez altın, gümüş ve bronz kazanan. 2 kez de 4’üncü olan A Milli Kadın Voleybol Takımımızdan başkası değil..

Öyle bir başarı da gerçekten en çok Ulu Önder Atatürk’ün kızlarına yakışır…

Aslında 2026 Milletler Ligine öyle arzuladığımız şekilde de başlayamadık. Sezonun çok yoğun olmasından dolayı yorgun düşen asların büyük bölümünün dinlendirilmesi üstüne bir de sakat olan Zehra ve Ebrar Karakurt’un kadroya alınma belirsizliği de binince geçen yılki çeyrek finalde alınan 3-2’lik Japonya yenilgisiyle alınan 6’ncılık aklımıza geldi.

Başantrenörümüz Daniele Santarelli, Brezilya’daki ilk etaba İlkin Aydın’ın kaptanlığında geleceğin milli takımını oluşturacak yeteneklerle mücadele etmeyi tercih etti. Hatta kadrodaki 16 yaşlarındaki Aylin Uysalcan ve Ezel Balık’ı Ankara etabı listesinden U18 takımımızın Avrupa şampiyonası için çıkardı.

Brasilia’da İlk maçını Dominik’e karşı 3-2’lik skorla kazanan milliler, Hollanda ile yaptığı ikinci karşılaşmasını 3-0 kaybetti. Sultanlar, organizasyondaki 3. maçında İtalya'ya 3-1 yenilirken son maçta ise Bulgaristan'ı 3-1'lik skorla mağlup etti. Bu sonuçla Türkiye, elde ettiği 2’şer galibiyet ve mağlubiyetle 5 puan elde ederken 18 takım arasında 11. sırada yer aldı.

Ancak sırada Bayan Voleybolunun mabedi olan Başkent etabı vardı. Ankaralı sporseverlerin müthiş desteğiyle Belçika ve Fransa’yı set vermeden yenen ay-yıldızlılar, Almanya ve Çin’i de 3-2’lik skorla geçerek 4’te 4 yapıp, 6. sıraya yükseldi.

Japonya’nın Osaka kentinde ise bizi gerçekten çok zorlu rakipler bekliyordu. Tayland dışındaki ülkelerin tümü sıralamada üstümüzde yer alıyordu. Ancak Sultanlar, Polonya’yı 3-1 ile geçtikten sonra lider ABD’yi elimizden kaçırarak 3-2 yenildik. Sıra Asya ekiplerine gelmişti. İki ekip de inatçı ve disiplini elden bırakmayan bir mücadele ruhuna sahiptiler.

Kolay kolay hata yapmayan Japonya gibi bir takımı, hücumda 28 hataya zorlayarak yenmek gerçekten harika bir işti. Bu galibiyet gerçekten çok önemliydi. Osaka’daki salonun tüm biletleri satılmıştı. Kadrosu hem yetenekli hem de çok güçlüydü. Üstelik Başantrenörü de Ferhat Akbaş’tı ve dolayısıyla takımımızı da çok iyi tanıyordu… Seyirci baskısını kırmak, rakibi hataya zorlamak ve dirençlerini aşağı çekmek, onları yenerek altımıza almak bence turnuvada aldığımız en yararlı galibiyetti.

Üst üste 3 maç oynamak elbette zordur. Düşünün ABD ile çok çekişmeli bir maçtan sonra Japonya ve saatler sonra da Tayland ile karşılaşmak daha da zor…. Tayland'ın bir gün önce Brezilya gibi çok güçlü bir ekibi 3-0 ile geçmesiyle kazandığı moralle karşımıza çıkması da bizim için bir talihsizlikti… Bu galibiyetin verdiği pozitif bir enerji onlara karşı oynamanın hiç de kolay bir iş olmadığını daha başlangıçta skoru 22/17 yapmamıza rağmen seti 25/27 vermemizle çok iyi gördük. Santarelli’nin maç öncesi altını çizdiği gibi maçın son topuna kadar oyunun içinde ve odaklanmış kalmamaktan başka çaremiz yoktu ve bunu da aynen uygulayarak bu güçlü ekibi de yenerek 3.etap sonunda 4’ncü sırayı garantileyip Makao’yı gitmeyi hak ettik.

Yazımızı yazarken daha çeyrek finaldeki rakibimiz belli değildi. Kanada, Dominik’i 3-1 yenerek bir adım öne geçti ancak hangisiyle oynayacağımızı Hollanda’nın Sırbistan ile yapacağı maçtan alacağı sonuç belirleyecek.

İşin en önemli ilginç yanı, VNL’nin her zaman üst sıralarında görmeye aşina olduğumuz 19’ar puanlı Polonya ve Japonya’dan birinin 8. olmasına rağmen finallere katılamayacak olması… Çünkü statü gereği finallere ev sahipliği yapacak Çin’in, ilk 8’e giremediği takdirde, ilk 7 sırayı alacak ülkelerle birlikte 8.takım olarak katılma hakkı buluyor.