A.Gücü Rahatlık Tuzağına Düştü

Kupadaki Fenerbahçe zaferinin Başkent ekibi açısından lige yansıması konusunda endişelerimizi dile getirdiğimiz de sarı-lacivertli renklere gönül verenlerin tepkisini çektiğimizin de farkındaydık…

Biz “Kupa beyiyiz” diyerek övünmekte ve bu kulvardaki mücadeleye ayrı bir değer vermekte yerden göğe kadar haklılar… Ziraat Türkiye Kupasında yarı finale yükselmenin bu unvana değer kattığının da bilincindeyiz. Ancak 114 yıllık şanlı geçmişinde Türkiye liginin kuruluşundan buyana 3 büyüklerden sonra en fazla yer alan (53 sezon) bir kulüp olmanın ulaştırdığı mertebeyi ve kazandırdığı değeri de kimse yadsıyamaz.

‘Kupa mı lig mi önemli’ derken kazanılan şampiyonlukları manevi değerini bir kenara koymamız, kulübün yaşaması için birinci derecede önemli duruma yükselen maddi duruma en çok hangi kulvarın daha çok katkı sağlayacağı konusunu “yaşam” için ön planda tutmamız gerçeğine vakıf olmamız de şart… İşin özü; kupanın manevi, ligin de maddi tarafı daha ağır basıyor.

İstanbul maçına çıkılmadan, 1 beraberlik-4 yenilgili 5 haftalık negatif performans, Ankaragücü’nü her adımda, uzak durulması en hayırlı olan kırmızı bölgeye biraz daha yakınlaştırıyordu…  Kurtuluş için alınabilecek 33 puanlık pastadan 3 puanı hanesine yazdırma yolunda karşılaşılacak en iyi ekip konumu itibariyle İstanbulspor’dan daha iyisi bulunamazdı. Haftalardır ligin dibinden kurtulamayan, en iyi 5-6 futbolcusunu yönetim kararıyla başka takımlara kiralayan, şimdiden 1.lig planları yapan bir takımdan daha iyisi olabilir miydi? Tek sıkıntı kaybedecek bir şeyi olmamanın verdiği stresten uzak olmalarıydı.

Kafalarında şampiyonluktan başka bir şey düşünmeyen, kupa angaryasından kurtulmak için rotasyon bahanesinin ardına saklanan Fenerbahçe ve Galatasaray’ın çeyrek finaldeki kötü performansları, düşme potasına düşmeme mücadelesindeki Ankaragücü ve Karagümrük takımlarını 28.haftadaki hayati maçlarında rahata itmemeliydi. Bu tuzağa ilk düşen maalesef Ankaragücü oldu. İstanbulspor karşısına, renkdaşı ile oynadığı kupa mücadelesinde en iyi olanlardan Saponara ve Morutan’ı yanında oturtarak başlayan Emre Belözoğlu, maç sonrası bunun nedenlerini açıklarken doğrusu herkesi çok şaşırttı.

Emre hocam demek ki bu maçın önemini, takımına karşı duyduğu yüksek özgüvenden dolayı tam olarak algılayamamış… Öncelikle ateş hattının 17 ve18.sırasında bulunan ekiplerle puan farkının sadece 1’e düşmesi, son haftalarda karşılaşacağı rakiplerden büyük çoğunluğunun kadro kalitesinin kendi takımından daha iyi olduğunu unutmuş… Hatta Morutan’ın oynatılması durumunda kulübün kaldıramayacağı bir bonservis bedeli yüzünden ilk 11’de sahaya çıkartılmadığını açıklarken, İstanbul maçını çok hafife aldığını da ortaya koydu. Sonra Ankaragücü’nü yakından takip eden spor yazarı kardeşlerimizin verdiği bilgiden, Romen futbolcunun sözleşmesinin uzatılması için 6 maç daha 11’de olması gerektiğini de öğrendik. Yani Morutan, eksik bilgi yüzünden A.Gücü açısından  hayati önem taşıyan, alınacak 3 puanla kurtuluş fitilini ateşleyecek nitelikteki maçta kadroya alınmamış.

Böyle bir maçta da ara transferde takıma katılanlar içinde en faydalı görünen Saponara’nın da yer almaması da bana göre bir diğer büyük hata…

Bu maçın en büyük tesellisi; kotarılan ve belki de Başkent’in koca çınarını kümede bıraktıracak değerdeki bir puan kadar, sarı-lacivertli ekibin artık tek hedefinin hocası tarafından üstelik kendi deyimiyle “net bir şekilde” anlaşılmış olmasıdır.