Panelde Avukat Arif Ali Cangı “Akbelen’de Ne Oldu?”, Türkiye Ziraatçılar Derneği İzmir Şube Başkanı İlker Ağın “Tarım ve Çevre İlişkisi” ve Ulusal Tarım Gıda Birliği Derneği (UTGB) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yaşar Uysal “Tarımın Ekonomi Politiği” başlıklarında sunumlar yaptı.
BİR GECEDE İKİ ŞİRKET KAZANSIN KARARI
Tarımda yeni örgütlenme ihtiyacının vurgulandığı panele yoğun gündem nedeniyle katılamayan Muğla-Milas İkizköy Mahallesi Muhtarı ve çevre aktivisti Nejla Işık yazılı mesaj göndererek Akbelen’de olup bitenleri anlattı. Nejla Işık mesajında şunları dile getirdi:
“Bu toplantının gerçekleştiği esnada biz köylüler olarak büyük bir direniş örgütleme çabasındayız. 10 Ocak 2026 tarihinde verilen acele kamulaştırma kararı ile bir gecede, bir kararla, ‘iki şirket kazansın’ diye yaşadığımız köyümüz, topraklarımız, zeytin bahçelerimiz, ahırlarımız istimlak edildi. Yani hayatlarımıza çöktüler; geçmişimizi, tüm yaşamımızı, gelecek umutlarımızı, hayallerimizi gasp ettiler!
Büyük bir direnişle karşıladığımız, Ankara'nın göbeğinde 18 gün nöbet tutarak mücadele ettiğimiz yeni maden yasasına dayanarak, önce zeytinlerimizi talan ettiler, şimdi de elimizde emeğimizde ne varsa ona göz koydular.
Biz Muğla'nın, Milas'ın köylüleriyiz. Yıllardır bu topraklarda zeytincilik yaparak geçiniyoruz. Toprağımızı, ormanımızı, köylerimizi gözümüz gibi koruduk, korumaya devam ediyoruz. Suyumuz, toprağımız bizim geleceğimiz. 40 yıldır çalışan, 10'a yakın köyü yutmuş, 2014 yılında özelleştirilerek Limak & ICTAŞ ortaklığındaki YK Enerji şirketine geçmiş termik santraller ve maden ocağı, geldi önce Akbelen ormanına dayandı; tüm itirazlarımıza, hukuksuzluğa, fiili mücadelemize rağmen binden fazla jandarmanın gözetimi ve müdahale etmemizi engellemesiyle ormanınızı kestiler.
6 günde koca orman kesildi. 2 buçuk yılı aşkın süredir Akbelen'i kazdılar. Sonra zeytinlikler bu madenin genişlemesinde engeldi. Mücadelemiz sayesindedir ki zeytincilik kanununu uygulamak zorunda kaldılar. Ama yetmedi, bu kanunu ve mücadelemizi aşmak için maden yasasını değiştirdiler. Milas ve Yatağan Termik Santrali Havzasında bulunan maden sahalarının genişlemesi için özel izin verdiler. Akabinde Eylül ayı ve Aralık ayında iki parti halinde binlerce zeytin ağacını talan ettiler. Şimdi de köylerimizi, bize ait toprakları istiyorlar.
Bizim mücadelemiz yaklaşık 7 yıldır sürüyor. Biz, doğup büyüdüğümüz topraklarımızı, aralarında yüzlerce yaşında olanların da olduğu zeytin ağaçlarımızı, bin bir emekle büyüttüğümüz hayvanlarımızı, çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğini savunuyoruz. Bir şirket daha fazla kâr edecek diye bizim hayatlarımızın gasp edilmesine razı değiliz. ‘Enerji arz güvenliği’ adı altında tarif edilen bu rantçı, talancı politikanın kamu yararı değil, bizzat kanunun karşısında olduğunu söylüyoruz. Bizler kamuyuz, bizler bu ülkenin üreten köylüleriyiz. Bizler bu ülkenin eşit yurttaşları, sahipleriyiz. Milas halkı, Muğla halkı bir şirketten büyüktür. Köyümüzü madene vermeyeceğiz!”