Cumhurbaşkanlığı'nda düzenlenen Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu’na Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Başkanvekili İskender Pala ile medya kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Program, Prof. Dr. Hanefi Özbek, Prof. Dr. Volkan Gidiş ve Öğretim Görevlisi Şaban Gölge tarafından müzik dinletisiyle başladı. Ardından İskender Pala'nın açılış konuşmasıyla devam etti.
"SAĞLIKÇILARIN GÖSTERDİĞİ FEDAKARLIK HER TÜRLÜ TAKDİRİN ÜZERİNDE"
Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu iş birliğinde düzenlenen program kapsamında 'Kadın Eliyle Taşa İşlenen Şifa-Darüşşifaların Banileri ve Çiçeklerin Dili" sergisini gezen Emine Erdoğan, eserler hakkında bilgi aldı. Emine Erdoğan konuşmasına, Sağlık Bakanlığı'na, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kuruluna ve organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ederek başladı.
Hekimlerden hemşirelere, ebelerden ambulans şoförlerine, sağlık camiasının her bir mensubuna şükranlarını sunan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Onlar, büyük bir özveriyle çoğu zaman kendi hayatlarını geri plana alarak en zor zamanlarımızda yanımızda oluyorlar. Gösterdikleri fedakarlık her türlü takdirin üzerindedir. Bu toprakların hekimleri, tarih boyunca insanlığın tıbbi birikimine çok büyük katkılar yaptılar. Sadece hastalıklara reçete yazmakla kalmadılar, insana ve hayata değer veren bir şifa anlayışının reçetesini de insanlığa hediye ettiler. Tıp ilmini yalnızca teknik bir alan olarak değil bir sanat, irfan ve ahlak meselesi olarak gördüler. Yaralara merhem hazırladıkları kadar ortaya koydukları hekimlik anlayışıyla ruhun yaralarına da merhem oldular. Afiyette olma halini organların sıhhatiyle sınırlamadılar, onu insanın varoluşunun tamamında aradılar. Beden ve ruhun ahengini insanın terazisi saydılar. Hastalığa değil şifaya odaklandılar. Bu anlayış, darüşşifalarda ete kemiğe büründü, kurumsallaştı. Darüşşifalar, medeniyetimizin şefkat geleneğinin abideleri ve günümüz için çok önemli referans kaynaklarıdır."
Emine Erdoğan, kurulan bu büyük şifa medeniyetinin fikri zeminini İbn-i Sina'nın, "Tedavinin en iyi yollarından biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele etmek için cesaret vermek, hastanın çevresini sevimli, hoşa gider hale getirmek, ona en iyi musikiyi dinletmek ve onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir." sözleriyle özetlediğini aktardı.
"ANADOLU ŞİFANIN, İLMİN, SANATIN MERKEZİ
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ise yaptığı konuşmada, Anadolu'nun binlerce yıl şifanın, ilmin, sanatın ve merhametin merkezlerinden biri olduğunu belirtti.
Memişoğlu 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” vizyonuyla hayata geçirilen Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modelimizle geçmişten devraldığımız bu birikimi çağın imkânlarıyla buluşturuyoruz."dedi.
Kayseri'de 1206'da hizmete açılan Gevher Nesibe Sultan Darüşşifası'nda tıp eğitimi ile hasta bakımının aynı çatı altında yürütüldüğünü, bugünkü anlamda buranın bir tıp fakültesi niteliği taşıdığını belirtti.
"GETAT'TAN 1.5 MİLYON KİŞİ YARARLANDI"
Bakan Memişoğlu, geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) uygulamalarını bilimsel, etik ve mevzuat temelli bir çerçevede sağlık sisteminin bir parçası hâline getirdiklerini belirterek “Ülkemizde 83 GETAT uygulama merkezi, 2 bin 160 GETAT ünitesi ve 13 bin 485 sertifikalı hekimimizle insanımıza hizmet vermekteyiz. Bugüne kadar 1,5 milyon vatandaşımız toplam 3 milyon kez bu hizmetlerden faydalanmıştır.” bilgilerini paylaştı.