Altın, petrol, döviz herkesin aklı karışık

15 gün süren bir tatilde mail kutumuzda okurlardan gelen ‘Altın ne olur?’, ‘İran-ABD savaşı petrolü etkilerken bizim maliyetlerimiz ne olacak?’, ‘kurlar da baskı altında ne yapalım?’ yönlü sorulara dilimiz döndüğünce genel bir değerlendirme yapalım…

Brent petrol, Kızıldeniz'deki enerji akışının kesintiye uğrayabileceği endişeleri ve ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın daha da tırmanabileceği korkularıyla geçtiğimiz cuma günü varil başına 100 doların üzerinde seyretti.

X sosyal medya hesabım @cahitsaracoglu üzerinden petrol fiyatlarında yaşanan artışların yurtiçi pompa fiyatlarına yansımasını aktarmayı sürdüreceğiz.

Geçtiğimiz Cuma günü ABD tipi ham petrol (WTI) vadeli kontratları ise 91,20 dolar civarında yatay seyretti. Bu seviye 11 Haziran'dan bu yana en yüksek düzey oldu.

Analistler arz kesintilerinin savaşın başından bu yana en büyük seviyede olduğu görüşündeler. Açıkçası, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol akışı neredeyse durmuş durumda. Buna ek olarak Kızıldeniz üzerinden Suudi petrol sevkiyatlarına yönelik açık riskler de bulunuyor. Bu durum petrol fiyatlarında artışın inişli çıkışlı olarak sürebileceğini gösteriyor.

Ancak, petrol fiyatlarındaki yükselişin, ABD gibi dünya ekonomisine yön veren büyük ekonomilerin maliyetlerini de artırmasından dolayı önlenmeye çalışıldığını da belirtelim. Yani yükselen petrol fiyatları Rusya, Suudi Arabistan gibi ülkelere yararken, ABD, Çin ve Batı ülkelerinde maliyet artışı yaratıyor.

Öte yandan Kazakistan Enerji Bakanlığı perşembe günü yaptığı açıklamada, Ukrayna'ya ait olduğu düşünülen insansız hava aracı saldırılarının ülkenin Karadeniz'deki ana ihracat terminalini kapatmaya zorlamasının ardından petrol şirketlerinin üretimi geçici olarak azalttığını duyurdu.

Açıkçası petrolde yaşanılanlar Türkiye’nin maliyetlerini her geçen gün ciddi oranda etkileyeceğini ortaya koyuyor.

Altında durum ise Ortadoğu’daki çatışmaların artışı ile birlikte petrol fiyatlarındaki yükselişle ters orantılı olarak gerilemeye devam edecek gibi görünüyor. 28-29 Temmuz tarihlerindeki ABD Merkez Bankası FED’in toplantısında alınacak kararlar, altının seyri konusunda bir fikir verebilir. Bekleyip göreceğiz.

Ancak burada bir uyarıda bulunmak isterim. Kendisi kuyumculuk yapan birine bizim medyanın bazı eksik akıllıları ‘altın ne olur, artar mı’ şeklinde sorular soruyor, sonra da bunu yayımlıyorlar. Ancak ‘hiç kimse yoğurdum ekşi demez’ atasözünü hatırlatmak isterim. Kuyumculuk yapan, altın satarak hayatını kazanan adam, ‘altın düşer’ der mi? sorusuna bu adam hiçbir zaman düşer demez, gidip sorup vatandaşın da gramını 8 bin liradan almasına yol açtıklarını hatırlatayım.

Gelelim baskı altında tutulduğu söylenen döviz kurlarına…

Dezenflasyon sürecinin son evresinde 28 Şubat 2026 tarihinde ortaya çıkan İran savaşı nedeniyle Merkez Bankası, 1 Mart 2026 günü iki önlem açıklamıştı. Getirilen önlemlerden biri 1 hafta vadeli repo ihalelerine bir süreliğine ara verilmesi, diğeri ise Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başlanmasıydı.

Merkez Bankası, bankaları yüzde 37'yle fonlamak yerine yüzde 40'la fonlamaya başladı. Bu da bir aylık mevduat faizlerinde yükselişe neden oldu ve yıllık yüzde 37-38 seviyelerinden yeniden yüzde 40'lara yükselişi tetikledi. Nitekim geçtiğimiz günlerde de MB 5’inci faiz kararında 37’de bırakmayı kararlaştırdı. Bankalar da mevduat faizlerine yüzde 45’ler seviyesinde yıllık faizler veriliyor. Bu da dövize olan yönelimi kısıtlıyor. Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40 olarak devam ettiriyor

Merkez'in bir diğer önlemi olan Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemleri de devreye girdi. Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemleri (NDF), vade sonunda anaparaların el değiştirmediği, Türk lirası cinsinden nakdi uzlaşmaya dayanan ve döviz kurundaki risklere karşı koruma sağlayan türev işlemlerden. Böylece dövize ihtiyacı olan şirketler döviz ihtiyaçlarını serbest piyasa yerine Merkez Bankası'ndan karşılamaya başladı. Böylece şirketin dövize ihtiyacı olduğu vadede Merkez Bankası döviz ödemesini yapacak.

O nedenle Mart ayından bu yana döviz kurlarında sıçramanın önü şimdilik kesilmiş durumda…